Güzel ahlakıyla gönülleri fethetti

On iki imam hazeratının on birinci halkası olan Hz. İmam Hasanü'l Askeri, derin ilminin yanısıra, çeşitli dilleri de konuşur, Türkçe de bilirmiş. Ahmed Sadreddin yazdı..

Güzel ahlakıyla gönülleri fethetti

On iki imamın on birincisi İmam Hasan Ebu Muhammed el-Askerî Hazretleri, zeki, halis ve sirac lakablarıyla anılır ve bilinir. İkamet ettiği Samarra'daki el-Asker mahallesine nisbetle, Askerî diye meşhurdur. Hicri 846 senesinde Medine-i Münevvere'de dünyayı teşrif eden İmam Hz. Hasanü'l Askerî, on iki imamın onuncusu İmam Ali Naki'nin de mahdum-u mükerremleridir.

Medine-i Münevvere'de dünyayı teşrifinden sonra peder-i alileri İmam Ali Naki'nin ikamete mecbur tutulduğu Samarra'ya iki yaşındayken gelir ve çocukluğu ve gençliği bu şehirde geçer. Daha çocukluğunda acayibattan olan halleri zuhur etmeye başlar. Bir çoçukta pek rastlanmayan bir halini şöyle rivayet ederler:

Oyun için mi yaratıldık?

Küçük yaşta olan Hasan bin Ali Askerî yolun kenarında oturmuş ağlıyormuş. Behlül isimli bir kimse, onun diğer çocukların elindeki oyuncaklar için üzülüp ağladığını zannederek yanına yaklaşmış ve "Çocukların ellerindeki oyuncaklardan sana da alayım" demiş.

Hasan bin Ali Askerî ise ona: "Ey akılsız kimse! Biz, oyun oynamak için yaratılmadık." deyince, Behlül: "Niçin yaratıldık?" diye sormuş. O zaman İmam Hasan el-Askeri, "Biz ilim ve ibadet için yaratıldık." demiş. Behlül "Bu hususu nereden biliyorsun?" diye sorunca da şu cevabı vermiş, "Sizi abes olarak, oyun olsun diye mi yarattık sanıyorsunuz. Bize dönmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz." (Mü'minûn sûresi 115. ayet-i kerimesi)

Yüce bir mürşid-i has

Küçük yaştan itibâren ilim tahsil etmeye başlayan Hasan bin Ali Askerî, zamanının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil ederek Farsça, Hintçe ve Türkçe lisanlarını öğrenir. Babası İmam Ali Nakî hazretlerinin hizmet ve sohbetlerinde bulunup, tasavvuf yolunda ilerler. Büyük âlim ve olgun bir veli olup insanlara İslamiyet’in emir ve yasaklarını anlatır.

Peder-i alileri İmam Ali Naki Hazretlerinin dünyadan göç etmesinin ardından, O'nun yürüttüğü hizmetlerin manevi sorumlusu olarak altı yıl üç ay süresince vazife yapar. İnsanların dünyada ve âhirette saâdete kavuşmaları için gayret eder ve bu yolda bir çok talebe yetiştirir. Tasavvufun yaşanması ve sonraki nesillere katışıksız olarak ulaşması adına sayısız hizmetleri bulunan İmam Hasanü'l Askeri, güzel ahlâkı ve hoş sohbetleriyle insanların gönüllerini fetheder.

Doğruları korkusuzca söylemesi sebebiyle bazı hasetçi ve kendisini çekemeyenlerin kışkırtmaları neticesinde devlet adamlarıyla arası açılmış ve zat-ı şerifleri güya bir tehlike gibi arzedilerek hapse atılmış. Hapishanede geçirdiği günlerde de kendisinin bazı kerametleri zuhur etmiş ve bir çok muhtacın muhtelif ihtiyaçlarını gidermiş.

İmam Hasanü'l Askerî hazretleri ömrünü İslamiyet’i öğrenmek, öğretmek ve yaşamak suretiyle geçirir. Onun Nercis isimli hanımından Muhammed Mehdî isminde bir oğlu dünyaya gelmiş ve kendisinden sonraki halefi olmuş. Zamanının kutbu olarak anılan Muhammed Mehdî on iki imam hazeratının son halkasıdır.

Bütün şehir cenazesine akın eder

Hicretin 874 senesinde Rebîülevvel ayının sekizinde, Cuma günü Bağdat yakınındaki Samarra'da ahirete irtihal eder İmam Hasanü'l Askeri. Vefat haberi duyulunca, bütün Samarra halkı cenazesine koşmuş ve başta halife olmak üzere, devletin ileri gelenleri, kumandanlar, kadılar ve bütün halk onun cenaze namazında bulunmuşlar.

Samarra'da peder-i âlisi İmam Ali Naki Hazretlerinin türbesinde kabrinin yanında defnedilen İmam Hasanü'l Askeri Hazretlerinin kabr-i şerifleri, Müslümanlar tarafından yüz sürülen bir ziyaretgah olmuştur. Allah, şefaatlerine cümle ümmet-i Muhammed'i nail eylesin.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 14:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26