banner17

Hayatıyla çevresini aydınlatan gönül sultanı

Mahmut Sami Efendi edep timsali bir şahsiyet. Her dem Allah’ın huzurunda olduğunun bilincinde olarak yaşamış. Muaz Ergü yazdı.

Hayatıyla çevresini aydınlatan gönül sultanı

İnsanları tanımak ve onlar hakkında bir yargıya varmak için bazen o insanların bir davranışı yeter. Bazen de insanları tanımak için harekete geçtiğimizde o insanların davranışları içinde yitip gideriz ve hiçbir şey anlayamayız. Rahmetli Mahmut Sami Ramazanoğlu’nu tanımak ve onun hakkında yorum yapmak için yaptığı bir davranış bizlere fazlasıyla fikir verir. Normalde varlıklı ve köklü bir aileye mensup biri. Dededen, babadan gelen mirasın üzerine oturmak yerine geçimini bir kereste dükkânının muhasebesini tutarak sağlıyor. Bir gün işyerinde çalışırken telefon çalar. Telefona bakmak durumunda kalır ve karşıdaki adam patronla konuşmak istediğini söyler. O sırada patron dükkândadır ama telefona çıkmak istemez ve kafasıyla “patron yok” demesini işaret eder. Mahmut Sami Efendi telefonu bile kapatmadan işyerindeki işinden istifa eder. “Yalan söylenen bir yerden bize hayır gelmez, bana müsaade” diyerek çekip gider.

Bu küçük anekdot aslında çok büyük şeyler söyler. Bugün en ufak bir menfaat için, ikbal için yüzlerce yalanın söylendiği ve söylenen yalanlara ortak olunduğu bir zamanda bu tavır gerçekten çok soylu, asil bir tavır… Yalan enflasyonunda boğulduğumuz, yeminlerin arkasından yalanın, sahteliğin sırıttığı bugünlerde insanın zihninde şimşek gibi çakan bir davranış Ramazanoğlu’nunki…

Akıllı kimseye yakışan odur ki...”

Gönül sultanlarımızdan Mahmut Sami Efendi 1892 Adana doğumlu. Adana ve civarında hüküm sürmüş olan Ramazanoğulları Beyliği’ni kuran aileye mensup. İlk ve orta öğrenimini Adana’da tamamlıyor. İstanbul Daru’l-fünun Mektebine giriyor. Hukuk fakültesinden birincilikle mezun oluyor. İstanbul’da Gümüşhanevi Tekkesine intisap ediyor. Maneviyatı güçlü biri. İçindeki ateş onu tasavvufa yönlendiriyor. Gümüşhanevi dergahından sonra Kelami Dergahına devam ediyor. Şeyh Esad Erdebili’nin görevlendirmesiyle Adana’ya dönerek vaaz ve irşat vazifesine başlıyor. Birçok insanın yolunu aydınlatan sohbet ve muhabbet halkası teşekkül ediyor. Sonraki yıllarda tekrar İstanbul’a dönüyor. Hacca gidiyor. Dokuz ay gibi bir süre Şam’da ikamet ediyor. Tekrar İstanbul’a dönerek Erenköy’e yerleşiyor. Burada Zihni Paşa Camii'nde vaaz ve hususi sohbetleriyle irşada devam ediyor. 1979 yılında tekrar Medine’ye gidiyor. 12 Şubat 1984’te çok arzu ettiği bir toprakta, Medine-i Münevvere’de ruhunu Rahmana teslim ediyor.

Mahmut Sami Efendi edep timsali bir şahsiyet. Her dem Allah’ın huzurunda olduğunun bilincinde olarak yaşamış. Hiçbir zaman ayaklarını uzatarak uykuya dalmamış. Yanına, yöresine gelen hiçbir insana yüz çevirmemiş. İnsanların hatalarını yüzlerine vurmaz, insanları azarlamaz ve kızmazmış. Az yiyen, az uyuyan birisi… Dünyaya, mala, mülke değer vermeyenlerden… Şöyle diyor: “Akıllı kimseye yakışan odur ki: İyi insanlarla sohbeti tercih etsin, gece ve gündüz âhirete hazırlansın, mal ve makama aldanmasın ve uzun uzun emellerle Allah’tan uzaklaşmasın. Zira dünya fânidir (geçicidir) ve dünya üzerindeki herkes de fânidir. Öyle ise her an ve her zaman Allah’tan korkunuz.”

Yaşantısıyla çevresini aydınlatmış bir gönül sultanı

Musa Topbaş Hoca Efendi, Mahmut Sami Efendi’yle ilgili şunlardan bahsediyor: “Vermek, vermek, gaye vermek. Kendilerine hediye edilen en kıymetli halı, seccade, tespih, kalem, kumaş ve emsali en nadide paha biçilmez eşyayı günü gününe ehlini bulup vermek, en büyük zevklerinden birini teşkil ederdi. Hülasa güneşler gibi, ummanlar gibi sahavet merkezi idi. Bir kişi kendilerine müracaat etsin de eli boş dönsün imkânsızdı. Nefislerin tehlikesinden korunabilmek için şu tavsiyelerde bulunurdu: Açlık ve az yemek yiyerek oruca devam etmek. Az uyuyarak, teheccüde devam etmek. Huşu ibadete, manasını düşünerek Kur’an okumaya devan etmek. Zikri daim içinde bulunmak. Salih ve sadıklarla beraber olmak.”

Mahmut Sami Efendi, sohbetleriyle, nasihatleriyle ve hepsinden önemlisi yaşantısıyla çevresini aydınlatmış bir gönül sultanı. İnsanın kalıbıyla değil kalbiyle değer bulacağının farkında olarak kalbi ve ruhu besleyen bir kaynak olmuştur adeta. Şeyhi Esad Erdebili onu şu sözlerle anlatıyor: “Yeryüzünde melek görmek isteyen Sami evladımızın yüzüne baksın. Sami evladımın edebine melekler gıpta ederler. Mahviyeti benden fazladır.”

Ruhu şad olsun, mekânı cennet!...

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Şubat 2016, 12:19
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20