Hem düşünce hem de bir aksiyon adamıydı

'Örnek şahsiyet yok, Peygamber duruşunu sergileyen insanlar yok' şeklinde sızlanışlarımız, Ömer Nasuhi Bilmen ve onun gibi şahsiyetler sayesinde bir kez daha çürüyor, onların varlığı haksız yere bahane uydurduğumuzu gösteriyor. Hatice Ebrar Akbulut yazdı..

Hem düşünce hem de bir aksiyon adamıydı

İslâm, büyük bir düşünce geleneğinin mimarıdır. Günümüze değin gelişip zenginleşen bu düşünce geleneğinde, sayısız âlim, fikir ve dava adamı yetişmiş. Onlar insanlığın yörüngesi, umut aşısı gibidir. Bizler onların ürettikleriyle yön buluruz, fikir elde ederiz. Yaşadığı toplumun içerisinde yetişen bu şahsiyetler, toplumun kalitesi ve aynasıdır da aynı zamanda. Fikir ve dava adamı, içinde yaşadığı toplumun düzenleyicisi, yönlendiricisi, deniz feneri olmuştur. Böyle insanlar, vefat etmiş olsalar bile, hatta vefatlarının üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa bile kafalarda, kalplerde, kitaplarda yaşarlar. Ömer Nasuhi Bilmen Hoca da vefatının üzerinden geçen yıllara rağmen hâlâ anılmakta, hafızalarda dolaşmaktadır.

Kimi insanlar düşünceleriyle ön plandadır. Kimileri de aksiyonlarıyla. Kimileri de her iki etkenle; düşünce ve aksiyon adamı olmakla ön plandadır. Bilmen hem düşünceleri hem de faaliyetleri, kurduğu ilim halkaları, yazdığı kitapları ve idealist duruşuyla gönüllere nüfuz etmiş. Onun şahsiyetini anlamak için doğup büyüdüğü döneme bakmak gerekir. Bilmen’in içinde yetiştiği ortam, oldukça sancılı süreçleri barındıran, İslâm’ın kamufle edilmek istendiği, ilkesizlik ve duruşsuzluğun her fertte yer ettiği, zor ve karmaşık dönemlerdir. Böyle bir dönemde Bilmen, kararlı, duyarlı ve tavizsiz duruşuyla sadece yaşadığı döneme değil, kendisinden sonraki dönemlere de sirayet edecek olan ilkeli bir tavır ortaya koymuş.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na getirildiği sırada kaos ortamının etkisiyle o günkü yönetimin Türkçe ezan, namazda surelerin Türkçe okunması, dinde reform gibi konularla Bilmen’i kendi politik tutumlarına bulaştırmaya çalışmaları, Bilmen’in bu görevden istifasına sebep olmuş. Tüm bu rahatsız edici dayatmalara karşı sağlam bir duruş sergileyen Bilmen, tarihe geçecek olan şu sözü söylemiş: “Bozulmayan dinde reform olmaz.” Bu sözü dillere pelesenk olmuş, kendisinden sonra gelen halefleri de bu sözü kullanmışlar. Ezanın Türkçe okunmaya başlaması içi İslâm sevinci ve inanç özgürlüğüyle dolan herkesi üzmüş, yüreklerde ince bir sızı bırakmış. Bilmen, bu sıralarda İstanbul Fatih’te yaşıyor. Bir gün kapısı çalınır, gelen bir devlet memurudur. Memurun elindeki evrak, ezanın tekrar Arapça olarak okunacağının meclis onayından geçtiği müjdesini veriyordur. Bu tarifsiz heyecanı paylaşmak, duyurmak için Bilmen, coşkuyla Fatih Camii’nin yolunu tutar ve ilk kez duyacakmışçasına ezanın uzun bir aradan sonra Arapça olarak okunmasına şahitlik eder.

Bilmen’in okuma ve yazmadaki iştiyakını, görevini ifa etmesinde de görüyoruz

Bilmen, okumayı ve yazmayı çok sever. Okumak ve yazmak, hele de müthiş bir duyarlılık ve ince bir duyuşla okuyup yazmak her insana nasip olmayan bir haslettir. Bilmen, bu haslete sahip olmuş öncü şahsiyetlerdendir. Bildiklerini paylaşmak, aktarmak onun için çok önemlidir. Okumayı çok sevmesinin ve çok fazla eser vermesinin altında bu neden yatar. Okumak ve yazmak onda öyle bir şevke dönüşmüştür ki, sevdiği, beğendiği eserleri emanet olarak alır, ki o dönemde yazma eserlere ulaşmak çok zordur, ve onları küçük yaşta öğrendiği ciltçilik sayesinde ciltleyerek kütüphanesine koyarmış. Bu vesileyle kütüphanesine pek çok eser kazandırmış ve oldukça zengin bir kütüphaneye sahip olmuş. Onun tüm zorlukları aşarak kıymetli bir kütüphane oluşturması, istediği esere ulaşamadığı bir dönemde kendi gayretiyle o eserleri yazıp ciltlemesi, şimdilerde her türden kitaba rahatça ulaşan bizlere örnek olmalıdır.

Bilmen, Bediüzzaman ile de tanışmış, onun eserlerinden istifade etmiş. Hatta dönemin karışıklıklarının bariz bir şekilde cereyan ettiği zamanlarda, Bilmen’e Risaleler konusunda da baskı yapılmış, Diyanet İşleri’nin Risale-i Nurlar aleyhine çalışma yapmasına yönelik ısrarlarda bulunulmuş. Fakat O, bunların hiç birisine itibar etmemiş, aksine Risalelerin faydalı kitaplar olduğunu söylemiş.

Bilmen’in okuma ve yazmadaki iştiyakını, görevini ifa etmesinde de görüyoruz. Vazife bilincini bir an olsun unutmadan görevine sarılan Bilmen, çalışma hayatı boyunca iki aylık Hac izni dışında izin kullanmamış.

Bize düşen onları okumak

Bilmen’i tanıyışım, lisedeki öğretmenim Ömer Erinç’in Bilmen’in 8 ciltlik tefsirini hediye etmesiyle olmuştu. Daha sonra farklı yerlerde düzenlenen, Bilmen’in Büyük İslâm İlmihali esas alınarak yapılan ödüllü yarışmalar da onu tanımama vesile oldu. Bilmen, geleceğe dönük fikirlere önem veren, bu fikirlere yatırım yapan, geçmişini göz ardı etmeyen, tebliğ ve davet misyonunu ciddî derecede üstlenen, İslâm’ın tercihlerini kişisel ve kurumsal tercihlerin önünde tutan; gittiği her yerde ilim halkaları oluşturmasını bilen, özveri ve samimiyetle işlerini sürdüren özge bir şahsiyettir. Dünyanın yüzünde kalitesiyle iz bırakan, hayırla yâd edilen biri olmak herkese nasip olan bir şey değildir. Ama vefâ göstermek, bir fâtiha ile teşekkürde bulunmak hepimizin elinden gelebilecek bir şeydir.

İslâm’ın yetiştirdiği ve kendisinin de İslâm’ın tebliğinde önemli rol üstlendiği Bilmen ve onun gibi şahsiyetler, görev mahallini terk etmeyen bir asker ciddiyetinde ömürlerinin sonuna kadar çalışmışlar ve azmetmişler. “Örnek şahsiyet yok. Kendimize idol olarak seçebileceğimiz kimse yok. Peygamber duruşunu sergileyen insanlar yok.” şeklinde sızlanışlarımız, Bilmen ve onun gibi olan insanlarımız sayesinde bir kez daha çürüyor; onların varlığı, haksız yere bahane uydurduğumuzu gösteriyor. Bize düşen onları okumak, onların hayatlarından kendi hayatlarımıza bir şeyler damıtmak olmalıdır. Ki vefâ olsun, aşk yerini bulsun ve eylem gerçeğe dönüşsün. Şüphesiz böyle insanların varlıkları, dağların yeryüzünde üstlendiği işlevle aynıdır. Yeryüzü nasıl ki dağlar ile muhkemleşiyorsa, dava insanlarının varlığıyla da toplum muhkemleşmekte, özgünleşmekte ve özgürleşmektedir.

12 Ekim 1972’de Hakk’a yürüyen, dünümüzün fikir işçisi, bugünümüzün yol göstericisi ve yarınımızın serveti, soy ismi ile müsemmâ olan Bilmen Hocamıza Allah gani gani rahmet etsin.



Hatice Ebrar Akbulut yazdı

Yayın Tarihi: 13 Ekim 2014 Pazartesi 15:02 Güncelleme Tarihi: 13 Ekim 2014, 15:02
YORUM EKLE
YORUMLAR
halil erdoğan
halil erdoğan - 8 yıl Önce

allah rahmet eylesin... manevi tasarruflarından bizleri de istifade ettirsi...

banner19

banner36