Himalayalar Ömer Karaoğlu dinliyor!

Himalayalar'ın eteklerinde Keşmir'de Ömer Karaoğlu'nun söylediği tam da kendilerini anlatan bir ezgiyi söylüyordu yetim çocuklarımız.

Himalayalar Ömer Karaoğlu dinliyor!

Himalayalar'ın eteklerinde Keşmir'de Ömer Karaoğlu'nun sesinden dinledikleri tam da kendilerini anlatan bir ezgiyi söylüyordu yetim çocuklarımız.

“Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız." (Peygamber Efendimiz)

Sen “yetim” dersen benim kalbim “Faruk Aktaş”a gider dostum, söz biter, dil tıkanır.

“Yetim” dersen eğer kalbim Suriye’deki Filistin kamplarında yumruklarını sıkmış bir halde bana selam veren o minik delikanlılara, Patani’de şehit düşmüş ahde vefalı yüreklerin henüz 4 yaşındaki bebelerinin yüzlerine yansıyan  hüzne gider.

“Yetim” dersen eğer, yüreğim dünyanın bir ucunda, Himalayaların eteklerinde kurulmuş Rara Koleji’ne gider dostum, lütfen beni mazur gör.

Ne çok yetim var!Yetimler

Keşmir’de çok yetim var. Hint zulmü  altında inleyen bu topraklarda sadece çatışmalar dolayısı  ile çocuklar yetim kalmıyor. Özellikle son depremden sonra çok sayıda insanın vefat etmesi bu ülkeyi adeta yetimlerin yurdu haline getirmiş. Ekim 2005 tarihindeki deprem yine büyük kayıplara neden olmuş. Resmî rakamlara göre 73 bin, kamuoyuna göre 300 bin insan hayatını kaybetmiş, on binlerce insan yaralanmış. Her evden bir yetim sedası yükseliyor. Zor dostum, zor.

Muzafferabad’daki yetimhanemiz

Keşmir’de, o efsanevi dağların eteklerinde Anadolu Coğrafyasının yetim sevdası yatıyor. İHH’nın başkent Muzafferabad’da açtığı ve başarıdan başarıya koşan yetimhanesine daha önce birkaç defa gelmiştim. Bu defa ise hoş bir sürpriz karşıladı bizi.

Yetimhane, dağın yamaçlarında ve son derece güzel bir binaya sahip. Birçok binası var. Spor salonundan yatakhanesine, bilgisayar laboratuarlarından fen bilimleri laboratuarlarına kadar her şey mevcut. Anaokulundan lise sona kadar eğitim verilen bu komplekste  yok yok.

Vali’nin oğlu ile yetim bir çocuk aynı sınıfta, aynı sırada eğitim görüyorlar. Yetimlerin bütün masrafları İstanbul’dan, Erzurum’dan, Konya’dan karşılanıyor. Dışarıdan da öğrenci alınıyor ve yetimler ile diğerleri aynı eğitimi görüyorlar. Yetimlerin daha fazla mahzunlaşmaması için elden gelen yapılıyor.  2 yıl önce ilk defa gelmiştim buraya, en son ise 2 ay kadar önce buralardaydım.  Yetim Koleji her gelişimde üstüne yeni şeyler katmış oluyor. Burası, içindeki tavşanlara varıncaya kadar tamamen özel bir mekan.

YetimhaneYetime şefkat gösterin

Kolejin mescidinde bir süre “yetimler”  ile oturduk. Bir grup gönül dostu ile beraberiz ve her biri bir minik sevdayı kucağına aldı. Bir süre sonra yetimler gruba ufak gösteriler yapmaya başladılar. İlahiler söylüyor, sportif hareketler filan yapıyorlar.

Mahzun sevdalı yetimler gösterileri için mecburen bizden ayrılıyor ve mescidin ortasına gidiyorlar. Sonra gösterilerini tamamlar tamamlamaz hızlıca yerlerine geri dönüyor ve bize sarılıyorlar. O minik minik çocukların, yetiştikleri son derece güzel okula, imkanlara, hocalara ve sağlıklı ortamlarına rağmen sevgiyi aramaları, bir kucağın sıcaklığına hasret kalmaları bütün dostları duygulandırdı. Tekvando gösterisi bitiyor ve yetimler kimin kazandığının işareti dahi verilmeden hemen kucaklara geri dönmeye çalışıyorlar… Çok özel ve yürekleri burkan görüntüler onlar.

Himalayalarda Ömer Karaoğlu dinledik

Sonra birkaç kişi kalktı ayağa ve Ömer Karaoğlu’ndan dinlediğimiz ve son dönemin en güzel eserlerinden “Yetim Türküsü”nü söylemeye başladı. İngilizce, Arapça ve Türkçe. “La ilahe illallah.” O esnada kayda girdim. 3 yetim sıra ile söylüyor ve Mesciddeki diğer yetimler eşlik ediyor.

Buyurun; o Keşmirli yetimlerden dinleyelim bu defa da o kutlu sözü; La İlahe İllallah…

 

Videoyu izlemek için tıklayınız: //www.dunyabizim.com/video.php?id=184

 

 

M. Mustafa Uzun, Keşmir Rara Yetim Okulu’ndan yazdı

Yayın Tarihi: 09 Haziran 2011 Perşembe 10:51 Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2011, 05:21
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
zeynep şimşek
zeynep şimşek - 11 yıl Önce

"yetim" dersen eğer, aklıma birgün başını okşayacağım, kucaklayacağım bir gazzeli yetime sahip olma umudu gelir.
Şehadeti yaratan Rabbe şükürler olsun..

arif banazlı
arif banazlı - 11 yıl Önce

Bu eserin bestesinin Erdoğan Akın'a ait olduğunu hatırlatır,sevgili Ömer karaoğlu'nun da gayet güzel yorumladığını belirtmek isterim...

M. Mustafa Uzun
M. Mustafa Uzun - 11 yıl Önce

Selamlarımla. Erdoğan Akın, gönül dünyamızın en umutlu seslerinden biridir. Severek ve heyecanla dinleriz. Başlıkaki "Ömer Karaoğlu bestesi" ifadesi de maalesef başlığın sığmamasıyla editöryal bir müdahale sonucu ortaya çıkmıştır. Sonra düzeltilmiştir.

banner19

banner26