Gök ekini biçmiş gibi…

Şimdi Arzu, bir zamanlar masaüstü resmi yaptığı manzaraya karşı Devrek'teki köyünde medfun.

Gök ekini biçmiş gibi…

Şimdi, Arzu, bir zamanlar masaüstü resmi yaptığı manzaraya karşı Devrek’teki köyünde medfun. Yorucu bir iş temposunun ardından iki üç gün dinlenmek için tatile gitmiş. Orada ebedî istirahatgâhına yolcu olmuş. Tarih 20 Eylül 2010. Her adımını mesajla anne ve babasına bildirmiş, saat onda hem annesiyle hem babasıyla konuşmuş. Denizi tercih etmemiş. “Tam da bana göreymiş anne, yanı başında mescidi de var!” dediği havuzda, ebediyete adım atmış.

"Arzum senin Cemalinde/ Aşkın bendedir Allahım"

İnsan inanmak mı istemiyor, yoksa hakikaten inanamıyor mu? Ne denebilir ki? Takdir-i ilahî. Sükût... Hüzün... Ne söylenebilir, evladını âlem-i cemale yolcu eden anaya? Ya babaya? Sabr-ı cemîl? Yunusça: “Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm / Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi.

Hatice, gazete haberinden Arzu’nun dayısının adını bulmuş. 188’den aratmışlar, sonra arayıp ondan köy ve mahalle adını almışlar. Taziye için yolculuk Devrek’e. Ahmet sağolsun biletlerimizi almış. Harem’den 14.00’te kalkan otobüse bindik. Yol boyu kızlar ağladı, ben kelime-i tevhid çektim. Saat sekizde Devrek’teydik. Yarım saat sonra başka bir otobüsle gelecek olan Seda’yı bekledik. Adres bilgilerini detaylandırmak için telefon ettiğimizde kimseye ulaşamadık. Terminalden köyü bilen bir taksi tuttuk. Köye vardığımızda cenaze evini sormak için önünde durduğumuz ilk ev, meğer Arzu’nun halasının eviymiş, aynı zamanda taziye evi. Validesi, pederi, konu komşu, akraba toplanmış. Bize uzun uzun sarıldılar. Yaşlı bir teyze beni Arzu’ya benzetip gözlerimden öptü.

Arzu Çubukçu
(+)

Validenin ağıtlarından anlaşılan o ki: “Annesine, hem dost hem evlat hem ana hem baba hem eş imiş. Evin direğiymiş. Annesinde Arzu’nun hakkı, ondaki ana hakkından daha çokmuş. Hiç üzmezmiş, yormazmış, yük olmazmış anneciğine. Kendi parasını kazanırmış. Anası çalışırken bir defa toz aldırtmamış, ev işi yaptırtmamış. Helallik isteyecekmiş evladından. Din diyanet namına ne varsa Arzusundan öğrenmiş. Biraz daha vicdansız bir çocuk olsaymış ya, ciğeri bunca yanmazmış. Eller yanmış, o yanmaz mıymış? Eller acısına düşmüş, onca yoldan gelmiş; bunca yarânı bir araya getirmiş, anacağızı kül olmaz mıymış? Bu acıya yürek mi dayanırmış? Gelinlik giyecekken kefene bürünmüş. İmam müsaade etmemiş ki gelinliğini mezarının zeminine sersin.

Babası hastahanedeyken bir ay yanlarında kalmış. Hemşire gibi ilgilenmiş. Etraftakiler demiş: ‘Ne hayırlı çocuk.’ Babası yatalak iken hep Arzu bakmış, üstünü başını değiştirmiş, yemeğini yedirmiş. Yine de gecelere kadar çalışıp derslerini geçmiş. Bir dakika boş durmazmış.”

Anada takat mi kalır?

Çocuk öldü mü güneş / Simsiyah görünüyor gözüne / Elinde bir ip nereye / Bilmez bağlayacağını anne/  Kaçar herkesten/ Durmaz bir yerde / Anne ölünce çocuk / Çocuk ölünce anne

Ertesi sabah erken bir vakitte kalktık. Nadide Teyze salonda uyanık. Varlığımızla onu teselli etmeyi dileyerek yanında kaldık bir saat kadar. Kahvaltı hazırlamışlar. Niyetimiz Arzu’yu ziyaret edip dönüş için yola koyulmak. Hep beraber aşağı kata inmek için merdivenlere yöneldik. Çantamı almak için odaya koşmuştum. Birkaç saniye içinde geri döndüğümde Nadide Teyze yere yığılmış halde... Bütün gece uyumamış. Takat mı kalır? Beş kişi aşağı taşıdık, önce koltuğa, sonra bir gayret bir çarşafa yatırıp ucundan tutarak yatağına... On onbeş dakika sessizlik. Yarı baygın bir uyku. Sonra hatırın ve idrakin devreye girdiği an: “Çığlıklar, Arzuuu... Arzuuum... İçime kor düştü. Arzuuu...” Ve gözyaşları.

Arzu hayırlı bir arkadaş olduğu için

Arzu, Galatasaray Üniversitesi’nde mütedeyyin kızları birbirine yapıştırmak gibi bir tutkal vazifesi görürdü: Organizasyonlar, iftarlar, toplantılar, tanışmalar, davetler, okuma programları ondan sorulurdu. O, Arzu Abla’ydı. Yeni gelenleri bağlayan, kenetleyen o idi. Sümeyye’nin biricik tabiriyle hakiki bir “birleştiricilik ve bütünleştiricilik” insanıydı. Kimseyi kırmışlığı da yoktu.

Şimdi Arzu, bir zamanlar masaüstü resmi yaptığı manzaraya karşı Devrek’teki köyünde medfun. Ebedî istirahatgâhında. Kendi nefsime bakınca kemalâta doğru o kadar çok yol gözüküyordu ki, ilk tahlilde, gayri ihtiyarî kendimle kıyas edip Arzu’nun erken bir vakitte göçmesine, tam da bu seyr-i sülûk macerası adına üzülmüştüm. Fakat rıza kazanmak ve kâmil olmak böyle zaman aralıklarıyla ölçülecek bir şey değilmiş. Onun bu kadar hayırlı bir evlat olduğunu bilmiyordum. Nadide Teyze’nin yaralı yüreğine şahit olduğumuz halde böyle bir bilginin doğurduğu iç huzurla İstanbul’a döndük.

Arzu’nun birçok hayırlı arkadaşı vardır, elbette. Ama ben şuna inanıyorum: Okunan bunca Yasin, hatim, kelime-i tevhidler, Arzu’nun hayırlı arkadaşları olduğu için değil, Arzu, hayırlı bir arkadaş olduğu için. Arzu yaşadığı minval üzere Fatihalarla uğurlandı. Aziz olsun. Derecesi, şehitler mertebesinde olsun. Nebilerle, sıddıklarla, salihlerle beraber olsun.

Selam olsun.

 

Arkadaşı Suleyha yazdı

Not: Yoldayken ondan haberdar olmayı dilemiştim. Durumundan. İçimizden safiyeti âlî olana, ahvalinin âlem-i menamda bildirilmesi için niyaz ettim. Öyle olduğunu sandığım kişinin adını da andım. Arkadaşım, taziyede giydiği kıyafetlerle, Arzu’nun düğününe gittiğini görmüş. Elhamdülillah. Bir bilene, yorumlaması için rüyayı anlattık. Arkadaşınız yırtmış, dedi. Elhamdülillah.

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2012, 12:03
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
zehra
zehra - 10 yıl Önce

Rabbim mekanını cennet eylesin, onu Peygamber Efendmize komşu eylesin inşaallah..

ayşe seçkin
ayşe seçkin - 10 yıl Önce

rabbim rahmeti ile muamele etsin, sarıp sarmalasın baki olana emanetiz...

Gül Eser
Gül Eser - 10 yıl Önce

gözyaşıyla okuduk, Allah rahmet etsin, anneciğine, yakınlarına sabr-ı cemil ihsan etsin...

ahmet e
ahmet e - 10 yıl Önce

tanımazdım, şimdi burada yazdığınız kadarıyla tanıdım.
ne demeli. hem dayanılmaz bir hüzün, hem de gittiği yerde huzur içinde olduğuna dair bir inanç var.
Allah sevdiği kullarıyla beraber kılsın.

canan b.
canan b. - 10 yıl Önce

vefatını çok geç öğrendim..
çok etkilendim..
insanın kendi yaşıtı bi arkadaşını kaybetmesi ölümün herkese ne kadar da yakın olduğunu hissettirdi..
Rabbim mekanını cennet eylesin..

Çetin Canlı
Çetin Canlı - 10 yıl Önce

Kakılır bir yerde,kalır oyuncak,
kurgular biter.
Ölüm...o geldimi ne var korkacak?
korkular biter.
Fikir,açmaz artık beyinde kuyu;
Burgular biter.
Unuturuz hayat adlı uykuyu,
uykular biter.
Biter,her şey biter;ses,şekil ve renk,
kokular biter.
Kabir sualiyle kapanır kepenk,
sorgular biter.

Dünya kederi ve sıkıntıları bitti.Allah rahmet etsin.

sumeyye
sumeyye - 10 yıl Önce

Rabbim rahmet eylesin, tanimiyorum bu kardesimizi, cok duygulandim, Rabbim sevdiklerini yanina aliyor, rahmeti ile sariyor sarmaliyor, dunyanin fena yuzunden ebediyen kurtariyor...
Rabbim annecigine ve sevgili babasina sabir ihsan eylesin, bu imtihanlarini kolay kilsin...

inna lillahi ve inna ileyhi raciun...

ayşe
ayşe - 10 yıl Önce

Arzum, Allah rahmet eylesin...


banner19

banner13

banner26