banner17

Hayatın içinden Cüneyd Suavi demek!

Kitaplar satır satır okunuyor, yazarlar sözü dinlenecekler listesinde ilk üçe giriyordu...

Hayatın içinden Cüneyd Suavi demek!

80’li yılların başı… Dergilerin, kitapların  yalnızca kapaklarıyla değil, içindeki yazılarla da evlere girebildiği zamanlardı. Belki yayınevlerinin sayısının az olmasından, belki dünya henüz internet ağıyla dört bir yandan kuşatılmadığından, belki yaşanan sosyo-politik değişimlerden… Biraz köyden kente göçten, biraz üniversitelerdeki öğrenci profilindeki değişiklikten kaynaklanan nedenlerle her gün bir öncekine hiç benzemeden yaşanıyor ve bu süreçte hayal etmek kadar yazmak, okumak, anlamak da önem kazanıyordu. 

Kitaplar satır satır okunuyor, yazarlar sözü dinlenecekler listesinde ilk üçe giriyordu. Herkes ‘büyük adam’ olmak için çıkmışken yola; makalelerin, bilimsel yazıların, fikir akımlarının, önemli düşünürlerin tercüme kitaplarının sayısı umut verici bir şekilde artıyor yine de söz hayata, evlere, sokaklara, halka dair yazılara geldiğinde bir şeyler eksik kalıyordu.

Hayatın İçinden” yazılar

Cüneyd Suavi, Hayatın İçindenTam da böyle günlerde, Zafer dergilerindeki “Hayatın İçinden”  hikâyeleriyle tanıdık Cüneyd Suavi adını.  Bir yazar, sanki kalplerden geçeni bilircesine hayata dair sesleri, duruşları, olayları toplamış ve bunları sözcüklere katarak karşımıza çıkartmıştı. Nerdeyse A4 sayfası büyüklüğündeki Zafer dergilerinin içinden bize bir parça ‘hayat’ uzatmıştı.

Anlattığı  sıradan olayları bile kendisine has betimlemeleri ve sözcüğü  kıvamında kullanma halleriyle okuyucusuyla arasında kolay kolay kopmayan bir bağ kuruyordu Cüneyd Suavi. Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Fakültesi mezunu olmasının etkisiyle de yazma disiplinindeki estetik hassasiyeti hemen fark ediliyordu. Şehrin hiç görünmeyen yüzlerini, her gün yanından geçip de hiç dikkat etmediğimiz insan hikâyelerini bize anlatan yazar, karakterleri ve olay kurgusunu zamanın içinden cımbızla çekiyordu sanki.

Hayatımızın bildik sahneleri…

Onun hikâyelerinde bahçedeki karlardan kömür yapıp hayaller kuran çocuklar, misafirini üşütmemek için evindeki antika sandalyeyi kırıp ocağa atan insanlar, hiç gitmek istemediği camiye üzerinde yeşil bir örtüyle ilk ve son ziyaretini yapanlar, fakültede başı örtülü olduğu için dersten attığı öğrencisinin elinden eşarp satın alan profesörler, kozmetik reyonunda yüzündeki secde ferahlığıyla kameralara yakalananlar hayatın içinden bildik sahnelerle karşımıza çıkıyordu.

Cüneyd Suavi yazdığı  hikâyeler kadar satır aralarından da okuyucusuna hitap ediyordu.

Aradan yıllar geçti. Lise defterlerinin arkasına yazıldı hikâyeleri, ders aralarında okundu. Artık herkesin bir diğerine anlatacağı hayatın içinden bir hikâyesi vardı. Lise öğrencisiyken kompozisyon dersinden bütünleme sınavlarına kalan Cüneyd Suavi, ülkemizde tam üç nesli hikâyeleriyle büyüttü. Zafer dergisi yayın hayatına başlarken “Hocam sizin de bu işe parmağınız değsin” tekliflerini kıramayarak yazmaya başlayan Cüneyd Bey, bir anda derginin bütün işleriyle ilgilenirken buldu kendisini. Cüneyd Suavi adı hayatın içinden hikâyeler kadar o dönem Zafer dergisiyle de bütünleşti.

Cüneyd SuaviSuavi’nin 8 dile çevrilen eseri

Yazmaya başladığı  sırada asistan olan yazar; hikâyeler kitaplara, kitaplar seri kitaplara dönüşürken akademik çalışmalarını  da tamamlayarak profesör oldu. Mimarlık fakültelerinden bir tek mimar çıkmaz sözünü onaylarcasına mimar kimliğinden çok bir yazar olarak tanındı.  Yazmak Cüneyd Suavi’nin hayatındaki değişimin bir yansıması oldu.

Otuz yıldır  çok sayıda hikâye yazan ve kendisinden sonra da hikâye yazarlarına yol açan Suavi ilk kitabı “Hayatın İçinden” İngilizce, Almanca, Rusça, Arnavutça, Tatarca, Özbekçe, Korece ve Makedoncaya çevrildi. Kırk Gram Tebessüm, Çocuklar İçin Peygamberler Tarihi, İki Çuval Altın, Huzur Ormanı, İki Cihan Güneşi Peygamberimiz, Kesilen Gitar kitapları da hayatın içinden yazılan hikâyeleri izledi.

Onun kitaplarıyla büyüdük

Otuz yıllık yazma serüveninde Cüneyd Suavi edebi anlamda kısa yazılmış hikâyeleriyle bir kırılma noktası oldu. Hikâyelerinin kurgusunun bir anda kendiliğinden oluştuğunu dile getiren yazar, “Ya Rabbi, ihsan et!” diyerek ilhamı Allah’tan beklemesiyle de kendisinden sonra gelen yazarlara örnek oldu. Peygamberimiz (s.a.s)’in hayatını anlattığı kitabın tek kelimesini dahi abdestsiz yazmadı. Sözcüklerinde tefekkür vardı.

2009 yılında Ramazan ayında Ankara Kocatepe kitap fuarında Cüneyd Suavi’nin imza gününde her yaştan okurlarının yazara en sık söylediği şey “Hocam, ben sizin kitaplarınızla büyüdüm.” cümlesiydi.

Cüneyd Suavi içindeki kahramanlar kadar okurlarını  büyüten bir yazardı. Bu yüzden yazıları  hayatın içinden gelen tanıdık bir ses gibi çok sevildi.  


 
Ümmügülsüm Tat yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2011, 08:14
YORUM EKLE
YORUMLAR
halim ispıralı
halim ispıralı - 8 yıl Önce

evet cüneyd suavi'nin kitapları bugün stv'de görülen beşinci boyut filan gibi programların ilk versiyonları arasındadır. bu açıdan milletimizdeki hikmetli hikaye açığını gidererek başka hiçbir yerde kolayca bulamayacağız metafizik mistik hikayeler sunmuştur bize. kendilerinin akademik hayatını da ayrıca takdir ederim. yaşa var ol cüneyd suavi.

Fatma Ünal
Fatma Ünal - 8 yıl Önce

:)hehe :) evet ben de cüneyt suavinin hikayeleriyle büyüdüm o kadar çok severdim ki öğrenci harçlığımla bir sürü insana hediye ederdim hayatın içinden öykülerini.. güzel günlerdi ve güzel insansın cüneyt ağabey...

banner8

banner19

banner20