Gülizar Baki muhabirlik tüyoları verdi!

4. Medya Akademisi'nde konuşan Gülizar Baki'nin programını Rumeysa Aksu anlatıyor.

Gülizar Baki muhabirlik tüyoları verdi!

Genç dergisi ve İstanbul Gelişim Akademisi işbirliği ile düzenlenen 4. Medya Akademisi programı dahilinde ağırladığımız Zaman gazetesi hafta sonu ekleri muhabiri Gülizar Baki’yle değişen medya düzeni üzerinde uzun bir söyleşi yaptık.

Bir dönem dış politika muhabiri olmaya karar veren Baki’nin idealleriyle potansiyeli arasındaki farkı görmesi uzun sürmemiş. Kaldı ki yazdığı diğer haberlerin dilinin “lifestyle gazetecilik” tarzına kaymasından ötürü yine rutin haber muhabirliğinden hafta sonu ekleri muhabirliğine yönlendirilmiş.

ZamanLifestyle de ne?

Bulunduğu sahada başlarda, yahu biz ne yapıyoruz, popüler kültürü öyle yada böyle empoze etmek duruşumuzla bağdaşır mı, diye epey tartışmış da olsalar, yoğun rutin gündemin dışında da hayat var, diyor konuğumuz. Ve yaptıkları lifestyle tarzda haberler sayesinde kendi okur kitlelerine hitap eden ziyaret noktalarının, kıyafetlerin, aktivitelerin alternatiflerinin azımsanmayacak derecede arttığının kanısında. İçkisiz balık restoranı mı olurmuş denirken, talepler ve haberler doğrultusunda içkili yerlerin dahi alkolü kaldırmasında; uzun etek satılan yer yokken çeşitlerinin sıralanmasında kayda değer rollerinin olduğunu söylüyor.

Okurlarının mekan, modacı yada film tanıtımlarına, haberin hikaye edilmiş formatına, sanata ihtiyaçlarının olmadığını iddia etmek haksızlık olur. Bu formattaki gazeteciliğin haber vermenin yanında eğilimleri de belirleyen bir fonksiyonu var. (GYY'nin notu: İşte buna katılamayacağız Rumeysa kardeş, modacı tanıtımı, sanata ihtiyaçları olmadığını iddia etmek filan... Gazetelerin eklerinin nasıl sorunlu, hastalıklı bir mantalite ile hazırlandığına yıllardır kızıp duruyoruz "Biz". Ne gereksiz kişileri, tipleri gündemlerine aldıklarına, ne hastalıklı yaklaşımlar sergilediklerine bu gözler binler kez şahit oldu. Hastalıklı haberler, söyleşiler, tanıtım metinleri yüzde 5-10 oranında çıksa gazetelerin eklerinde elbet sözümü yine yutardım. O mantalite eklerde yüzde 80 oranlarına varabiliyor. Elbette Gülizar Hanımın veya ekibinin ve başka eklerdeki çalışanların güzel, yerli, ümmetten şeyleri güzel bir şekilde taşımaya çalıştıklarını gördüğümüzde onlara dua etmiyor değiliz ama bu genel dindar çevre gazetelerinin ekler problemini görmemeye itmemeli bizleri. Son söz: GYY notlarına tahammül edemeyen okur, bunları demeyeyim mi şimdi? Siz görmüyor musunuz bu sorunu? Arkadaşımız söyleşiye katılmış, notlarını, gözlemini sizlere iletiyor ama yutalım mı arada problemleri, görmeyelim mi, söyleyin Allah aşkına!)  

Sabah namazı için en uygun camiler?

“Sabah namazı için en uygun camiler üzerinde haber yaptığımız dönemde, 1 Ocak’ta sabah namazı vaktinde  kapıların hepsini açarlar mı, diye falanca caminin imamını aradık, güldü. -Tıklım  tıklım!”  Popüler kültür diyip paspas altında bırakmak da bir tercih; yaşantımızın parçası seyahatin, kıyafetlerin, kafelerin hayat tarzımıza cevap verecek hale gelmesini sağlamak da.

Gülizar BakiKalan sahalar bizimdir!

Konuğumuz yeni medya düzeninde gazeteciliğin, haftasonu haberciliğine benzer tarza evrileceğine de değindi. İnternet haberciliği zaman zaafı olmaksızın okurları zaten haberdar ediyor. E gazete muhabirleri pabuçlarını damdan nasıl alacak? Abdullah Gül’ün haber ajanslarını bile zahmete sokmadan yayladaki görüntülerini paylaşması dahi, gazete muhabirlerine, başka uğraş bulun, mesajı veriyor. Artık bundan sonra, yanağını sıktığı çocuğun hikayesi yada muhabirin yakaladığı başka bir detay onu meslektaşlarından ayıracakmış. İşte bu bahsedilen süreçte twitterdan, haber sitelerinden bir şekilde habere ulaşan okurun gazeteyi alması için başka bir şey yapman gerekir, diyor muhabirimiz. “Yeni medya düzeniyle ‘dedi-yaptı-etti’ haberciliği, hikaye haberciliğine dönüşme yolunda”. Mutluyum, bütün saha bize kalacak, diye gülümsüyor.

Tüyoları not edin!

Muhtemelen biz oralara gelinceye kadar gazete muhabirliği formatının soluğu öngörüldüğü gibi değişir. Muhabirlerin bu yeni akıma ayak uydurabilmeleri için gelin Gülizar Baki’nin önerilerine kulak verelim.

Günümüzde olduğu kadar hiçbir dönemde izleyici, içeriğin şekillenmesinde bu denli etkili olmamış.Hem editör hem yönetmen kimliğindeki bu muhataplarımızı merkezde tutmalıymışız. Artık insan odaklı haberler, senaryo gibi düzenlenerek sunulacakmış.“Uzun metinden sıyrılın.” Okur profilindeki değişimlerden konuştuk. Vatandaşın, elindeki gazeteye uzak bir ideolojide bir başka gazete de koltuğunun altında olabiliyormuş günümüzde.

Emeklilik yaşı kaçtı?   

Deneyimlerini dinlerken, mikrofonu biz uzatmışız gibi heyecanlanarak, haber kaynağımız yeterli ipuçları vermiyor gibi terleyerek, kırk beş-elli dakika, haftasonu ekleri muhabirliğine büründük. Haberciliğin "keyif" veren bu sahasında kırk beş dakikayı uzatmalarla emekliliğe kadar sürdürebilir, çok bilmiş bir gazeteciden daha iyi bir gazetecilik ortaya koyabilirsiniz. Zira sözümüz Gülizar Hanımdan dışarı, gazetecilerin bir çoğu o kadar cahil, o kadar sapla samanı birbirine karıştırır tipler ki... Aralarında Sezai Karakoç haberi hazırlarken kaçıncı vefat yıldönümü olduğunu soranı mı ararsınız, Hasan Aycın'ı hiç duymayanını mı ararsınız, cümle kuramayanını mı, çalıştığı gazetede, görevli olduğu sayfada yıllardır yazan yazarı RTÜK başkanı olduğunda ancak ilk defa duyanını mı... Hepsi var o eski tarz gazetecilerin arasında! Aman gazeteci olmak haddini bilmemek şeklinde sizde tezahür edecekse olmamakta fayda var.

 

Rumeysa Aksu muhabirliğin muhabirliğini yaptı

Güncelleme Tarihi: 05 Ağustos 2011, 06:43
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13