Hayat her yöne savursa da 'Reis' için geldiler!

Yıldız Ramazanoğlu, dün toprağa verdiğimiz ebedi Üsküdarlı Abdülkadir Kibar’ı, bir dönem çıkardıkları Yazı dergisi etrafında yazdı..

Hayat her yöne savursa da 'Reis' için geldiler!

 

2 Ekim 2012’de kardeşimiz Abdülkadir Kibar'ı dar-ı bekaya uğurladık. Benim aklımda her zaman Üsküdar Ülkü Ocakları başkanı (Reis) olarak kalmıştır o.

Abdülkadir Kibar

sağdan üçüncü Abdülkadir Kibar Reis

Üsküdar Valide Sultan Camii’nin avlusunda bir araya gelen topluluk arasında yıllardır görmediğim ’80 İhtilali vurgununu yemiş ülkücü arkadaşlara rastlayınca, bir film şeridi gibi nice olaylar hayal perdesine yansıdı sanki. Taş medreselerden, işkencelerden geçmiş insanlardı. Hayat onları nerelere savurursa savursun asla birbirlerini bırakmayan, sadakat, ahde vefa, delikanlılık hasletlerine sahip ama bazı gençlerin deyimiyle "bir yere gelememiş" adamlardı. Bir yere gelmenin muhtevasını pekâlâ ölçüp biçmiş, sorgulamışlardı, İslam’ın öngördüğü öncelikleri hakkıyla özümseme makamına gelmişlerdi ama bu irrasyonelliğin zamanı geçmişti kimilerine göre.

Çok farklı bir nezaket, incelik, merhamet ve başkalarının acılarına duyarlılık gördüm

Eve gelir gelmez yakınlarda arşivimizde bir tevafukla gün yüzüne çıkan Yazı dergilerini okumaya başladım. Ülkücü hareket, Kur'an’ı başında taşıyan ama yeterince okumayan, içeriğine derinlemesine nüfuz etmeyen bir hareketti. Ölüm kalım şartları elvermiyordu belki de. Bu nedenle ancak Medrese-i Yusufiye dedikleri cezaevlerinde büyük işkencelerden geçerlerken vahiyle buluştular bir ihsan olarak. Çoğunda, yaşadıklarının ve Kur'an’la çok yoğun hemhal olmanın etkisiyle olsa gerek, çok farklı bir nezaket, incelik, merhamet ve başkalarının acılarına duyarlılık görmüşümdür.

Nadir Altındal, Mehmet Kahraman, Abdülkadir Kibar1986'da çıkmaya başlayan Yazı dergisini Abdülkadir Kibar'ın öncülüğünde Erkan Mumcu, Şadi Çarsancaklı, Mehmet Kahraman ve Aziz Avar çıkarıyordu. Her satırında büyük bir fikrî dönüşümün nasıl gerçekleştiğine dair süreçleri, okumaları görmek mümkün. Bu dergiyi daha sonra Burhan Kavuncu ve arkadaşlarının çıkardığı Yeryüzü dergisi takip etmişti 1990'da. Şimdilerde antikapitalist söylemleri yükseltmek isteyen gençler için iyi bir kaynak olabilir Yeryüzü. 90'larda yerli ve Türkiyeli bir dergi olarak işçi hakları, emek ve sermaye sorgulamaları, sendika, sigorta, eşitlik ve adalet üzerine çözümlemeler ve analizler yapılabilmesi çok önemli.

Ülkücü gençler İslamcı literatürü keşfediyor

Yazı dergisi, daha ilk sayılarda Mehmed Akif'in mısraları etrafında buluşmayı önererek gerek dışarıda gerekse içeride bulunan gençlere izleyecekleri yolu göstermiş büyük ilham vermişti:

Hani, milliyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne!
Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.
"Arnavutluk" ne demek? Var mı şeraitte yeri?
Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!
Arabın Türke, Lâzın Çerkeze, yahut Kürde;
Acemin Çinliye rüçhânı mı varmış? Nerde?
Müslümanlıkta "anâsır" mı olurmuş? Ne gezer!
Fikr-i kavmiyeti tel'in ediyor peygamber.

Ülkücü gençlerin Seyyid Kutup, Muhammed Kutup, Ziyauddin Serdar, Musa Carullah, Muhammed Abduh, Kelim Sıddıki ve daha nicelerini, İran İslam Devrimini keşfettiği zamanlar…

Taş medreselerden gelen ve dergide yayınlanan mektuplarda da bir sorgulama varAbdülkadir Kibar, yazı dergisi

Yazı dergisine taş medreselerden gelen mektuplar, oralarda da bir sorgulama heyecanının yaşandığını gösteriyordu:

-“Müslümanların taat ve kullukta sadece Allah'a yönelmeleri, şirkten daima uzakta bulunmaları zaruridir. Düne kadar bizler de şirke bulanmış bir itikadî durum içerisindeydik. Allah'ın hidayet vermesiyle çok şükür tevhîdî çizgiye gelmiş bulunuyoruz.” (Malatya E tipi cezaevinden onbir siyasi hükümlü)

-“Bizler daha önce, Allah'ın hakkında bir delil indirmediği bir takım ‘şey’leri kutsal zannediyor, onlara büyük bir saygı ve bağlılık duyuyor, onların uğrunda mücadele ediyorduk. Bu şeylerin hepsi de hesap gününde bize yardım edemeyecek, kendilerini dahi kurtaramayacak olan putlardır...” (Mamak askeri cezaevinden onaltı siyasi tutuklu)

Ükücü gençlerin en temel mesele olarak kulluk ve itaat kültürüne kafa yordukları ve zihinlerini berraklaştırmak için epeyce sabahladıkları ortada.

Dergide kardeşlik, cemaat ve ümmet vurgusu dikkat çekiyor

6. sayının başyazısı Abdülkadir Kibar'a ait: “Kur'anın Rehberliğinde” (Eylül 1986). Kibar burada, Fatiha suresindeki "İyyake na'budu ve iyyake nestain" ayetinin Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinden derinlemesine bir okumasını yapmış. Müfessire göre İslam cemaatinin oluşması Fatiha suresinden sonradır. Çünkü Fatiha suresini anlamış, içine sindirmiş bireyler kibirden arınır ve vicdanları genişler. 'Bir vicdan diğerini en azından kendisine eşit değerde görmedikçe, zararından kendi zararı gibi üzüntü duymadıkça cemaat şuuru oluşmaz' diyor.

Abdülkadir Kibar, yazı dergisiMehmed Akif'in meal ve tefsirine ulaşmış olmaları da dikkat çekici. Hucurat suresini yayınlamışlar ama sadece “20 Mayıs 1912'de yayınlanmıştır” ibaresi var. Kaynak gösterilmemiş.

Hucurat suresi 10. ayetinin mealini şöyle veriyor Akif: “Müminler birbirinin kardeşinden başka bir şey değildirler; onun için iki kardeşimizin arasını bulunuz, Allah'tan da korkunuz ki rahmetine nail olabilesiniz.”

Ayetin tefsirinde bir anekdot anlatıyor ki çok çekici. Ekâbir-i ümmetten Mevlana Şah Nakşibend'e, "silsile-i nesebiniz nereye varır?” demişler. “Silsile-i neseb ile kimse bir yere varamaz” cevabını almışlar.

Bütün bunları hatırlamamıza sebep olan Abdülkadir kardeşimizin mekânı cennet olsun.

Yıldız Ramazanoğlu rahmet dilekleriyle yazdı

Abdülkadir Kibar'ın cenaze merasiminden:

Abdülkadir Kibar
Abdülkadir Kibar
Abdülkadir Kibar
Abdülkadir Kibar
Abdülkadir Kibar
Güncelleme Tarihi: 03 Ekim 2012, 12:44
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Toka
Mustafa Toka - 3 yıl Önce

Evet ben de oradaydım. Olmayan hakkımı helal ederken asıl ondan hakkını helal etmesiniye istiyordum. Bir buğulu camlara ardından gördüğümü sandığım dinimi -aslında imanımı- onun vesilesi ile "ayna" gibi gördüğümü hissettim.Sevgili Abdülkadir kardeşim seni şehitler mesabesinde görüyorum.Gördüğün İşkence ve zulüm seni bizden erken kopardı. Ne zaman Üsküdar a gitsem seni çarşıda İş Hanı içindeki kitapçıda bulacakmışım gibi geliyor...Seni çok özlüyorum kardeşim. Allah rahmet etsin

F.Ayfer Tüysüz
F.Ayfer Tüysüz - 1 yıl Önce

Arkadaşım, mekanın cennet olsun nur içinde yat.Paşabahçe Ferit İnal Lisesi'nde aynı sınıfta okumuştuk.) vefatını tesadüfen bugün 22.01.2018 internette bir araştırma yaparken öğrendim. Vakur, beyefendi dik duruşlu kişiliği olan değerli bir arkadaşımızdı. Çok üzüldüm, Cenab_ı mevlam geride kalan ailesi ve yakınlarına sabır versin inşaaallah.

banner19

banner13