Hasan Aycın'ı, Mürsel Sönmez'i gördüm!

Türkiye Dergi Fuarında görevli idim. Çok güzel insanlar gördüm. Özellikle Mürsel Sönmez ile öyle güzel sohbet ettik ki...

Hasan Aycın'ı, Mürsel Sönmez'i gördüm!

Dünyabizim'in çalışkan yazarı Merve Büşra Bozcu'yla konuştuk az önce telefonda, tam da otobüs mola vermişti. Fuara gelmiş. Ankara'ya döndüğümü söyleyince “Bilseydim dün gelirdim.” dedi ama artık çok geçti, hem dördüncü güne bırakılır mı fuar hiç?! Üç gündür Cafcaf standında görevliydim. Açılıştan önceki gün de dergilerin sergileneceği masaları silmekle meşguldüm, bir kaç saatimi aldı. Fuarın hatrına kokusuna dayanamadığım iğrenç çamaşır suyunu bile kullandım yani o derece. Lakin gene de şikâyet etmiyorum, hepsi gönül rızamla yaptığım işlerdi.
Cumartesi açılış vardı 12de. Gerçi açılıştan önce de fuar zaten açıktı. Cafcaf standına da yedisinden yetmişine birçok insan, birileri geldi gitti. Garip insanlar da geldi. Mesela bir kadın "Ben ciddiyetten yanayım" gibi bir tepki vererek gayri ciddi olan(!) Cafcaf'a burun bile kıvırdı. Daha açılış gerçekleşmediği ve sabahın ilk saatleri olduğu halde epey gelen oldu maşallah. O epey gelene Cafcaf'ın yeni-eski sayılarını sattık, bazen de parası olmayana hediye ettik. Burkina Faso'dan bir delikanlı geldi mesela. Türkçe bilmiyormuş. Benim ülkesinin adını doğru telaffuz etmeme şaştı önce, sonra bu Cafcaf'ın İngilizcesi yok mu diye sordu. "Yok ama siz gene de alın. Türkçe öğrenince okursunuz." dedim. Kim bilir belki bir gün İngilizcesi de çıkar hem (!) Asım Gültekin'e ilettim.

Standa gelen herkese önce Cafcaf'ı duydunuz mu okudunuz mu hiç diye sorduğumdan bazen başıma gariplikler de gelmedi değil. Nefretim Everest'in çizeri Ahmet Altay'a bile sordum yani bu soruyu. O da hiç bozuntuya vermeden biliyoruz dedi sağolsun. Kızlarıyla birlikte gelmiş bir de onlar da çok tatlılardı. Ama aradan biraz zaman geçince bu şirin aile standa bi kaç kez gidip gelince siz kimsiniz abi diye sordum ve aldım cevabımı! Sonra biri daha direk standa geldi. Direk gelişinden şüphelenmeliydim aslında çünkü genelde çekinerek uzaktan bakıyor insanlar, ben seslenince yanaşıyor çoğu. Neyse bu amcaya da aynı soruyu sordum: "Cafcaf'ı duydunuz mu?" "Ben Yusuf Kot'un babasıyım." demez mi! Ahmet Kot'la da böylece tanışmış olduk. Açılış gerçekleşmeden daha bunlar geldi başıma.

İkinci gündü sanırım standa öyle güzel biri geldi ki sevgili okuyucu sen de fırsatını bulursan muhakkak tanış onunla! "Bir nokta"yı çıkaran, harika ötesi şiirler yazan, muhabbet ve samimiyet insanı Mürsel Sönmez! Yıllar önce Pertevniyal'deyken ben daha, Asım hoca ve bir arkadaşımla beyaz eşya dükkânına gidip tanışma fırsatını bulduğum biri o. En az beş yıl geçti o günün üzerinden ama hiç mi yorulmaz, yaşlanmaz bir insan? Standın arkasına buyur ettik Mürsel abiyi. "Güzel olacak, güzel!" diye başladı konuşmaya. Öyle bir enerji ve ümidi var ki şahit olan insana bu ancak iman kuvvetiyle mümkün olabilir dedirten cinsten. "Haliniz nicedir, nasılsınız abi?" deyince ben, verdiği cevap nasıl da güzeldi: "Kızım, sen bizim yaşadıklarımızı yaşasan" diye başlayan ve biz seviyoruz O'nu" diye biten cevap... Aradaki bir kaç kelimeyi yazmıyorum. Yazmayayım. Sonra, çıkardıkları "Bir nokta" dergisinin davalarının sadece bir parçası olduğundan, Kur'an'ı hatmetmenin öneminden, her gün aksatmadan okumak gerektiğinden, bu okumanın Allah ve Rasülü(s.a.s) ile rabıtaya vesile olacağından bahsetti. Bir ara bir tanıdığına çikolata aldırdı, standa gelenlere ikram etmek için. Bir de öyle tatlı ki çikolataya teşekkür edenlere "O ilham etti, bana aldırdı. Ona teşekkür edin" deyişi. Hele standa gelen herkesi ayağa kalkıp karşısındakine önem verdiğini hissettirerek karşılaması, hal hatır sorması, güler yüzü, muhabbeti, eğer gelen tanıdıksa aradaki masaya aldırış etmeden kucaklaşması yok mu!..

 Mürsel Sönmez'le ilk tanıştığımda daha coşkulu, aşkla şevkle okuyan, koşturan biri olduğumu hatırlıyorum. O zaman da onun enerjisine, ümidine hayran kalmıştım. Aradan beş yıl geçmiş ve o hala aynı heyecanlı, imanı kuvvetli, Allah'ın en yakını olduğunu bilen Mürsel Sönmez Ağabey. Ezan başladığında "Allahuekber!" diyen imamı işaret edip "Doğru söylüyor." deyişi, "O bizim en yakın dostumuz be kızım, şah damarından yakınım size diyor daha ne desin" ve daha neler neler.. Bir ara marş bile söyledik, öyle güzel bir insan artık siz düşünün!

Stand başında durmak böyle güzel muhabbetlere vesile oluyormuş ne güzel!..Pazartesi Ankara'ya dönecekken kısmetim varmış ki ertelendi biletim, ben de tabi ki fuara gittim. Bir ara Asım hoca arayıp "Çay ocağının oraya gel." dedi. Gittim baktım ne göreyim; "Alınlarında secde izi var" diye tarif edilen o müstesna insanlardan biri: Hasan Aycın. Ya rabbim o nasıl güzelliktir?! O yaşına rağmen yüzünde azıcık kırışık, bembeyaz sakallar ve kalbinin güzelliğini yansıtan renkli gözler.. Çok az insanda gördüğüm gerçek vakar sahibi biri o, yemin ederim! Ali Haydar Haksal'ın konuşmasını dinlemek için gelmiş ama geç kalmış. Gerçi çok geçmeden Ali Haydar Haksal çıkageldi yanında birileriyle. Ben de kalkmak durumunda kaldım ve standın başına döndüm. Rabbime çok teşekkür ediyorum Hasan Aycın'ı görebildiğim için.

Fuarda başka neler mi vardı? "Sohbet Vagonu" adını verdikleri bir vagonda yapılan söyleşiler... Ben stand görevlisi olduğum için Sohbet Vagonunda Asım Gültekin'in verdiği etimoloji dersine katılabildim sadece. Evet, yanlış duymadınız, etimoloji dersleri veriyor Asım Gültekin. Çok enteresan, anlamlı, süper düşündüren dersler! Vay be diyor insan öğrendikçe, vay be! Sene boyu devam etse keşke bu dersler!.. Bilmeyenlere de Dünyabizim'den duyurulsa belki meraklısı vardır. Hoca kendisinden bahsettirmiyor sitede. Fuarla meşguliyetten bunu görmez belki inşallah. Görse kaldırır hemen.
Sonra, Elif Büşra Doğan vardı fuarda, Cafcaf'ın tatlı, zeki ve afacan çizeri! Anlattıklarına göre fuardan en çok istifade edenlerden biri olmuş. En az Cafcaf standında dursa da kendisini çok seviyoruz, köşesini bile imzalattık bulmuşken..

 Aldığım bir duyuma göre seneye bekleme salonu değil de tüm peron kullanılabilirmiş fuar için. Artık yüz dergi mi katılır yüz elli mi bilemem. Altmış dergilik dergi fuarı böyle güzeldiyse o nasıl olur kim bilir… 


Fatma Ünal yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2011, 23:46
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
fkgk
fkgk - 8 yıl Önce

bir fuar haberi daha okursam ortadan çatlıyacağım haberiniz ola! yeter bu zulüm!

rabia önder
rabia önder - 8 yıl Önce

çok hoş anlatmışsın fatma, okurken sanki fuarda hissettim kendimi.yüreğine sağlık..

Cabir Akkaplan
Cabir Akkaplan - 8 yıl Önce

Okuma birader okuma, salavat getir. Kırma şevkıni çocukların. Sen yazmaya devam et Fatma bacı. İstemeyen okumasın. "Yeteeeeeeeeeeerr" diye bağırıp ortalığı dağıtmak zulüm değil mi? Gel istersen butaraftan bakalım.Selam ile

banner19

banner13