Hikmetin İzinde Yalınkılıç Bir Yolcu: Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez gönül yelkenlerini dupduru dağ rüzgârlarıyla doldurmuş bir yürek eri. Toroslar’dan… Dağlarla da barışık, upuzun bozkır gecelerine hüzün damıtan yıldızlarla da… Muaz Ergü yazdı.

Hikmetin İzinde Yalınkılıç Bir Yolcu: Ömür Çelikdönmez

Sanal gerçekliğin, reklamların esareti altındayız. Görüntünün, görselliğin... Ancak reklam yoluyla bize ulaşanları ve gösterilenleri görebiliyoruz. Ve yaygın olarak bütün her şeyi de bu görünenlerden ibaret zannetme hastalığımız var. Oysa kalite ve özgünlük gibi klas duruşlar, değerler reklamın, gürültünün içinde barınmazlar. Gürültünün patırtının içinde duyamayız sahici sesleri. Kalabalıklar arasından seçilemez nitelik. Niceliğin egemenliğinde yaşamayacak kadar özgür ve özgündür kalite… Humeyni, “Özünde cevher olanların reklama ihtiyacı yoktur” diyerek aslında bu vakıayı enfes bir biçimde ifadelendirir. Evet, herkesin görünmek için, uzatılan her mikrofona konuşmak için yarıştığı zamanlardayız. Tevazuun yitirildiği zamanlar… Bu zamanlarda tevazuu yitirmemek için çırpınanlar da yok değil. İşte onlardan biri de Ömür Çelikdönmez. Ergeni, genci, yaşlısı herkesin bir cümleyle şair, düşünür, kanaat önderi olduğu günümüzde Çelikdönmez bu çevrimin dışında. Dışında olmaktan da son derece memnun… Egosu şişmiş kalabalıklarda yitmek yerine hikmetin izinde, varlık sebebimizin arayışında yalınkılıç bir yolcu…

İnsanın yeryüzü serüvenini şu cümlelerin ışığında tanımlıyor Ömür Bey: “Marifet insanın kendisini bilmesidir. Çünkü kendini bilen Rabbini bilir. Hikmet arayışı, varlık sebebimizin anlaşılmasında oldukça önemli bir aydınlanma sürecidir. İster buna seyr- i süluk densin isterse mü’minin yitiğini aramak.” Arayışın aynı zamanda menzilimiz olduğunun farkında. Bu dünyanın faniliğinin farkında nitekim. Yazılarıyla, sözleriyle gök kubbede hoş bir seda bırakmanın peşinde.

Yazar, muhabir, fotoğrafçı

Çelikdönmez üniversite eğitimine felsefe ile başlıyor, sosyoloji ile bitiriyor. Akademik anlamda hem felsefeci hem sosyolog. Pratikte daha ortaokul, lise yıllarında Türkiye, Milli Gazete, Antalya Ekspres gibi gazetelerin muhabirliğini yapıyor. Isparta’da yayınlanan gazetelerin birçoğunda haber, makale ve şiirleri yayınlanıyor. Şiire, edebiyata ünsiyeti teoride kalmıyor. Sahaya iniyor. Fotoğrafçılıkla uğraşısına da değinmeden geçmek olmaz. Tunceli’de öğretmenlik yaptığı yıllarda “Dört Mevsim Tunceli” adlı bir fotoğraf sergisi de açıyor. Bu dönemde başta Milli Gazete ve Yeni Şafak Gazetesi olmak üzere yazıları yayınlanıyor. Öze Dönüş, İmza, Palandöken, Avaz, İktibas, Türk Yurdu, Yeşilay gibi dergilerde de ismine rastlıyoruz. Merhum Hüseyin Kartal’ın yayın hayatına kazandırdığı Ezcümle dergisinde de yazı ve şiirleri yayınlanıyor. Bir süre bu derginin yayın yönetmenliğini de üstleniyor. Bütün bunların yanında “Mavi Düş” adlı bir şiir, “Efsane Doktor Saadettin Sarımurat” diye bir biyografi, Zonguldak’ın Devrek ilçesi ile ilgili “Devrek Tarihi” ve geleneksel sanatlarla ilgili “Bastonla Tarihe Yolculuk & Devrek Baston Tarihi” kitapları var. Çok çalışkan ve üretken bir şahsiyet…

Bir koltuğa beş altı karpuz sığdırıyor. Son dönemleri değerlendiren strateji yazıları ayrıca okunmayı hak ediyor. İç ve dış politikaya ilginç değerlendirmeleri var. haber10, Tımeturk, Fikrikadim, kafkassam gibi internet haber sitelerindeki yazılar anlattığımız cinsten. Sıcak askeri-politik vakıaların soğuk arka planlarını anlamaya ve anlatmaya yönelik gayretler. “Esad, Erdoğan ve Putin’i Şam’da Namaza Bekliyor”, “Türkiye’yi Avrasya’dan Atlantik Rotasına Çeviremediler”, “CIA Kalkışmasına Derin Devlet Derin Millet Darbesi!”, BOP ve Dinlerarası Diyalog İran’a Emanet!”, “Cemaat Neden İstihbarat Örgütü Kurar”, “Siyasi Güç Hizmetin Kimyasını Bozdu”, “İran Düşmanlığı Bahane, AKP’ye Vurmak Şahane”, “Geziden 17 Aralık Darbesine F Tipi Eylemlerin Şifreleri!”… Bunlar, okunacak yazıların bir kaçı.

Gönül yelkenlerini dupduru dağ rüzgârlarıyla doldurmuş bir yürek eri

Politik yazılarını şiirle dengeliyor. Şiir onu siyasanın kirinden pasından uzak tutuyor. Şiir onun nezdinde kendini arayan insanın/şairin trajedisi... Yabancılaşmaya karşı soylu direnişin gerçekleştiği zorlu bir sürecin dışa vurumu… Şiir toplumsallaşma sürecindeki ferdi toplumun her şeyine uymaktan beri tutar. Sıradanlaşmaktan korur insanı.  

Ömür Çelikdönmez gönül yelkenlerini dupduru dağ rüzgârlarıyla doldurmuş bir yürek eri. Toroslar’dan… Dağlarla da barışık, upuzun bozkır gecelerine hüzün damıtan yıldızlarla da… Şiir söyler, şiiri söyler… Goca Ninesini anlatır en içten sözcüklerle… Bulgur aşıyla hoşafın eksik olmadığı Anadolu sofralarını… Gönülleri geniş sofraları, fakir insanları anlatır şiirin en yürekten olanıyla… Asırlara meydan okuyan topraklarımızda Ahi Evran ruhunu dolaştırır her dem…

Velhasıl şu sıralar Başbakanlıkta basın müşaviri olarak görev yapan Ömür Çelikdönmez takip edilmeyi, izlenmeyi hak ediyor.

 

Muaz Ergü

Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2016, 14:29
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih KARAARSLAN
Fatih KARAARSLAN - 1 yıl Önce

Güzel bir yazı olmuş. elinize sağlık. kıymeli hocamıza sağlık afiyet aynı zamanda da kalemine kuvvet dilerim...

Nurten canbasoğlu
Nurten canbasoğlu - 10 ay Önce

Yazılarını hazırlarken araştırmacı kimliği ve bakış açısı, bilinmeyen gerçekleri ortaya koyan kıvrak zekası var. Allah güç kuvvet versin. Böyle gençler umudumuz.

banner19

banner13

banner26