Hamidullah: Onlarla ilgilenmeliyim

Birçok hocamız Muhammed Hamidullah'tan devamlı surette ve hep övgü dolu sözlerle bahsedince, biz de bu değerli alimi araştırmaya koyulduk.

Hamidullah: Onlarla ilgilenmeliyim

Üniversiteye yeni başlamıştım. İslam Tarihi’nin ilk dersinde Prof. Dr. Mustafa Fayda hocamız bize vasiyette bulunmuştu. Daha ilk günden bize vasiyetini söylemesi, dikkatimizi celbetmeye yetmişti. Arkadaşlarla hocanın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorduk. "Şu kitabı okumazsanız size hakkımı helal etmem!" Allah Allah… Neydi ki bu kitap? Merakımız bir kat daha artmıştı. Hocamız o mühim kitabı, biz meraktan ölmeden söyledi: "İslam Peygamberi-Muhammed Hamidullah" Malum, hocanın talebesi üzerinde hakkı büyüktür. Dedik, bu vebalin altına girilmez. Arkadaşlarla kitapçının yolunu tuttuk. Artık "İslam Peygamberi" kütüphanemizdeki yerini almıştı. Hocamızın nasıl bu kadar ciddi bir söz sarf edebildiğini, kitabı okumaya başladıktan sonra anlayabildik. Mezkur eser, siyer alanında telif edilmiş diğer eserlere benzemiyordu. Gerçekten çok farklıydı. Lakin konumuz, kitabın değil yazarının tanıtımı olduğu için bu farklılığı kitabı okuyarak bizzat görmenizi tavsiye edip yazarımıza geçmeyi uygun görüyoruz. 

Muhammed Hamidullah, Aziz Kuranİlmî serüveni 

Hindistan ve Pakistan’ın tek devlet olduğu 1908’de Haydarabad’da sekiz çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelir. Dar’ul-Ulum Medresesi’nden sonra Osmaniye Üniversitesi’nde hukuk tahsili yaptı. Genç yaşından beri siyer ilmine ilgi duyan Hamidullah, bu alanda çalışmalar yapmak üzere Fransa’ya gider. Paris Üniversitesi’nde "Peygamberimizin Savaş Mektupları" konulu çalışmasıyla doktor ünvanı alır. Kısa bir süre sonra da Almanya Tübingen Üniversitesi’nde "Devletlerarası İslam Hukuku" adında bir doktora tezi daha hazırlar. Kendisi Paris’teyken Hindistan, İngiltere sömürgesine girince yazılarıyla bu olayı protesto eder. Bu kalem mücadelesi sebebiyle Hint hükümeti onun vatandaşlığını iptal eder. Bu yüzdendir ki Muhammed Hamidullah, ülkesine gidemediği için Paris’e yerleşmek durumunda kalır. Burada, Fransız Milli Araştırmalar Merkezi’nde (CNRS) bilimsel çalışmalar yapar.  

Muhammed Hamidullah, İslam PeygamberiEserleri: 

  İslam’a Giriş (1961)

  Hz. Peygamber’in Savaşları (1962)

  İslam’ın Hukuk İlmine Yardımları (1962)

  İslam’da Devlet İdaresi (1963)

  İmam-ı Azam ve Eseri (1963)

  Modern İktisat ve İslam (1963)

  İslam Fıkhı ve Roma Hukuku (1964)

  Kur’an-ı Kerim Tarihi (1965)

  İslam Peygamberi (1966)

  Muhtasar Hadis Tarihi ve Hemmam bin Münebbih’in Sahifesi (1967)

Muhammed Hamidullah, İslam'a Giriş  Rasulullah Muhammed (1973)

  İslam Hukuku Etüdleri (1984)

  İslam Müesseselerine Giriş (1984)

  İslam, Bilim ve Felsefe (1990)

  İlk İslam Devleti (1992)

  İslam’ın Doğuşu (1997)

  Hz. Peygamberin Altı Orijinal Diplomatik Mektubu (1998)

  İslam Anayasa Hukuku (1998)

  El-Vesaiku’s-Siyasiyye (1998)

  İslam Tarihine Giriş (1999)

 

Muhammed Hamidullah, Hz. Peygamber’in SavaşlarıTürkiye’de de ders vermişti 

Dört yılda bir Uluslar arası Müsteşrikler Kongresi düzenleniyordur. Kongre 1951 yılında İstanbul’da gerçekleştirilir. Bu kongrede sunduğu tebliğ ve diğer bilim adamlarına yönelttiği ilmi tenkitlerle Hamidullah, dikkatleri üzerine çeker ve kongre başkanı Zeki Velidi Togan’ın kendisine hayırlı bir teklif yapmasına vesile olur. Bu tekli neticesinde, Muhammed Hamidullah, 1952’den itibaren Türkiye’deki üniversitelerde ders vermeye başladı. İlk olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat ve Hukuk Fakültelerinde, ardından Ankara İlahiyat, Erzurum İslami İlimler Fakültesi’nde sözleşmeli profesör olarak görev yaptı. Ayrıca birçok seminer ve konferans verdi. Sadece akademik seviyede kalmadı, halka da indi. Farklı konularda, çeşitli meslek gruplarının teşekküllerinde de konferanslar verdi.

Telif etmiş olduğu eserler ve çeşitli üniversitelerimizde verdiği dersler ile bugünkü  birçok ilim adamımızın yetişmesine önemli katkılar sağladı. Onlara konu ve metod açısından güzel bir örnek teşkil etti. 

Muhammed Hamidullah, hiç evlenmeyerek bütün  ömrünü ilme vakfeden alimlerimizdendi. İngilizce, Almanca, Fransızca, Farsça, Arapça, İtalyanca, Rusça ve az da olsa Türkçe biliyordu.  

Muhammed HamidullahParis’te bir evliya 

 Prof. Dr. İsmail Yiğit anlatıyor: "Yurt dışında bulunduğum 90’lı  yıllarda birkaç arkadaşla Hamidullah hocayı  ziyaret etmek istedik. Paris’te hocanın oturduğu mahalleye geldik. Karşılaştığımız bir Türk işçisine hocayı biraz tanımlayarak oturduğu yeri sorduk. İşçi durdu, düşündü ve sonra ‘Ben kendisini tanımıyorum ama arkadaşlar bu civarda bir evliya yaşıyor diyorlar. Herhalde siz onu soruyorsunuz.’ dedi. İşçinin dile getirdiği oradaki Müslümanlara ait bu kanaat, bence her şeyi anlatıyordu." 

Hristiyan olsaydı… 

İsmail Hakkı Akın, Paris’te bulunduğu bir sırada hocayı  ziyaret etmek için evine gitmiş. Apartmanın kapıcısı, Hamidullah hocanın bir konferans vermek maksadıyla Tunus’a gittiğini söylemiş. O da: "Odasını açsanız, nasıl bir yerde kaldığını görsem, havasını teneffüs etsem." Ricasında bulunmuş. Kapıcı, odayı açmış; çeşitli yerlerde yığın yığın kitaplar duruyormuş. Bir köşede yatağı, yanıbaşında tesbihi, takkesi, seccadesi bulunuyormuş. İsmail Hakkı, kapıcıya nasıl bir insan olduğunu sormuş. Yüzünde saygılı bir gülümseme beliren kapıcı şu cevabı vermiş: "Hristiyan olsaydı mutlaka aziz ilan edilirdi." 

Muhammed Hamidullah"Burada kalmam lazım"

Yine Paris’teyken, Mahmut Toptaş hocamız, Hamidullah’a İstanbul’a gelmesini teklif etmiş: "Yıllarca Batı cephesinde mücadele ettiniz, yoruldunuz. İstanbul’a gelseniz, misafirimiz olsanız. Oğlum Muhammed Hamidullah’ı da sizin hizmetinize versem, size hizmetle ve sizden istifade etmekle bizi şereflendirseniz." Hamidullah Hocamızın cevabı onun ne kadar diğergâm olduğunu gösterir nitelikte: "Türkiye’de hizmet eden değerli insanlar var. Benin burada kalmam lazım. Her hafta birkaç tane Müslüman olan Fransız var. Onlarla ilgilenmem lazım.’’ 

Dikilmiş terlikler ve yağsız makarna

Prof. Dr. Sadık Kılıç, Hamidullah hocamıza yaptığı  bir ziyarette, evini şöyle tasvir ediyor: "Üstü  muşambayla örtülü yatağı… Hep gülen gözlerinden bakışlarımı kaçırarak; üstten, kopuk kısmını belli ki, kendi eliyle kalın ipliklerle diktiği terliğini gördüm. Dünyevi zevk ve rahata karşı, uhrevi ve gaybi zevklere yüzünü dönmüş bir Allah dostu… Elini öpmek istediğimizde müsaade etmemesi… Müsaadesini aldıktan sonra çıkarken bize şeker ikram etti. Kapıdan adımımı atmadan, kapının hemen arkasına düşen kısımda bir masanın üstünde, saplı küçük bir tencerenin dibinde, yağlanmış mı belli değil, bir parçacık makarna… İşte az sonra bu makarnayla karnını doyuracak… Ne gam, o kaybetmesini ve bırakmasını biliyor. Biliyor ki, en büyük kârlı ve kazançlı o çıkacak. Kısaca, İslam’ın terbiyesine gark olmuş bir büyük insan…’’ 

Muhammed HamidullahTekfir edildi!

Yaşadığı çağa damgasını  vuran her Müslüman alimin başına gelen Hamidullah hocanın da başına geldi. Onu küfürle itham edenler oldu. Ancak o, bir alimin ağırlığına yakışır şekilde, bunlara cevap vermedi. Hakkında bir eleştiri olduğu zaman önce bir bakardı. Eğer görüşleri zayıf bulursa, hiç cevap vermezdi. Ancak ciddi bir eleştiri olduğunda da o meselenin ardına düşerdi. Doğru olanı bulmaya çalışırdı. Kendisini eleştirenin haklı oldu olduğu ortaya çıkarsa, ona teşekkür edecek kadar mütevazı ve hakkaniyetli idi. 

İslam Peygamberi’nin tercümesi 

Buraya kadar anlattıklarımıza büyük  ölçüde katkıda bulunan ve Muhammed Hamidullah’ın evvelde talebesi olan Prof. Dr. Salih Tuğ, onunla okul dersleri haricinde de beraber olurdu. Hamidullah’ın gözetiminde Arapça-Türkçe tercüme faaliyetlerinde bulunurdu.  

1990’lı yıllara gelindiğinde, Nurettin Topçu’nun tavsiyesi ve yönlendirmesi neticesinde, Salih Tuğ "İslam Peygamberi" isimli kült eseri Fransızca aslından çevirerek dilimize kazandırdı. 

Salih Tuğ
Salih Tuğ

Son Günleri ve Vefatı 

Muhammed Hamidullah, bereketli ömrünün son demlerini yaşarken yaşlılığa bağlı birtakım sağlık sorunları nedeniyle Amerika’da tedavi görmeye başladı. Ancak o hastaneden bir an önce çıkıp evine, Paris’e gitmek istedi. Kendisini engellemek isteyen yeğenlerine ise: "Daha yapılacak işlerim var." diyerek karşılık verdi. Bu sözleri söylerken 96 yaşındaydı!...  

İşte tam da bu yaşta, 19 Aralık 2002’de Amerika’da vefat etti. Ardında sadaka-i cariye olarak, birçok kitap ve birçok talebe bıraktı. Ve bir de bizlere örnek olacak; ilim, zühd ve fazilet dolu bir hayat… 
 

Şeyma Derbeder, şevkle başladığı portre/haberini hüzünle bitirdi.

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2010, 12:09
YORUM EKLE
YORUMLAR
gozeran
gozeran - 10 yıl Önce

Muhammed Hamidullah'ın değerini Allah'ın ona bulmayı (öğrenmeyi,okumayı) nasip ettiği güzelliklerdende anlamak mümkün.
Çünkü O; 1950'li yıllarda Berlin ve Şam'da olmak iki kütüphanede araştırmaları sonucu bulduğu 9. asra ait ES SAHİFETUS SAHİHA nüshalarını günümüze ulaştırmıştır. Bulduğu nüshalar Ebu Hureyde'den rivayetle Hureyre'nin talebesi Hemmam B. Münebbih'in hazırlamış olduğu eser, en eski hadis eseri..

Bu güzel yazı çalışmanız için teşekkürler

m.samican
m.samican - 8 yıl Önce

N. Fazılın duygusal bir tepkisini abartıp hala sürdüren, Büyük Hamidullah'ın "İslam Peygamberi" demesine kafayı takan hasta ruhlular da var hala. Çok acı bir şey. Eleştirdin, tamam, hakaret etmek ne, saldırmak itham etmek ne? Allah bu gibi dengesizlerin şerrinden tüm müslümanları emin eylesin.

banner19

banner13