banner17

Hayatı başlı başına bir mücadele ve öğüt idi

Ali Fuat Başgil'in Türk-Mısır Dostluk Cemiyeti başkanlığını Seyyid Kutub’un idam edilmesi üzerine bırakması, şuurlu bir Müslüman ve ümmetin derdiyle dertlenen bir insan olduğunun göstergesidir. Mehmet Baş yazdı..

Hayatı başlı başına bir mücadele ve öğüt idi

Gençlerle Başbaşa” kitabını hatırlamayanımız yoktur. Küçük fakat etkili kitaplar arasında ilk ona girebilecek bir kitap olan “Gençlerle Başbaşa”, Ali Fuat Başgil’in bir öğüt ve ahlak kitabıdır. Bu kitabı en az beş kere okudum desem abartmış olmam. Burada ahlaklı ve iyi bir insan olmanın yolları gösterilmektedir. Henüz kişisel gelişim kitaplarının moda olmadığı bir dönemde yazılan bu eser konuların canlılığı itibariyle hâlâ dipdiridir.

Ali Fuat Başgil’in bizzat kendi hayatı başlıbaşına bir mücadele ve öğüttür. Dört yıl cephede savaştıktan sonra tahsilini tamamlamak için yurtdışına gitmesi ve orada üç üniversite bitirip dönmesi onun bu mücadeleciliği ve kararlılığının göstergesidir. O, hukuk alanında ordinaryüs profesörlük unvanı almış değerli bir bilim adamımızdır.

Antidemokratik tutumlar karşında dik durduğu için mağdur duruma düşürülen ve bu millete hizmet etmesi engellenen Ali Fuat Başgil, demokrasiye ve milletin inançlarına karşı çıkanların hedefinde olmuştu. Sırf cumhurbaşkanı adayı olacak diye askerler tarafından ölümle tehdit edilmesi, ülkemiz açısından ihtilal mantığı penceresinden bakıldığında ne kadar manidardır. 27 Mayısçıların hocayı “gerici” diye yaftalamaları ve açıkça ölümle tehdit etmeleri ihtilalci mantığın millet düşmanlığının tezahürüdür.

Seyyid Kutub'un idamı sonrası başkanlığı bıraktı

Batıya gidip orda dinini diyanetini unutanların aksine oradan kendi dinine inancını daha da artırarak gelenlerin sayısı gerçekten çok azdır. Batıdan döndükten sonra da milli ve manevi değerleri benimseyen aydınlarımızdan birisi olan Ali Fuat Başgil, bu milletin gerçek aydını olma payesine erişmişti.

Aydınoğlu Tekkesinin şeyhi Bekir Sıdkî Efendi’nin en önde gelen halifelerinden birisi olan Ali Fuad Başgil’in tasavvufi yönü çoğu kişi tarafından bilinmemekte. Türk-Mısır Dostluk Cemiyeti başkanlığını Seyyid Kutub’un idam edilmesi üzerine bırakması, onun şuurlu bir Müslüman ve ümmetin derdiyle dertlenen bir insan olduğunun göstergesidir.

Ali Fuad Başgil’in cenazesiyle ilgili vasiyeti, onun manevî yönü hakkında önemli ipuçları vermektedir. Başgil’in vasiyeti, bu örnek insanın, yüzünü İslam Medeniyetinden başka bir yöne çevirmediğini ispatlamaktadır. Vasiyetinden birkaç madde şöyledir:

1-Tabutuma bir takım ağır kumaşlar üzerinde sırma işlemeli mukaddes kelimeler ve ayetler

örtmeyiniz. Hakir bir bez parçası yeter.

2-Cenazeme top arabası gelecek olursa, onu vatan vazifesine iade ediniz. Çelenkleri kanalizasyon çukuruna atınız.

3-Olur da cambazhane kadrosu kılıklı şehir bandosu önümde gavur çığlıkları koparmaya kalkarsa, kendilerini başka kapıya diye kovunuz.

4-Namazıma duracak olanların dışında hiç kimse cenazemde yer almasın.

5-Uzaktan ve yakından sadece Fatiha ve Kur’an’a muhtaç olduğumu biliniz.

6-Müslümanlardan üzerimdeki haklarını helal etmelerini dileyiniz.

Ali Fuat Başgil, pozitivizmin en revaçta olduğu bir çağda kendi ruh köklerinden kopmadan hem doğuyu hem de batıyı bilen örnek bir kişilik olarak tarihimizin sayfaları arasındaki yerini almıştır.



Mehmet Baş yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Nisan 2014, 13:49
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
cihat serdar
cihat serdar - 5 yıl Önce

sayın baş sözünü ettiği vasiyetin kaynağını verebilir mi.aksidurumda bu vasiyet üstad necip fazıln vasiyetini çağrıştırıyor.

mehmet baş
mehmet baş - 5 yıl Önce

sayın cihat serdar ,bu vasiyetin kaynağı Yeni Sabah gazetesinin , 21.04.1967 haberi olarak geçiyor.

Mustafa kahraman
Mustafa kahraman - 2 yıl Önce

Allah rahmet eylesin

banner8

banner20