Hikâyecilerimiz arasında ayrı bir yeri var

“Allah’ım hayretini artır” duasına eşlik edenlerdendir Halime Toros. Ondaki hayret sıradan bir konuşmada bile saklı ve farklı incelikler görebilecek bir “basiret” gözüne sahiptir.

Hikâyecilerimiz arasında ayrı bir yeri var

 

Yazı kadını… Çukurova kıyılarında doğup büyümesinden değil elbette, belki onun da etkisi vardır öykülerindeki insan mahşerinde, o mahşerden çıkıp kahraman olmayı, karakter olmayı hak eden bileşke kahramanlarda ancak diyeceğimiz o değil… Yazıdaki kadın kadındaki yazı denklemini kurdurabilecek bir annelik, bir ablalık, bir eşlik, yerine göre kendi yalnızlığına gömülmüş kız çocukluğundan nineliğe, ninelikten kız çocukluğuna yolculuk yapan kadınsı durumlar da var.Halime Toros, Sahurla Gelen Erkekler

Öykülerinde, romanında da öyle, hayat “hay”dan ve  “huy”dan… Hayhuy deyip geçemeyeceğimiz bir sahiciliği yazıyor o… Dikkatli bakınca ağlayanların ve dikkatli bakınca anlayanların okuması için gönderilen çok katmanlı mektuplar… “Tanımsız” olması da ondan biraz…

Her gülümsenin, her gözyaşının; her kederli ve neşeli eylemin bir ayrı sevinci, imayı, yerine göre ifşayı ve imhayı barındırdığına tanıklığı var çünkü…

Oyunun iyi oynanmasının dünya ile uyumdan geçtiğini bilir.

İlk ağlaması ‘60 ihtilaline sayılsa yeridir; ilk gençlik ağlamalarından kayıp çocuklara, kayıp giden çocuklara, kaybolan çocukluklara, kayıplarına ağlayan kadınlara dair binlerce harita çıkar.

Kaleminin anaçlığı yanında toplumbilimci bir çok bilmişliği de vardır. Bu ‘çok bilmiş’ ukalalık değil, sahiden çok bilmişliktir.

Halkların ezgisine olduğu kadar “Halkaların Ezgisi”ne de aşinadır

Yükseklik fobisi sesle sınırlıdır. Konuşmasında harfler sükûta kaçmak için fırsat kollar.

“Allah’ım hayretini artır” duasına eşlik edenlerdendir. Ondaki hayret sıradan bir konuşmada bile saklı ve farklı incelikler görebilecek bir “basiret” gözüne sahiptir.

Dünyanın, insanların, kentlerin, uzak yakın ülkelerin, sokakların, kapıların halleriyle hemhal olurken de kendi halinde olmayı başarabilenlerdendir.

Her çocuk yangınını yürek yangına dönüştürür; yüreğindeki köz vadilerinde çıplak ayakla çokça dolaştığından ayaklarının ucuna bakar. Başkasının ayağına bakmaz.

Halime Toros, Asya'nın KandilleriSufi meşreptir; sigarasının dumanı bile dönerek ve eğik boyunla gökyüzüne yükselir.

Tanımsız ve Sahurla Gelen Erkekler, kadın hikâyecilerimizin eserleri arasında ayrı bir yerde durur.

Halkların ezgisine olduğu kadar “Halkaların Ezgisi”ne de aşinadır.

Halime Toros bu, hikâyecimiz…

Gezi yazıları kitaplaştı. Belgesel metinleri/belgesel metinler yazdı.

Çok Ankaralı…

Yüzü Akdeniz uygarlıklarının bütün değerlerinden yapılan bir ayna…

İnsan olduğumuzu hatırlatıyor hepimize…

Böyle biliriz.

 

Mehmet Aycı yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Mayıs 2013, 09:44
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ayşe fidan
ayşe fidan - 6 yıl Önce

Halkaların Ezgisi'ni yıllar evvel okumuştum; yazanın yazdığına pişmanlık duymasını beklediğim bir romandır; başörtülü bir kadının, örtünmeyi eleştirel-inkâr noktasında marazi bir sorgulamaya tabi tutması ve neticede örtüsünü çıkarıp rahat etmesini anlatır. Örtünmeyi,kadının özgürlüğünün çalınması olarak yansıtan ve sorgulanması gerektiğini lanse eden Halkaların Ezgisi'nin nesini dikkate sunuyorsunuz anlamadım.

selçuk küpçük
selçuk küpçük - 6 yıl Önce

muhterem halime hanım'ın "sahurla gelen erkekler" kitabı , okumaktan büyük keyif aldığım ve unutamadığım kitaplardan... öykülerini çok sevdim. kendisine buradan "daha çok yazsanız keşke" demek isterim.

Fatih PALA
Fatih PALA - 6 yıl Önce

Halkaların Ezgisi'ni alalı çok oldu. Kaç kere okumak için elime alıyorum, biraz ilerliyorum; sonra ne hikmetse okumam devam etmiyor, devam edemiyorum bir türlü. Hayatımda roman/öykü türünde okumak isteyip de okurken hafakanların beni sardığı başka bir eser bilmiyorum. Sorun kimde onu da bilmiyorum. Hayırlısı...

banner19

banner13