İbrahim Hakkı Konyalı kültür mirasımızın yağmalanmasına nasıl direndi?

Eskiçağ Anadolu tarihinden Osmanlı tarihine, sanattan estetiğe, mimariden hat’a, ebrudan müzeciliğe, kılıçtan topa, haritadan arşiv vesikalarına, kitabelerden el sanatlarına, meskûkâttan arşivciliğe geniş bir yelpazede baş döndüren bir yekûnu teşkil edecek büyüklükte bir külliyata sahipti İbrahim Hakkı Konyalı.... Muaz Ergü yazdı.

İbrahim Hakkı Konyalı kültür mirasımızın yağmalanmasına nasıl direndi?

Kültür ve medeniyetini ya da bunları oluşturan ruhu geleceğe aktarma hususunda pek parlak bir durumumuz yok. Geçmişe dair, medeniyete ait değerlerimizin ne yazık ki yeterince farkında da değiliz. Kültür mirası konusunda tam mirasyedi evlatları andırıyoruz. Gerçi yukarıda dediğimiz gibi geçmişten geleceğe çok da miras kalmıyor. İçerden ve dışardan yağmalamayla içinde bulunduğumuz toprağın, havasını soluduğumuz manevi iklimin çoraklaşmasıyla karşı karşıyayız. Elbette bunun böyle olmasında bir imparatorluğun yıkılmasının ve yerine cumhuriyetin kurulmasının etkisi büyük. Cumhuriyetin kurucu elitleri ya da bu elitlerin yaslandığı paradigma bizim medeniyetimizle karşılaşma, medeniyeti anlama ve oradan kalkarak bugünü kurma düşüncesine yer vermiyor. Kendi varlıklarını meşrulaştırmak adına bu toprakları vatan kılanları, bu topraklarda sahici bir hayat yaşayanları dışlamışlar.

Kimi namuslu ve erdemli insanlar yangından mal kaçırırcasına bu medeniyet yangınından kurtarabildikleri bilgi, belge ve eserleri günümüze taşıma uğraşında olmuşlar. Her türlü bürokratik baskıya rağmen yazdıkları kitaplarla, makalelerle, sohbetlerle geçmişi bugünlere taşımışlar. İşte bu gayretlerden biri de İbrahim Hakkı Konyalı. Konyalı, Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki tarih araştırmacılarının başında gelir. Aynı zamanda kitabe uzmanıdır. Osmanlı dönemine ait kitabeleri okuyup anlama ve ortaya çıkarma gibi önemli bir misyonun sahibi. 1896’da Konya’da doğuyor. Hem medrese eğitimi alıyor hem de modern eğitim… Arapça ve Farsça’yı iyi biliyor. Osmanlıca’yı zaten okuyup yazıyor. Medrese eğitiminden sonra I. Dünya Savaşı yıllarında açılan Şimendifer Mektebinden mezun oluyor. TDV İslam Ansiklopedisi’nde de vurgulandığı gibi Türkiye’nin ilk demiryolcusu… Batum’da istasyon müdürlüğü yapıyor.

Şehir tarihçiliğinde çok önemli bir isim

İbrahim Hakkı Konyalı, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sinden yoğun bir şekilde etkileniyor. Rivayet odur ki bu etkilenme sonucunda adına Hakkı’yı da ekliyor. Evet, Konyalı’nın bizim için önemi ne? Neler yapmış ki bugüne kadar unutulmamış? Bir kere şu an büyük coşkuyla dinlediğimiz ve bizleri yüzyıllar öncesi cenk meydanlarına götüren mehter takımının kurucusu. Milli ruhun müzikal anlamdaki ayağı Konyalı tarafından hayata geçirilmiş. Piri Reis’in deri üzerine çizdiği haritayı Topkapı Sarayı’nda bularak gün yüzüne çıkarıyor. Eğer, onun gayreti olmasa Piri Reis’in haritasından haberimiz olmayacaktı.

Diğer yaptığı önemli iş ise Osmanlı arşivlerinin Bulgaristan’a satışını durdurması ve birçok belgenin elimizde kalmasını sağlamasıdır. Evet, arşivlerimiz tomar tomar Bulgaristan’a satılırken Konyalı bu gidişatı durduruyor. Bir felaketi önlemiş oluyor. Türk arşivciliği ona çok şey borçlu… Tarih yağmacılığının önüne set örüyor.

Bir başka önemli yönü ise şehir tarihçiliği… Alanya Tarihi, Abideleri ve Kitabeleriyle Konya Tarihi, Abideleri ve Kitabeleriyle Karaman Tarihi, Nasrettin Hoca’nın Şehri Akşehir, Abideleriyle ve Kitabeleriyle Konya Ereğlisi Tarihi, Ermenek ve Mut Abideleri, Üsküdar Tarihi… Tarihlerini yazdığı yerlerden. İstanbul’un pek çok yeri ve camileri ile ilgili araştırmaları da dikkate değer. Şehirleri yazarken çalakalem şeyler yok satırlarında. Şehirle ilgili bütün detayları çalışıyor. Arşivleri inceliyor. Tekdüze bir perspektiften ziyade zengin içerik söz konusu.

Geniş bir yelpazede baş döndüren bir yekûnu teşkil edecek büyüklükte bir külliyatı bulunmakta

İsmail Hakkı’nın İstanbul ile ilgili çalışmaları da ayrıca önem arzeder. Özellikle Mimar Sinan’a ait birçok cami, mescid, türbe, kütüphane, mektepler rahmetli tarafından incelenmiş ve kayıt altına alınmış. Başta söylediğimiz gibi İstanbul kendi çocuklarından, bedenleri buralı ama zihinleri Batılı olan elitlerinden çok çekti. Camiler, hanlar, hamamlar enkazcılara satıldı. Değerli eşyalar ve çiniler çalındı. Türbeler, tekkeler bakımsızlığa mahkûm edilerek berduş yuvaları haline getirildi. İşte Konyalı gibi cesur şahsiyetler bu yıkımlara direndi. Yazılarıyla, sohbetleriyle kamuoyunun dikkatini çekti ve daha büyük yağmaların önüne geçti.

İbrahim Hakkı Konyalı’nın İstanbul ile ilgili kayıp çalışması İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından bulundu. Gerekli düzenlemeler yapılarak "İbrahim Hakkı Konyalı'nın Kayıp Arşivinden İstanbul'da Mimar Sinan Eserleri" adıyla yayınlandı. Bu kitap Konyalı’nın 1940-1941 yılları arasındaki fotoğraflarından ve daktilo metinlerinden oluşturulmuş. Konyalı bu çalışmasını sağlığında yayınlayamıyor. Kitapta Merkez Efendi Hamamı’nın yıkılmaktan kurtarılışı da anlatılıyor: "Bu hamam, Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Hamam tektir, göbek taşının etrafında dört kapalı halvet ve üç açık yıkanma yeri bulunur. Sinan'ın yaptığı Merkez Efendi Hamamı, Merkez Efendi Camisi'nin evkafındandı. Birçok hamam gibi o da hususi ellere geçmiştir. İki sene evvel son sahibi tarafından 1300 liraya yıkıcı Kayserili Şevket'e satılmıştır. Enkazcı, bu abideyi yıkıyordu. Bu mamureyi tetkik ederken yıkma ameliyesine şahit oldum. Bir gazetede yaptığım neşriyatla bu hamamın Sinan'a ait olduğunu haykırdım. Bu suretle yıkılmasına mani oldum. Kurna sayısı ondur. Soyunma yerinde çok güzel ve göbekli bir şadırvan görülür."

Yazımızı Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından 2015 yılında yayınlanan  “Şehirlerin Sevdalısı İbrahim Hakkı Konyalı Armağanı” adlı kitabın ilk sayfasındaki şu değerlendirmelerle bitirelim:

“İbrahim Hakkı Konyalı, hayatı ve eserleri hakkında derli toplu bilginin çok az olduğu önemli ilim şahsiyetlerinden biridir. Cumhuriyetin kültür, tarih ve sanat hayatını inceleyen herkesin yolunu mutlaka düşürmesi gereken önemli bir duraktır, Konyalı. Özelde İstanbul ve Konya, genelde memleketin neredeyse bütünü hakkında kalem oynatmış, karalamış, yayınlamış büyük araştırmacı olarak Konyalı, ne yazık ki bu yönüyle yeterince incelenmemiş ve hak ettiği yere bir türlü oturtulmamıştır. Tarih, sanat tarihi, arşivcilik ve epigrafi başta olmak üzere sosyal bilimlerin pek çok alanında verdiği eserlerle uzman kimliğini ispatlamış nadir şahsiyetlerdendir. Eskiçağ Anadolu tarihinden Osmanlı tarihine, sanattan estetiğe, mimariden hat’a, ebrudan müzeciliğe, kılıçtan topa, haritadan arşiv vesikalarına, kitabelerden el sanatlarına; Osmanlı Sanatı’ndan Selçuklu Sanatı’na, meskûkâttan arşivciliğe, edebiyattan günün sosyal ve siyasal meselelerine kadar geniş bir yelpazede baş döndüren bir yekûnu teşkil edecek büyüklükte bir külliyatı bulunmaktadır. Cumhuriyetin kuruluşundan önce başladığı yayın ve gazetecilik hayatına ömrünün sonuna kadar devam eden Konyalı, pek çok eserini de yayınlamadan bu dünyadan göçmüştür.”

Allah rahmet eylesin. Ruhu şad olsun!..

Muaz Ergü

Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2020, 15:00

Eslem Nilay Bozdemir

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26