Hem halkçı hem seçkinci: Gustave Le Bon

7 Mayıs 1841, Nogent-le-Rotrou’de doğan Fransız sosyolog ve antropolog; toplum ve kitle psikolojisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. "Reformlar, bir umudun yerine bir başkasını koymaktan öte hiç bir şey yapmadılar, hiç bir zaman" şeklindeki ifadesi meşhurdur.

Hem halkçı hem seçkinci: Gustave Le Bon

Hayatı ve düşüncesi

7 Mayıs 1841 tarihinde Nogent-le-Rotrou'de dünyaya geldi. Tıp eğitimi aldığı halde sosyal bilimlere yöneldi.1895 yılına kendisine büyük ün kazandıran ve alanının öncü çalışmalarından biri olan "Kitleler Psikolojisi" adlı eserini yayınladı.

Devrimlerden ve bilhassa Fransız Devrimi'nden nefret eden Le Bon, her türlü topluluk gibi temsil işlevi gören meclislerin de kitle psikolojisini yansıtan bir "kalabalık" olduğunu savunuyordu. Ona göre bireyin zekâ seviyesiyle orantılı kararlar almasını önleyen "yığın psikolojisi" sendikaların, siyasi partilerin ve bilhassa meclislerin çalışmasına egemen olarak batı uygarlığının çöküşünü hazırlıyordu. Bu süreci tersine çevirmenin tek çaresi seçkinlerin inandıkları dönüşüm programlarını bu tür temsilî yapılara karşın taviz vermeden uygulamalarıydı. Bu programları kitlelere benimsetmenin yolu ise bunları onların onayına sunmak değil, bunların kendilerinin yararına olduğunu onlara sürekli biçimde tekrarlayarak içselleştirilmelerini temin etmekti.

13 Aralık 1931'de Marnes-la-Coquette'te ölmüştür.

1841-1931 yılları arasında yaşayan aynı zamanda bir hekim de olan Le Bon özellikle inançların toplumsal hayata olan etkilerini incelemiştir. Bu araştırma ile şu sonuçlara ulaşmıştır:
- İnsan kesinlikle mantığı ile hareket etmez,
- İnsan, heyecanlarının ve duygularını esiridir, bu nedenle çok saçma şeyler yapmaya eğilimlidir.
- İnsan bir şeye inandı mı artık onun etkisinden çıkması oldukça zordur.
- Katı inançlar, eleştirinin aklın ve mantığın gelişmesini engeller.
- İnsanoğlu geçmişte inançsız yaşayamadığı gibi gelecekte de inançsız yaşayamayacaktır.
- İnsanların tapındığı, tanrı veya din yıkılabilir ama peşisıra yeni dinler yeni tanrılar ortaya çıkacaktır.
- Eğer bir milletin inançlarında bir değişim bir reform, bir devrim başlarsa, toplumsal hayat ve kurumlar da baştan sona değişir.
- Bu yüzden inançlar toplumu tarihi belirleyen en önemli etkendir.

Sosyoloji araştıamcısı olarak bilinen Tarık Zafer Tunaya'nın asistanı Şükrü Hanioğlu'nun kendisine dair şu ifadeleri dikkate değerdir: 

“Günümüzde adı pek de hatırlanmayan bir "sosyolog" olan Gustave Le Bon, on dokuzuncu asrın son yıllarından öldüğü 1931'e kadar Türkiye'de dünyanın en önemli düşünürlerden birisi olarak kabul edilmiş, tezleri Ahmed Rıza Bey ve Enver Paşa'dan, Atatürk ve Fuad Köprülü'ye ulaşan asker, entelektüel ve devlet adamlarını derinden etkilemişti.

Le Bon, tıp eğitimi almasına karşın daha sonra ilginç antropolojik ve sosyolojik çalışmalar kaleme almış ve "kitle psikolojisi" kuramına önemli katkılarda bulunmuştu. Freud da bu alandaki temel tezlerini kendisinden almıştı. ihtilâllerden ve bilhassa Fransız İhtilâli’nden nefret eden Le Bon, her türlü topluluk gibi temsil işlevi gören meclislerin de kitle psikolojisini yansıtan bir "kalabalık" olduğunu savunuyordu. Ona göre bireyin zekâ seviyesiyle orantılı kararlar almasını önleyen "yığın psikolojisi" sendikaların, siyasî partilerin ve bilhassa meclislerin çalışmasına egemen olarak batı uygarlığının çöküşünü hazırlıyordu. Bu süreci tersine çevirmenin tek çaresi seçkinlerin inandıkları dönüşüm programlarını bu tür temsilî yapılara karşın taviz vermeden uygulamalarıydı. bu programları kitlelere benimsetmenin yolu ise bunları onların onayına sunmak değil, bunların kendilerinin yararına olduğunu onlara sürekli biçimde tekrarlayarak içselleştirilmelerini temin etmekti. (Le Bon'un bu tezi bernays aracılığıyla Modern propaganda kuramını da etkileyecekti).

Le Bon'un İttihad ve Terakki ve Chp'nin "halka rağmen ama halk için" uygulamaya koydukları toplum mühendisliklerinin fikir babalarından birisi olduğu kuşkusuzdur. 1908 Temmuz’unda meclisin yeniden toplanması için dağa çıkan enver bey, Le Bon'a atıfta bulunarak bir "despotun" yerini birkaç yüz meb'usun almasının ciddî bir farklılık yaratmadığını savunmuştu. enver paşa'nın "yok kanun, yap kanun" vecizesinde en çarpıcı ifadesini bulan anlayışa göre meclis temsil ve siyaset aracı değil dönüşüm programı tasdikçisi ve meşrulaştırıcısıydı. Nitekim İttihad ve Terakki 1914 sonrasında meclisi tamamen devre dışı bırakarak ülkeyi günümüzün kanun hükmünde kararnamelerine benzer kavânin- i muvakkate (geçici kanunlar) ile idare etmişti.

Le Bon'un çok sayıda eserini dikkatle okuyan ve onlardan etkilenen atatürk de tartışan, muhalefet yapan meclisler için benzer bir kanaati dile getiriyordu. Kendi görüşüne nazaran meclisler birinci meclis gibi muhalefet ve tartışma odağı değil "kız gibi" olduklarında, yâni dönüşüm programına koşulsuz destek verdiklerinde, topluma hizmet sunabilirlerdi. El kaldırıp indirerek bir günde yüzü aşkın geçici kanun kabul eden 1914 sonrası meb'usanı ile tek parti döneminin göstermelik seçimlere karşın gerçekte atanan milletvekillerinden oluşan meclislerinin sosyolojik meşrulaştırıcısı da Le Bon idi..."

Başlıca Eserleri

Kitle Psikolojisi

Güçlerin Evrimi

Sosyalizmin Psikolojisi

Devrim Psikolojisi

Dengesiz Dünya

Yayın Tarihi: 13 Aralık 2022 Salı 11:00
YORUM EKLE

banner19

banner36