banner17

Hasan el-Benna neden önemli?

O, sadece düşünen ve bunun haricinde hiçbir şey yapamayan aciz insanlar gibi değil, düşündükleriyle amel edebilen ihlas sahibi bir mücadele adamıydı.

Hasan el-Benna neden önemli?

İslam davasına gönül veren ve hayatını cihada adayan bir mücahidin cenazesi toprağa verilirken, “müslüman kardeşler”i yanında olamamış ve cenazesi kadınların omuzları üzerinde taşınarak çıkartılmıştı evinden. Tabutunun yanı başında ise, ilk ilim tahsilini aldığı ve İslam davası yolunda ona ilk adımlarının basamağı olan babasından başka hiçbir erkek yoktu.Hasan el-Benna

Neden cenazesi böyle kaldırıldı?

Evet, İslam sancağı altında binlerce insanı bir çatı altında toplayan Hasan el-Benna’nın bu şekilde toprağa verilmek istenmesinin altında yatan asıl gerçek ise; İslam'dan taviz vermeyen yürüyüşü, büyük bir kararlılıkla zulüm karşısındaki dik duruşu ve Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmeyerek düzenin düzensizliğine başkaldırmasıdır.

‘Haramların İşlenmesini Önleme Cemiyeti’ni kurdu

Öyle ki ilim ve takva hayatının yaşandığı bir evden çıkarak öğrendiği İslam âdâbını tüm insanlığa yayma mücadelesi veren Hasan el-Benna’nın bu vakarlı duruşu, genç yaşlardan itibaren onun yaşam tarzı haline getirdiği bir davranış olarak hayatına yansımış. Ve ilk çalışmalarına daha on iki-on üç yaşlarında başlayarak, “emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker”i halka götürmek amacıyla “Haramların İşlenmesini Önleme Cemiyeti” adı altında arkadaşlarıyla birleşerek kurmuş olduğu bir oluşumla ilk mücadelesine başlamış.

Anlatmak istediklerini insanları cezbeden bir ifadeyle anlattı

Küçük yaşlardan itibaren böyle bir mücadeleyi kendisine gaye edinen ve gördüğü yanlışları düzeltme uğraşında olan Hasan el-Benna, hepimizin bildiği gibi bugün de görülen geniş bir kitle hareketini başlattı. Elbette ki bu hareket bugünlere öyle kolay gelmeyerek, birçok zorluklar ve zorbalarla mücadele ederek zalim karşısında taviz vermeyen bir duruş sergiledi. Hasan el-Benna’nın, halka ulaşmayan, onları kucaklamayan bir davetin başarıya ulaşamayacağı düşüncesi, “Müslüman Kardeşler”i seçkin bir grup olmaktan her zaman için uzak kıldı. Hatta bu düşünceden yola çıkılarak, insanlara el uzatılmaya kahvelerden başlanılmış ve gayretlerin neticesini Allahu Teâlâ’nın bereketlendirmesiyle, kahve köşelerinde zamanını boşa geçiren insanlardan İslam davası yolunda her türlü fedakarlığı göze alabilecek gönül erleri yetişmesine vesile olunmuştu. Bu noktada dikkat kesilmemiz gereken en önemli noktalardan bir tanesi de, anlatılan konunun ulviyeti kadar, anlatım şeklinin de insanları cezbeden bir ifadeyle yapılıyor olması.

Hasan el BennaPeygamberimizin tebliğ metodunu benimsedi

Öyle ki kısa bir zaman zarfı içerisinde insanları etrafında toparlamış olan bu hareketin temel kaynağı muhakkak ki nebevî metodun bir yansımasıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz’in İslamî tebliğini göz önünde bulundurduğumuzda, Efendimiz’in davet yöntemini çok net bir şekilde görebiliriz. Yani Hasan el-Benna’nın çağrısı bir yerde Peygamber Efendimiz’in tatlı sözü, içtenliği ve samimiyet ilkesine dayanmaktaydı. Ve bu samimiyet üzerinde bir araya gelerek kurulan cemiyet, yapılan çalışmalarla Allah’ın rızasını kazanmak ve insanlara yardımcı olabilmek için büyük bir özveriyle mücadele etmekteydi. Ayrıca hedefleri doğrultusunda da gece gündüz demeden saha çalışmasında bulunan kardeşler kısa zaman içerisinde büyük mesafeler katetmiş ve insanlara, yalnızca Allah’a kul olunması gerektiğini hatırlatmıştır. Ayrıca çalışmalarında kurumsal olarak da harekete geçen “Müslüman Kardeşler”, İslam dışı eğilimlerin resmî prosedürlerine de müdahil olarak tepkilerini açıkça ortaya koymuş ve başlattıkları akım Allah’ın inayetiyle başta Hasan el-Benna olmak üzere birçok müminin gayretleriyle sonuç vermiştir.

Sadece düşünen ama hiçbir şey yapmayan aciz insanlar gibi değildi

1932 yılına gelindiğindeyse yeni bir çığırın habercisi olan bu gençliğin cemaate katılımları, “Müslüman Kardeşler”in sayısını arttırdı ve ülke çapında 300’den fazla şube ile bambaşka hizmet hamlelerine girişilmeye başlandı. Hitap edilen kitlenin büyümesiyle birlikte Hasan el-Benna, özellikle eğitim anlayışının sağlam temeller üzerine oturtulabilmesi için en başta ailenin eğitilmesi gerektiğini düşünüyor ve bunun için gerekli olan bütün çalışmaları yaparak bilinçlendirme faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürüyordu. İşte Hasan El-Benna’nın en büyük farkı da bu doğrultuda karşımıza çıkıyordu. Çünkü o, sadece düşünen ve bunun haricinde de hiçbir şey yapamayan aciz insanlar gibi değil, düşündükleriyle amel edebilen ihlas sahibi bir mücadele adamıydı.

Hatta çevresindeki çember gittikçe daralmaya başladığı bir zamanda dahi Pakistan elçiliğinin kendisine sunduğu sığınma ve himaye teklifini düşünmeden reddederek; “Kardeşlerimi sıkıntıda bırakır da nasıl gidebilirim” cevabıyla bunu bizlere bir kez daha göstermişti. Görüyoruz ki Benna, davasına öylesine sıkı sarılmış ki Allah ona şehadeti nasip ederek en büyük arzusuna kavuşturmuştu.

Zalimler cesedinden dahi korktular Hasan el-Benna

Şehadete ermeden önce ise dava arkadaşına söylediği son sözleri şunlardı: “Muhammed ben ahirete yolcuyum. Allah'ıma şükürler olsun, bugüne kadar hep söylediğimi tekrarlayacağım: Gayemiz Allah’tır, önderimiz Rasulullah’tır, kitabımız Kur'an'dır, yolumuz cihattır, şehit olmak en büyük arzumuzdur. Kardeşlerime selam söyle, üzülmesinler; insan ne kadar uzun yaşasa da fânidir, Allah ise bakîdir.”

İşte Benna, bu sözlerin ardından Hakk’ın rahmetine kavuşmuş ve geriye, kıyamete kadar kapanmayacak olan bir amel defteri bırakmıştı. Ve şunu da belirtmek gerekir ki, Hasan el-Benna, saldırıda hedef olduğu kurşun yaralarıyla değil, daha sonradan hastanede şehit edilmişti. Hastaneye kaldırıldığında hâlâ yürüyebilen, hatta ameliyat masasına dahi bizzat kendisi yatmış olan bir adam başarılı bir ameliyat geçirmesine rağmen dönemin emniyet amiri tarafından odasında şehit edilmişti. Ve şehidin cenazesi ancak vefatının dokuzuncu gününde hastaneden çıkartılarak toprağa verilebilmişti. Çünkü o zalimler, ölümlü dünyada bile ölüden korkmaktaydılar.

 

Enes Yaşar bir kez daha bu büyük adama rahmet diledi

Güncelleme Tarihi: 04 Mart 2012, 00:11
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
yubika
yubika - 8 yıl Önce

Efendimizin mübarek isimleri zikredildikten sonra salat ve selam cümleleri yazılırsa daha iyi olacak düşüncesindeyim. salat ve selam getirmeyi unutanlara bir hatırlatma olur. Efendimize salatu's-selam farzdır biliyorsunuz!..

şehbal
şehbal - 8 yıl Önce

Mısır'da tekrar milli uyanışı tek başına başlatan ve ardından milyonlarca kişiyi sürüklüyen çok etkileyici bir mücahid,müslüman coğrafyaların bu tip liderlere ihitiyacın var olduğunu ancak böylelikle müslümanlar bir arada olurlar heralde,Allah rahmet eylesin...

Numan
Numan - 8 yıl Önce

Slogan ve Edebiyat Müslümanlığının popüler olduğu, bedel ödemek yerine rant olan yerlerde İslam'a hizmetin daha makbul görüldüğü bir devirde Hasan el-Benna gibi bedel ödeyenleri örnek alabilmemiz dileğiyle,
Alllah cümlemizi sözü ve ameliyle İSLAM üzere daim olanlardan eylesin.
Konu olarak örnek bir şahsiyeti seçmeniz sebebiyle de, Allah razı olsun.

zeki
zeki - 8 yıl Önce

ALLAH yolunda yürüyenlerin emegini ALLAH: asla zai etmez rabbim ondan razi olsun
misirda yaktigi islam mesalesi allahin izniyle kiyamete kadar islam dünyasini aydinlatacak

banner8

banner19

banner20