Halis Altındağ unutulmamalı!

Onbir, sadece onbir şiirle Türk Şiiri'nde unutulmazlar arasına giren Halis Altındağ..

Halis Altındağ unutulmamalı!

Hiç boşuna aramayın, ben aradım; bulamadım

10581Ansiklopedilerde aramayın, bulamazsınız Halis Altındağ’ı. İhsan Işık’ın üç cilt halinde hazırlanan sözlükte Halis Altındağ’a bir paragraf ayrılmış ama dişe dokunur bir bilgiye ulaşamıyoruz.

Hangi liseyi bitirdi, Ankara’da hangi fakültede okudu, bu bile belli değil. Belli ki Edebiyat dergisi çevresindeki arkadaşlarına ulaşamamışlar veya Edebiyat dergisinde birlikte şiir yayımladıkları arkadaşları bile yeterli bilgiye sahip değil.

Bu yazıyı hazırlarken Hece dergisinden Hüseyin Su’ya sordum. O da hatırlamıyor Halis Altındağ’ın hangi fakültede okuduğunu. Halis Altındağ, 2 Nisan 1976 gecesi Ankara’da bir trafik kazasında kaybediyor hayatını. Öldüğünde 26 yaşında idi Altındağ. Mardin/Savur doğumlu.

Edebiyat dergisinde yayımladığı şiirler 1982’de Aylık Dergi yayınları tarafından Sârâ adıyla kitaplaştırılmış. Kitabın girişinde Yaşar Kaplan’ın bir sunuşu; Nuri Pakdil’in de Edebiyat dergisinde Halis Altındağ’ın ardından yazdığı bir metin var.

Yaşar Kaplan, daha çok kişisel özellikleri üzerinde duruyor Altındağ’ın. “Halis Altındağ daha onuncu şiirini bile yayınlayamadan aramızdan ayrıldı. Oturuşuyla kalkışıyla, konuşmasıyla susmasıyla ağır­başlılığını her an korumuş, birçoğumuzun belleklerinde iz bırakmış bir insan olarak en şaşırtıcı bir anda ölümle kar­şılaşan Halis Altındağ, bütün ciddi­yetiyle kendisini adadığı şiir çalışmalarının gününü görme­den gitti.

10582Her şiiri başka topraklara bir başka gizemli yolculuk

Onun şiire verdiği bu önem dahi tek başına yeter­li bir neden olabilirdi bu şiirlerin kitaplaştırılmasında. Yine de tek neden bu değildir. Halis'in daha ilk şiirleriyle birlik­te el attığı temalar şimdilerde çok az şairi ilgilendiriyor ne yazık ki. Durulmamış parçalar olmasına karşın Halis'in şi­irlerini biraz da bu özelliği geçilmez kılıyor.” diyor Yaşar Kaplan. “Kendisi aramızda olsaydı kitabının adını ne koyardı bilemeyiz ama, biz, Halis'in ısrarla işlediği bir konuyu simgeleyen ve üze­rinde en çok durduğu Sar’a sözcüğünü uygun gördük ad olarak.” Sârâ bu gayretin sonucunda yayımlanıyor.

Pakdil hiç istemeden 'kaza'yı başlık yaptı

10583Kitabın başında Nuri Pakdil’in çok az kişi hakkında yazdığı bir metin yer alıyor. Bir 'Kaza' adını taşıyan yazıda özetle şöyle diyor Pakdil, Edebiyat’ın Mayıs 1976 sayısında. “ 2 Nisan 1976 gecesi oluyor kaza: Hızla geçen bir otomobil, evine gitmekte olan Halis Altındağ'a ana caddenin üstünde çarpıyor. 'Kaza'. Hastaneye kaldırıyorlar, hiçbir şey gelmiyor elden.

Halis Altındağ 3 Nisan 1976 günü öldü. Ölümle özdeşleşti otomobil. Kuşkusuz yaşamın da kardeşi oldu. Ölümle yaşam iç içe otomobilin içinde. Bir işaret ediyor, bir ona işaret ediyor. Halis Altındağ için ölüm yanı çalıştı otomobilin.

1974 ortalarında tanımıştım. Edebiyat'ın yönetimevine ilk geldiği günü anımsıyorum şimdi. Uzun uzun konuşmuştuk. 20-25 yaşları arasındaydı. Bilimleryurdunun birinde öğ­renciydi. Mardin'in Savur ilçesindendi. Düşünceli, ince, sı­kılgan, ama bir dağda sırtınızı verdiğiniz kaya gibi sağlam, yalın, gösterişsiz, doğal, güven verici bir görünümü vardı. Anadolu, tüm acılarıyla, ezikliğiyle öfkesiyle, özlemleriyle bir insan kimliğine bürünerek gelmişti sanki.

Kelimeleri ne güzel büyür, ne güzel şekillenirdi

Suskundu. Ama, konuştukça umut dolardı içime. Bu arkadaşla sonuna değin gidilir, derdim kendi kendime. Ona baktıkça güven geliyordu bana. Sık sık geliyordu dergiye. Sürekli okuduğunu söylü­yordu. Konuşmalarımızdan da anlıyordum bunu. Edebiyat dergisinin izlediği düşünsel eyleme içtenlikle bağlanmıştı. Ne yaptığımızı, neler yapmak istediğimizi bilinçle kavra­yanlardan birisiydi. Türkiye'deki, hatta dünyadaki konu­mumuzu saptamaya çalışıyordu. Yabancı dil çalışmasını söylemiştim, başlamıştı. Getirdiği şiirler üzerinde, birlikte, uzun uzun düşünürdük, konuşurduk. Götürür, üstünde ça­lışır, yeniden getirirdi.

Halis Altındağ
(+)

Edebiyat'ın Haziran 1975 sayısında çıktı ilk şiiri: Kır­mızı Bakışlar, ilginçti ilk ses. Bir tarih bilinciyle yüklü çıkı­yordu yola. Dağ bölünmüş ortasından / bin yılım gömülü, diyordu dizelerinde. Ekliyordu sonraki dizelerinde: 'Bu top­rağı kalbinden tutmalı'. Bir, bu toprağa yabancılaşan aydın­ları, yazarları, şairleri düşünüyorum, bir de, bu toprakla bü­tünleşen Halis Altındağ'ı düşünüyorum.

Çok sağlam bir yer­den, bir ana düşünceden, tarihe de yaslanarak seslenmeye başlıyordu. Bu şiiri, Edebiyat'ın Temmuz 1975 sayısındaki Sargılardan Bu Uzanan şiiri izledi. Şiirsel gerilimi yakalıyor­du. 'Kesiliverir sesler dünlerden / Diclenin sallarına tutunup/ Gömdüğü gibi gözerini Dicle'ye çocuklar' dizeleriyle 'dünler'in seslerini bulmaya çalışıyordu. 'Dün' bugündü onun için, yarın da olacaktı. 'Dün'ü yalnızca bir içerik olarak de­ğil, bir devinim olarak da tasarlıyordu. 'Dün'dü tüm atılımlarının kaynağı. Hep sorardı bana: Kimlerdi 'dünler'in sesi­ni boğanlar? 'Büyüyen sancıların önünden arkasından' yü­rümeye hazırlanıyordu. Uzun, çetin, tarihsel bir yürüyüş olacaktı bu. Anlamıştı bu yürüyüşün başladığını. Bu yürü­yüşe katılmanın bilinçli kıvancı içindeydi. Bu yürüyüşte umursanmayacak bir olgu da ölümdü kuşkusuz.

Ölümün yeni yorumu ona aitti

Yar Bak­raçları (Edebiyat, Ağustos 1975) şiirinde, âdeta yeni bir yo­rum getiriyordu ölüme. Eskimeyendi ölüm onun için. İnanı­yordu ölüm ötesinin ölümsüzlüğüne. Öyle olunca, kuşku­suz, bir eskimeyendi ölüm, bir geçitti olsa olsa. 'Kaçıncı mevsim bu örtünen/yağmura giymeliyim ölümümü/örtün bana ölümümü eskimeyen örtün'. (Öldüğü gün yağmur ya­ğıyor muydu acaba Ankara'ya? Anımsayamıyorum)(….) O da şimdi 1923 Devrimini sorguya çekiyordu. Konuşmak istiyordu 1923 Devrimiyle, Çünkü, insanın arası gide gide açılıyor 1923 Devrimiyle. Sara (Edebiyat, Ekim 1975) bir sorgu baş­langıcıdır.

Bir kimlik saptamasıdır. 'Yirmialtıda Burdur'da/ sürgün sofrasında/açan alınlarında sürgünlerin/hınç çiçe­ği/surların alnı terleyen hamalında/büyür uzar bengi sula­rına/akım toprağa'. Bir sürgün sofrasından bir akım geçi­rilmektedir toprağa, bu toprakları koşullandıran tarihsel dayanağa. Bu şiirsel tablo bir yargı yerini andırıyor. Kimlik saptaması uzadıkça uzamaktadır.

Goethe'nin Faust'u Halis'in Yumruk'u

10584Bir demircinin örsünde dövülen demirden çıkan çıngılara dönüşür bundan sonra Halis Altındağ'ın deyişleri: Sara Süreci (Edebiyat, Ocak 1976 şiirinden) Topladıklarında yirmibirdi saat/yüklediler sigara içimi zamanda/sürgün/kent hastasını ilk gördüğüm gün’ Gene aynı sayıda çıkan Şehir Şiiri'nde de şöyle diyor­du: 'Bilinci gererek/kalbinden düşmeyecek eylem.' Eylemi kalbine; yapıştırmış gibiydi. Eyleminde duyuluyordu yürek çarpıntıları, bana öyle geliyor. 'Hangi yumruktan geldin sıkılı/gümülü sayfalara/uzanıp ışıl ışıl yanan'. Özdeksel bir başkaldırıyı simgelemiyordu bu yumruk. Bir düşüncenin, kapattırılan bir kitap sayfasının sözcüsü olarak uzattırılı­yordu bu yumruk. Öncü bir güç gibi öndeydi yumruk, Halis Altındağ'ın şiirindeki yumruk.

Bunları Çağ Yolun Yolun Söylevi (Edebiyat, Şubat 1976) şiiriyle, son yayımla­nan Sara Sonu Ve Koyuntular (Edebiyat, Nisan 1976) şiir­leri izledi. Daha, 1923 Devriminin kimlik saptamasını yaparken, bir 'kaza' sorguyu durdurdu, onun başlattığı sorguyu dur­durdu. Ama, Halis Altındağ, Edebiyat dergisinin hep bu sor­guyu yürütmek için çıktığını, sonunda Edebiyat dergisinin tarihsel bir yargılamayı başlatacağını biliyordu.”

Yaşasaydı belki beklenen o sorguyu derinleştirecek ve inceltecekti Halis Altındağ. Yazdıkları da bir istikamet göstermesi için yeterli. On bir şiirle de olsa adını edebiyatımıza ve müminlerin şehadetiyle iyiler arasında yazdırmış bir şair o. Rahmetle anılmayı hak ediyor. Rahmetle Sayın Altındağ. Rahmetle…

 

Kâmil Yeşil, Halis Altındağ’ın hatırlanmaya değer olduğunu vurguladı

Güncelleme Tarihi: 02 Mart 2010, 12:27
YORUM EKLE
YORUMLAR
büşra çetin
büşra çetin - 9 yıl Önce

HALİS ALTINDAĞ BENİM BÜYÜK DAYIM ANNEANNEMİN KARDEŞİ ANNE ANNEM ŞUAN YANIMDA VE BEN ONA BU YAZIYI OKUDUM GÖZ YAŞLARINA BOĞULDU O VE ANNEM ZATEN HİÇ UNUTMADIĞI UNUTMAKTA İSTEMEDİĞİ ANILAR GELDİ GÖZÜNÜN ÖNÜNE KARDEŞİNİN YAZDIĞINIZ BU YAZILARIN HEPSİ İÇİN VE UNUTMADIĞINIZ İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜRLER SAYGILAR...

Can AKKURT
Can AKKURT - 9 yıl Önce

ONCELIKLE BIZLERIN YAPAMADIGINI VE BU ARSTIRMALARA KATKILARI BULUNAN HERKESE COK TESEKKUR EDERIM.DAYIM HAKKINDA YAZDIKLARINIZ AZ BILE BEN COK KUCUKKEN BAYRAMDA SAVURA GITTIGIMIZDE DAYIM BIZIMLE COK ILGILENIRDI SIMDI O ANILARIM CANLANIYOR BUNLARI YAZINCA GOZLERIMDEN YAS DAMLALARI DOKULUYOR.TEKRAR HERKESE COK TESEKKUR EDERIM

Leyla AKKURT(ALTINDAĞ)
Leyla AKKURT(ALTINDAĞ) - 9 yıl Önce

Sayın Yaşar Kaplan ve Nuri Pakdil bey efendilere ben Leyla AKKURT(ALTINDAĞ) Halis ALTINDAĞ ın ablasıyım.Canımdan ve dünyadan en çok sevdiğim kardeşim Halis ALTINDAĞı bizler kadar sevip saydığınız için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Sizin yazdığınız yazıları okudum ve hıçkırıklara boğuldum.Zaten böyle bir insanı unutmak mümkün değil. Onunla anılarım çoktur.Birgün istanbula yolum düşerse sizinle tanışmak isterim.ALLAH a emanet olun.

hasan akkurt
hasan akkurt - 9 yıl Önce

yazınızı okuduğumda dayımın acısını yaşarken birde sizin kattığınız değeri yaşadım. gerçekten size sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum...(dayım ölmeden önce 8 yaşındaydım ve kan kaybından vefat etti ve ona çarpan aracın şöföründen alkollü olduğu için nefret ettim ve kan bulunamadığı için de kan vermemeye yemin etmiştim.41 yaşındayım ve 35 yaşına kadarda kan grubumu bilmezdim dayımı çok ama çok severdim onun gibisi gelmemiştir gelmeyecekte...)onu çoookkkkkk özzlleeeddddddiiiimmmmmm....

CANAN AKKURT YILDIZ
CANAN AKKURT YILDIZ - 9 yıl Önce

İnsan hayatında en değerli varlıktı O,bir ışıktı aydınlık veren...Ben duygularımla yazılarımla onu hatırladım her zaman unutulmayan bir insan altın yumruktu benim için.Sizler sayesinde karanlık oda aydınlandı ve unutulmadı. Her zaman her yerdesin
Sen bizim içimizdesin
Aldığımız nefeste değerlisin
Sen her zaman kalbimizdesin

AYHAN TOLAN(ALTINDAĞ)
AYHAN TOLAN(ALTINDAĞ) - 9 yıl Önce

HER ZAMAN İÇİN HER ANILIŞINDA İÇİMİ YAKAN BİR SIZI OLDU. BEN HALİS ALTINDAĞ'IN ABLASIYIM. ÖLMEDEN ÖNCE SAVUR'DA GÖZÜMÜZ YOLDA ONUN ANKARA'DAN OKULUNU BİTİRİP GELECEĞİ GÜNÜ BEKLERDİK FAKAT O FECİ KAZA KAZA DEĞİL CİNAYET ONU ARAMIZDAN ALDI ZATEN O BU DÜNYAYA AİT BİR İNSAN DEĞİLDİ VE BEN İNANIYORUM Kİ İNŞALLAH ŞUAN BİZDEN ÇOK DAHA İYİ BİR YERDE UNUTMADIĞINIZ İÇİN SİZLERE SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM... (Genel Yayın Yönetmeninden rica: Ayhan hanım bu adrese Halis Altındağ'ın bir fotoğrafını mail atabilir misiniz: asimgultekin@gmail.com)

AYHAN TOLAN (ALTINDAĞ)
AYHAN TOLAN (ALTINDAĞ) - 9 yıl Önce

SAYIN GENEL YAYIN YÖNETMENİ KARDEŞİMİN RESMİNİ GÖNDERDİM KEŞKE YAŞASAYDI DA SİZLERLE BU YOLDA İLERLESEYDİ...UNUTMADIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER...

adı şiirde saklı!...
adı şiirde saklı!... - 9 yıl Önce

Çerçevem İçin Gölge adlı kitabı 1972 yılında yayınlanmış.henüz ortaokul ikinci sınıfta iken,şiir yazmaya başlamış ''ISTIRAP'' adlı ilk şiiri ile öğretmen ve arkadaşlarından takdir ve teşvik görünce şiire kendini iyiden iyiye vermiştir.
Çerçevem İçin Gölge adlı şiir kitabını yıllardır saklıyordum.bugün burda paylaşmak benim için onurdur.
unutmayan,unutturmayan O çok değerli insanı satırlarında yaşatan emeği geçen herkese sonsuz SAYGI VE TEŞEKKÜRLER


banner19

banner13