banner17

Halil İbrahim Kutlay Hoca konuştu

Davut Paşa Camii’nin gayretli imam ve müezzini camilerini bir irfan merkezi yapmaya kararlılar. Aydın Başar bildiriyor.

Halil İbrahim Kutlay Hoca konuştu

 

Cerrahpaşa’daki Davut Paşa Camii İstanbul’un en eski camilerinden birisi. Fetihten hemen sonra yapımına başlanan ve 1485’te tamamlanan cami bugün itibari ile 527 yaşında… Caminin giriş kapısının üst kısmında, II. Beyazıt’ın da hocası olan meşhur hattat Şeyh Hamdullah’a ait çok kıymetli bir kitabe bulunuyor.

Adeta gizli kalmış bir hazine gibi

Davut Paşa Camii çok önemli bir tarihî eser olmasına rağmen bugün yeteri kadar ilgi görmüyor. Bunun arkasında çok derin yaralar var aslında... Şöyle ki 1937 yılında çıkarılan vakıf kanunu ile caminin etrafındaki cami vakfına ait arsalar şahıslara satılınca, bu muhteşem Osmanlı eseri sonradan yapılan binaların arasında adeta kaybolmuş. Gün ışığına çıkmak için, tarihine ve ecdadına sahip çıkan yöneticileri bekleyen bu nadide eser, etrafının açılmasıyla inşallah hak ettiği yeri alacaktır.

Camiinin imam hatibi Kemal Albayrak Hoca ve caminin müezzini İbrahim Çoban Hoca bu camide yaptıkları hayırlı faaliyetlerle, hem bu tarihî yapıya dikkat çekiyorlar hem de ilme ve irfana susamış halkımızın bu ihtiyacını en güzel bir şekilde karşılamış oluyorlar. Bu bakımdan camilerini bir cazibe merkezi haline getirmeye çalışan bu kıymetli hocalarımızı yürekten tebrik ediyoruz.Emrullah Üzüm

Terbiyede 0-6 yaş arası çok önemli

Geçtiğimiz günlerde bu tarihî camide çok güzel bir program tertip edildi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın sunuculuğunu Kanal7 haber sunucusu Cemalettin Tül Bey yaptı. Hayırlı faaliyetlerinde imamlarımızı yalnız bırakmayan Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm Hoca öğle namazına müteakip yapılan programın açılış konuşmasını yaptı.

Emrullah Üzüm Hoca yaptığı kısa konuşmasında çocuk yetiştirmenin ehemmiyetinden bahsetti. Çocukların kişiliklerinin 0-6 yaş arasında çok büyük ölçüde tamamlandığını söyleyen Emrullah Üzüm Hoca çocuklarımızı bu yaşlardayken cami ile tanıştırmamız gerektiğini söyledi. “Eğer çocuklarımız bu yaşlarda cami atmosferini tadarlarsa, bu tadı bir daha unutamazlar” dedi.

Gelin camilerimizde çocuklarınızla oyun oynayın

Çocuklarımıza Peygamber Efendimizin hayatıyla buluştururken masal ve hikâyeler anlatmak suretiyle bunu yapmamız gerektiğini söyleyen Emrullah Üzüm Hoca; “Çocuklarınızla sözlerinizden çok davranışlarınızla konuşun. Yani biz biraz nasihat etmeyi çok seviyoruz ama davranışlarımızın nasıl algılandığını bilemiyoruz” dedi.

Anne babalara en çok yaşadıkları problemi sorduğunu, bu soruya saygı problemi cevabını aldığını söyleyen Emrullah Üzüm Hoca saygı probleminin nasıl çözüleceğini ise şöyle izah etti: “Saygı probleminin çözüleceği yer camilerimizdir. Bu problemi yaşamak istemiyorsanız 0-4 yaşındayken çocuklarını cami atmosferine alıştırın ve gelin camide çocuklarınızla oyun oynayın. Bu çocuklar ilerde asla saygı problemi yaşamazlar. Çünkü sizin cami ortamındaki davranışlarınızdan Allah’a olan saygınızı çok net bir şekilde görecek ve anlayacaklar. Bakacaklar ki annem babam camide saygı ile hareket ediyorlar, burası saygı duyulan ve saygının ifade edildiği bir mekân, öyleyse biz de saygılı olalım diye düşüneceklerdir. Saygı iletişimi en mükemmel bir şekilde yaşandığı camilerimizden etkileneceklerdir.”

Halil İbrahim Kutlayİslam ırkçılığı reddeder

Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm Hoca’nın konuşmasının ardından Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay Hoca “Peygamberimiz ve İslam Kardeşliği” konulu çok güzel bir konuşma yaptı.

İslam kardeşliğinin önündeki en büyük engelin ırkçılık belası olduğunu ifade eden Halil İbrahim Kutlay Hoca, ırkçılığın, bölgeciliğin, kabileciliğin ve etnik ayrımcılığın cahiliye döneminin bir hastalığı olduğunu ifade etti. İslam dininin, ırkçılık anlamındaki Türkçülüğü de Kürtçülüğü de kökten reddettiğini söyleyen Halil İbrahim Hoca; “Bizim dinimize göre siyahi Hazreti Bilal ile Kureyşli Hazreti Ebubekir ve İranlı Hazreti Selman kardeştir” dedi. “Arap olan Hazreti Ömer de, Kürt olan Salahaddin Eyyubi de, Selçuklu olan Sultan Alparslan da, Osmanlı olan Sultan Fatih de, Çeçen olan İmam Şamil de bizim için kıymetlidir” dedi.

İnşallah kevser havuzundan içecekler

Kur’an-ı Kerim’de, sair hadis-i şeriflerde ve bilhassa veda hutbesinde kardeşlik mesajları olduğunu söyleyen Halil İbrahim Kutlay Hoca Kur’an’a ve sünnete göre birbirimizi sevmedikçe gerçek mü’min olamayacağımızı ifade etti. İslam kardeşliğini en iyi anlayan neslin ahlakça faziletlerin zirvesinde olan sahabeler olduğunu söyleyen Halil İbrahim Hoca, ensar ve muhacir kardeşliğinin tarihimizdeki müstesna bir kardeşlik örneği olduğunu ifade etti.

Mallarını mülklerini bırakarak Allah yolunda hicret eden muhacirleri, evlerini ve gönüllerini açarak karşılayan ensara en güzel rütbenin Kur’an tarafından “ensar” ismi takılmak suretiyle verildiğini ve nice hadis-i şeriflerle de ensarın taltif edildiğini ifade etti. Ensar ve muhaciri rahmetle anmamız gerektiğini söyleyen Halil İbrahim Kutlay Hoca bu konuda şu ayet-i kerimeyi zikretti: “İlk muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar var ya... İşte onlardan Allah razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır”. (Tevbe, 100)

İki kere kardeşlik ahdi yapıldı

Efendimiz aleyhis selatü ves selam’ın iki kere kardeşlik ahdi uygulamasına gittiğini söyleyen Halil İbrahim Kutlay Hoca, birincisinde Mekke’deki Kureyşlilerle bazı azatlı köleleri kardeş ilan ettiğini, ikincisinde ise hepimizin bildiği gibi ensar ve muhacirin kardeş ilan edildiğini söyledi. Bu şekilde hususi kardeşliğin ihdas edilmesi ile beraber zaten Müslümanların İslam kardeşleri olarak birbirlerini gözettiklerini söyledi. Halil İbrahim Hoca Bu konuda saadet asrından şu numuneyi anlattı: “Yermük Savaşı’nda, Haris bin Hişam, İkrime bin Ebî Cehil ve Süheyl bin Amr ağır bir şekilde yaralandılar. Haris bin Hişam susuzluktan kavrulmuş ve su diye inliyordu. Askerlerden biri ona su götürünce İkrime'nin kendisine baktığını gördü ve ‘Bu suyu kardeşim İkrime'ye götürün’ dedi. İkrime suyu tam alacakken Süheyl'in kendine baktığını görünce suyu eliyle iterek ‘Bu suyu Süheyl’e ver’ dedi. Fakat su Süheyl'e yetişmeden Süheyl ruhunu teslim etti. Suyu taşıyan asker İkrime'ye koştu. Fakat İkrime de ruhunu teslim etmişti. Haris'in yanına koştu. Haris de şehit olmuştu. Üçü de o sudan içemediler ama inşallah kevser havuzundan birlikte içecekler…”Hediye dağıtımı

Kardeşlik hukuku çok önemli

Din kardeşi olmanın beraberinde bir hukuku da getirdiğini söyleyen Halil İbrahim Kutlay Hoca, bu konuda saadet asrı Müslümanlarının örnekliğine dikkat çekerek şunları söyledi: “İlk Müslümanlar yani saadet asrı Müslümanları kendi nefislerine din kardeşlerini tercih ederlerdi. Birbirlerini incitmemeye çalışır ve birbirlerine güzel hitaplarda bulunurlardı. Din kardeşlerini arkasından da savunur, din kardeşine yöneltilen eleştirileri kendilerine yapılmış gibi kabul ederlerdi. Din kardeşinin gıybetinin yapılmasına izin vermezlerdi. Onlardan birisi bir nimete kavuştuğunda diğerleri onu kıskanmazdı ve asla birbirlerine kin tutmazlardı. Birbirlerini Allah için uyarmaktan da imtina etmezlerdi.”

Halil İbrahim Kutlay Hocanın konuşmasından sonra kısa bir dua yapıldıktan sonra Davut Paşa Camii’nde Kur’an öğrenen küçük talebelere kitapçıklar, Kur'an-ı Kerim Mushafları ve güller dağıtıldı. Katılanlara yapılan pilav ikramı ile program sona erdi.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Nisan 2012, 11:57
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20