Hasta Yatağında Bile Çin'i Korkutan Şehit Abdulehad Han Mahsum Hacim

Abdulehad Han Mahsum Hacim 2017 yılının Kasım ayında, her eve bir Çinli akraba siyasetine tabi tutulmuş, kesin bir dille bu asimilasyon politikasına isyan ettiği için eşi ve çocuklarıyla tekrar hapse atılmıştı. Kendisinden ve aile bireylerinden hiçbir haber alınamamıştı. Geçtiğimiz günlerde şehadet haberi geldi. Doğu Türkistanlı Ahmet Yusuf şehit âlimi yazdı.

Hasta Yatağında Bile Çin'i Korkutan Şehit Abdulehad Han Mahsum Hacim

Her geçen gün Çin hapishanesinde veya siyasi eğitim adı altındaki işkence kamplarında şehit edilen Uygur aydınlarının haberini alıyoruz. Muhammed Salih Damolla Hacim, Nurtay Hacim ve Dr. Halmurat Gupur’dan sonra yine bir acı haber milyonların kalbini yaktı. 86 yaşında hastane yatağından alınıp eşi ve çocuklarıyla beraber tutuklanmış, şehit edilmiş, yakınlarına aylar sonra haber verilmişti.

Çin bu kadar tedirgin olmakta haksız değildi. Ömrünü ilim irfana adamış, hayatının çoğunu hapishanelerde geçirmiş, hiçbir şekilde zulme boyun eğmemiş bir ruhtan korkmayacak da neyden korkacaktı ki?

“Doğu Türkistan Tarihi” adlı kitabı okumak ve medresede arkadaşlarına anlatmak suçundan…

Üstad şehit Abdulehad Han Mahsum Hacim 1931 yılında Doğu Türkistan’ın Hoten ilinde ehli ilim bir ailede dünyaya gelmişti. Babası Barat Damolla dönemin ileri görüşlü, vatansever bir âlimiydi. Çin başkanı müstebit katil Şing Şi Sey tarafından hapse atıldı ve diğer binlerce Doğu Türkistanlı gibi işkence edilerek şehit edildi.

Babasını kaybettiğinde o henüz 4 yaşındaydı. 10 yaşına kadar ilk Kur’an talimini annesinden alan Abdulehed Mahsum, 21 yaşına kadar Karakaş’taki medresede Kadı Damolla, Cemaleddin Damolla, Muhammed Niyaz Mevlevi ve Ahmet Damolla gibi büyük âlimlerden dersler aldı. 1954-57 arasında Kaşgar’daki Hanlık medresesinde tahsiline devam etti.

1958 yılında Mehmet Emin Buğra’nın “Doğu Türkistan Tarihi” adlı kitabını okumak ve medresede arkadaşlarına anlatmak suçundan 12 sene hapis cezasına mahkûm edildi. 12 sene boyunca türlü zor koşullarda yaşadıktan sonra 1971 yılında serbest bırakılması gerekirken ceza süresi uzatıldı. 1972 yılında toplama kampından bir şekilde kaçmayı başardı. Sonraki yıllarda uygulanan bir genel aftan sonra normal hayatına döndü.

Öğrencilere ders verdiği sırada tutuklandı

Mao’nun ölümünden sonraki dönemde biraz daha rahatlayan vaziyetten faydalanarak, Pakistan üzerinden Türkiye’ye geldi. Türkiye’de bir buçuk sene kaldıktan ve ardından Hac farzını eda ettikten sonra vatanına döndü. Neden tekrar memlekete dönme kararını aldığını şu satırlarıyla ifade etmişti: “Her gün tehdit içinde geçse de günler bana, milletime bir kelime ilim öğretmektir ta ‘atim.”

2004 yılına kadar zor şartlara rağmen, talebe yetiştirmeye devam etti. Her an tutuklanma tehlikesine rağmen, gizli veya açık İslami ilimler tahsil etmek isteyen gençlere ışık tuttu, kendisini adadı. 2004 yılının ocak ayında öğrencilere ders verdiği sırada tutuklanarak 5 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Bu sırada 73 yaşındaydı. 5 sene boyunca gördüğü işkenceyi tarif ederken, “Allah’ın adını zikretmek için dudaklarımı bile kıpırdatamadım, gözlerimle de olsa ibadetlerimi yerine getirme fırsatım olmadı” demişti.

Her eve bir Çinli akraba siyasetine tabi tutuldu

2009 yılında serbest bırakıldığında hapishanede şeker hastalığına yakalanmış, boyun omurgasında yumuşama meydana gelmiş, gözüne ak düşmüş ve bir kaza sonucu da leğen kemiği kırılmıştı. Art arda gelen talihsizlikler sonucu birkaç defa ameliyat olmuş ve sağlığına kavuşmuştu. Her şeye rağmen, öğrencilerine ders vermeyi kesmedi. Endişelenenlere karşı verdiği cevap ise tek ve kesindi: Ben Allah’tan başka kimseden korkmuyorum!

2017 yılının Kasım ayında, her eve bir Çinli akraba siyasetine tabi tutuldu, kesin bir dille bu asimilasyon politikasına isyan ettiği için eşi ve çocuklarıyla tekrar hapse atıldı. Kendisinden ve aile bireylerinden hiçbir haber alınamadı. Hapse atıldıktan 6 ay sonra ise şehadet haberi yakınlarına ulaştı. Şehit edildiğinde 86 yaşındaydı…

Âlimin elimize ulaşan, kendisi tarafından yazılan ve tercüme edilen eserleri ondan fazla olup, onları şu şekilde listelemek mümkündür:

Akaidul Cevheriyye (Uygurca Sadeleştirilen)

İslam Dininin Ruhu (Rudul Dinül İslam – Arapça Çeviri)

Mü’minlerin Akidesi (Akidetül Mü’min – Arapça Çeviri)

Mişkatül Mesabihten 70 hadisin tercümesi ve şerhi

Komünizmin İslam Karşısındaki Çöküşü (Enhiyarü’l-Şuyuiyye Emamü’l-İslam)

Kırk Hadis tercümesi ve şerhi

Hz. Ömer’in Hayatı (Osmanlıcadan Çeviri)

Şerhü Cemaiül Kelim (Hadis Şerhleri – Tatarca’dan Çeviri)

Seçme Şiirler

Yazıyı şu ayeti kerimeyle bitirmek istiyorum, "Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız." (Bakara-154) Allah âlimimizin şehadetini kabul eylesin, ümmetimizin başı sağ olsun.

 

Ahmet Yusuf

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2018, 15:25
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tuba nur
Tuba nur - 5 ay Önce

Bu büyük alimi bu yazıyı okumadan önce bilmiyordum.. Okurken öyle utandım ki... Zorluklar,diretmeler, işkenceler altında, bu yaşında adeta Müslümanlığını haykırmış.. Savunmuş.. Ve uğrunda şehit olmuş.. Oysa ben ahir zaman genci, ülkemdeki yönetim hamd olsun her fırsatı sunarken, rahatlık bolluk içinde yüzerken.. Benim yaptığım televizyon başında uyumak.. Çok utandım çok... Rabbim bizlere gayret versin, kalbimize böylesine yanan aşk versin..Amin..

عمر
عمر - 5 ay Önce

Ruhu içün El Fatiha.Rabbim cennetiyle cemaliyle müşerref kilsin Bizleride sefeatlerine nail eylesin.AMİN

banner8

banner7

banner6