banner17

Halka hizmetle geçen bir ömür: Osman Nuri Ergin

Belediyeciliğin ve şehir tarihçiliğinin, bunun yanı sıra eğitim tarihi çalışmalarının mimarlarındandır Osman Nuri Ergin. Aynı zamanda tasavvuf, dilbilim, biyografi, edebiyat ve sanat tarihi gibi alanlarda da eserler telif etmiştir. Ahmed Sadreddin yazdı.

Halka hizmetle geçen bir ömür: Osman Nuri Ergin

Türk kültürünün unutulmaz ve yeri doldurulması pek mümkün gözükmeyen şahsiyeti Osman Nuri Ergin. Yakın tarihimizde yaşamış ve adeta destansı bir hayat sürmüş bu Osmanlı bakiyyesi zat, kadrince tanınmamış ve bir parça nisyana itilmiştir. Magazin ve güncel gündemlerle oyalanan insanın zaten dönüp kendine bakmaya dahi vakti yok ki.

Osman Nuri Ergin'in tanınması ve unutulmaması adına ilk gayret sarfeden kişi Süheyl Ünver'dir. Osman Nuri'nin sağlığında, İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsü'nde kendisi için bir jübile tertip eder. “Tıp ve İlim Tarihimizden Portreler: Osman Ergin” isimli bir yayın ve ardından Belleten dergisinin 101. sayısında oğlunun verdiği bilgilere istinaden Ergin hakkında sağlam bir biyografi kaleme alır.

Süheyl Ünver'in ardından Osman Nuri Ergin'le alakalı muhtelif isimler tarafından irili ufaklı bir kaç yayın yapılır.

Şehir tarihçiliğinin mimarlarından

Belediyeciliğin ve şehir tarihçiliğinin, bunun yanı sıra eğitim tarihi çalışmalarının mimarlarındandır Osman Nuri Ergin. II. Abdülhamid Han, II. Meşrutiyet, I. Dünya Savaşı ve cumhuriyet dönemlerinde devlet memurluğu yapmış, cemiyetin üst üste maruz kaldığı kültür ihtilallerinin içinde bulunmuştur. Bir grup münevverle yaptığı çalışmalar, muhtelif birçok konuda kaleme aldıkları eserlerle Osmanlı kültürünün ve ahlakının yeni nesillere aktarılmasında köprü olmuş ve bu gayretleriyle bir bakıma geleceği inşa etmişlerdir.

Osman Nuri Ergin, hayatının son zamanlarında da çalışmalarına ara vermemiş, tasavvuf, dilbilim, biyografi, edebiyat ve sanat tarihi gibi alanlarda eserler telif etmiş, fakat ne yazık ki hepsini yayınlayamadan dünyaya veda etmiş.

Âgâhlığın sembolü adeta

Osman Nuri Ergin, bir aydında en çok bulunması gereken dikkat ve agâh olmaklığın sembolüdür. Çocuk yaştayken de, köyünde bir çok işe koşar, bazen tarla sürer, bazen çobanlık yapar, arta kalan vakitlerde de caminin imamından ders alırmış. İmam efendi okur, Osman Nuri dinler. Bu yöntemle Kur'an-ı Kerim'den epey yekûn tutacak kadar ezber yapar. Eğitimi sürecinde bir buçuk yılda üç sınıf atladığı da olur.

Osman Nuri Ergin'in kitap sevgisi bir aşk gibidir adeta. Süheyl Ünver, kendisine sık sık Beyazıd'daki Sahaflar Çarşısı'nda ve Bâbıâlî kitapçılarının civarında tesadüf ettiğini söyler.

Memuriyet hayatı süresinde de tahsile devam eder Osman Nuri Ergin. Arapça öğrenmek ve dini konulardaki eserleri mütalaa edebilmek adına cami derslerine devam eder, Çarşambalı Ahmed Hamdi Efendi'den medrese dersleri okur. Fakat icazetname almadan dersleri bırakır. Daha sonra Darülfünun-ı Şahane Edebiyat Şubesi'ne yazılır ve 1907 yılında buradan birincilikle mezun olur.

Memurluğundan bahsetmemiz gerekirse vazife yaptığı her birimde büyük katkılar sağlar ve belediye/ şehir tarihçiliği ile alakalı temel başvuru kaynakları ortaya koyar. Ergin'in telif ettiği eserlerinin yarısı bu mevzuda kaleme alınmıştır.

Geceleri elifba öğretir

Osman Nuri Ergin'deki Allah'ın mahlukatına hizmet etme ve öğrendiğini aktarma gayreti, kendisini öğretmenliğe de sevk edecer. Mezun olduğu okul olan Darüşşafaka'da fahrî öğretmenlik yapmaya başlar Ergin. Coğrafya ve hesap dersleri ile başlar, daha sonra bu dersler çeşitlenir, kitabet, tarih, fen olur. Darüşşafaka mezunlarının açtığı Bahçekapı semtindeki Çiçekpazarı'nda bulunan Vakıf Taşmektebi'nin gece derslerinde elifba okutur. Daha sonraki zamanlarda bu derslerinin neticesi olarak Kolay Elifba isimli bir çalışmaya imza atar.

Kütüphaneci veya kitapçı olmak istermiş Ergin. Fakat geçim derdinden ötürü buna imkan bulamaz. Ömrü dürüstlük, mahviyet ve tevazu içinde geçer. Kırk altı yıllık memuriyet hayatı boyunca öğretmenlik, yazarlık, kütüphanecilik ve matbaacılık alanlarında mühim hizmetler ifa eder.

1927'de ilk nüfus sayımı yapılacağı zaman, Ergin, İstanbul sokaklarına isim vermekle görevlendirilir. Beş ay gibi kısa bir sürede 6214 sokağa isim verir. Bu isimlerin kısm-ı küllisi büyük zatların isimleridir. Sonrasında otuz sekiz haritadan meydana gelen bir şehir rehberi hazırlar. Bu rehber sayesinde daha sonraki yıllarda şehrin nüfusu başarıyla sayılır. 1934 yılında bu otuz sekiz harita İstanbul Şehir Rehberi adıyla basılır.

Abdülaziz Mecdi Tolun'un müridi

Osman Nuri Ergin hayatını, söz sahibi olduğu alanlarda hizmet etmekle geçirmiş, Osmanlı bakiyesi bir münevverdir. Yakın tarihimizin yüksek kültürlü diğer şahsiyetleri gibi Osman Nuri Ergin de derviştir, Abdülaziz Mecdi Tolun'un mürididir. Onun tasavvuf düşüncesini şekillendiren başta Abdülaziz Mecdi Tolun'dur. Sonra sırasıyla İsmail Fennî ve Babanzade Ahmed Nâim beylerdir.

Memuriyetten emekli olduktan sonra vaktini evinde ailesi ile geçiren Osman Nuri Ergin, 1956 yılına kadar çeşitli dersler vermeye devam eder. İleriki zamanlarda sağlığı bozulur ve uzun zaman hastanede tedavi görür. Dünyadaki son günlerini evinde hasta olarak geçiren Ergin, 1961 yılının 5 Temmuz'unda İstanbul'da gözlerini yumar. Beyazıd Camii'nde cenaze namazı kılınır ve Edirnekapı Mezarlığı'na defnedilir. Ardında kaynaklık edecek eserler ve daima yaşayacak hizmetler bırakır. Makamı âlî ola...

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2017, 16:59
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20