İlahiyatçı bir sosyolog: Vehbi Başer

Dünyayı, ülkemizi Müslüman duyarlılığıyla beslenmiş bir sosyolojik bakışla yorumluyor Vehbi Başer. Pratik hayatın problemlerine gözünü kapamıyor. Ama bir medeniyet tasavvuru peşinde. Muaz Ergü yazdı.

İlahiyatçı bir sosyolog: Vehbi Başer

Vehbi Başer, Balıkesir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü hocalarından. Aynı zamanda Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Hem bir sosyolog hem de ilahiyatçı… Bir koltukta birden fazla karpuz… “Sosyal işlerin ‘sosyolog’suz yapılıyor” olduğu memleketimizin güler yüzlü, en acı hallerimizi mütebessim bir üslupla anlatmayı beceren bir sosyoloji hocası. Medeniyet serencamımızın, modernleşmenin ahlak ve estetiğimizden çaldıklarının ya da duçar olduğumuz sosyo/kültürel/dini bunalımımızın teolojik yorumlayıcısı…

İlmi ve fikri müktesebatı yoğun olan Başer Hoca, ortalarda gözükmekten pek hoşlanmıyor. Popülist bir medya ikonu ya da sosyologu olmak yerine kendi yatağında akan asude ırmak misali fikrin ve zikrin vadilerinde akıyor. Kitabı yok, ama zihnindekiler bir külliyat mesabesinde. Arada televizyonlarda görünüyor. Daha çok akademik toplantılarda… Yayınlanmamış birçok bildirisi var. Yani bir kitap yayınlayıp, yayın dünyasına giren ve oradan da kültür dünyamızı işgal eden, her kameraya gülümseyen, her mikrofona laf yetiştirmeye çalışan biri değil. Reklam, skor peşinde hele hiç değil… İmam Humeyni demişti ya, “Özünde cevher olanın reklama ihtiyacı yoktur.” Hocayı dinlediğinizde ya da yazdıklarını okuduğunuzda bu cevheri duyabilir ve görebilirsiniz.

Kendimizle ve geçmişimizle sağlıklı bir bağ kuramadık

Dünyayı, ülkemizi Müslüman duyarlılığıyla beslenmiş bir sosyolojik bakışla yorumluyor Vehbi Başer. Pratik hayatın problemlerine gözünü kapamıyor. Ama bir medeniyet tasavvuru peşinde. Artistik söylemlere, entelektüel gazlamalara karnı tok. “Küresel bir krizin ortasında kendi krizlerimizle yer alıyoruz” diyerek büyük resmi gösteriyor. Evet, bir millet olarak aşağı yukarı üç yüz yıllık bir mağlubiyetin yüküyle yürüyoruz. Osmanlı’nın Batı karşısındaki trajik mağlubiyeti… Mağlubiyetin meydana getirdiği eziklik… Batı’nın fikri, siyasi, teknolojik üstünlüğü bizim psikolojimizi bozdu diyor Vehbi Hoca. Sağlıksız ve belirsiz modernleşme hepimizi hallaç pamuğuna çevirdi, dayatılmış değişimlerle iyice kimyası bozulmuş bir toplum olduk diye de ekliyor. Yönsüz, istikameti belirsiz bir haldeyiz. Kendimizle ve geçmişimizle sağlıklı bir bağ kuramadık. Kendi krizlerimizi, sorunlarımızı düşünecek vaktimiz yok.

Son dönemlerde yaşadığımız hastalıklı hallere de değiniyor Hoca. Kalkınma sevdamızın önüne gelen her şeyi ezdiğine… Herkeste var bizde de olsun hastalığımızdan… Siyasi, ekonomik, kültürel güç kazanma hırsımız, prestij ve itibar hastalığımız maalesef İslami açıdan kritize edilmiyor. Tam da bu noktada kendimizi sanal dünyaya çok fazla kaptırdığımızdan bahsediyor. Kendimizi bütün küreyle temasa sokan bir yalnızlığa mahkûmluğumuzdan… Mesleki hayatla sosyal medya arasındaki sıkışmışlığımızdan… Sosyal medyayı hınçla tüketmemizden… Bütün mahremlerin ortalığa dökülmesinden… Hac’da çok mahrem ibadetleri yaparken mesela tavaf esnasında 'selfie' çekip paylaşırken… Hoca bu olayları değerlendirirken mekânın ölümünden, mahremiyetin kaybolup gitmesinden bahis açıyor. Bu panoramayı ortaya koyuyor ama umutsuz da değil. Bu durumdan kurtulmak için çeşitli faaliyetler olduğunu ama bunların cılız kaldığını belirtiyor.

Yaşamış olduğumuz kriz sekülerlikle açıklanamaz

Vehbi Başer dikkatle takip edilmesi gereken bir sosyolog. Bilimsel kavramları sözlüklerden, akademik disiplinin sert ikliminden çıkarıp hayatın içine katabiliyor. Konuştukları havada kalmıyor. Hayatımıza iz düşümleri var. Şu anki durumun sekülerlikle açıklanmasını kabul etmiyor. Bugün aslında bizim yaşamış olduğumuz krizin sekülerlikle açıklanamayacağını belirtiyor. Sekülerliği, gerçekten zirve yapmış bir dini ruh halinin içinin boşaltılması olarak tanımlıyor. Bizim uzun zamandır çok yüksek bir dini duyarlılığa sahip olmadığımızı, sahip olduğumuz duyarlılığın yenilmişlik, kaybetmişlik duyarlılığı olduğunu söylüyor. Öncelikle bu duyarlılığı sorgulamamız ve buradan çıkmamız gerektiğini inatla vurguluyor. Eğer büyük bir medeniyet davamız varsa…

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 02 Mayıs 2015, 12:09
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Bahaddin Taşkın
Bahaddin Taşkın - 3 yıl Önce

Hesap günü "Ah nolaydı keşke bugün toprak olsaydım"dememek için Allah'ın razı olduğu salih toplulukların izinden gide bilmede muvaffak olmayı Allah'dan niyaz ediyorum. Hocamı dikkatle izledim. Gıpta içerikli keşkeli cümlelere başlamak istiyorum sanki.İnşaallah kervana yetişmede geç kalmamışımdır.Mustafa Hocamdan da,Vehbi Hocamın Kendilerinden de Razı olsun Ol Muıyn. Amin.

banner19