Giderken ardımızdan ağlamıştı Hasan Abi

Amerika'da tanıştığım Hasan Abilerin sayısı çoğalsın. Çünkü biz bu iyiliğe muhtacız. Çünkü Hasan Abi’nin de dediği gibi, ‘bizler iyi olmak zorundayız.’

Giderken ardımızdan ağlamıştı Hasan Abi

 

İnanılması zor, ama anlatacağım kişi ve kurumlar tamamen gerçek.

Hasan Abi, 1.60 boylarında, esmer, gözlüklü, daima güzel giyinen ve daima gülen bir Hindistanlı. Ama Amerika sınırları içerisinde rastlayabileceğiniz en ince, en zarif Hint. Zarif olduğu kadar da çok konuşan, adeta İngilizce pratik yapmak için gönderilmiş bir lütuf gibi, muhabbetinin ucu bucağı gelmeyen güzel bir adam, sıkı bir Müslüman.

Hasan Abi sağolsun, hepimiz Fatıma’yı da tanımış kadar olduk

Amerika’ya gidişimizin beşinci akşamıydı, dışarı çıktık; çünkü gerçekten açtık. Açtık ve yabancı şehrin, içine yabancılık kaçmış yemekleri arasında bir açlık korkusu hâkimdi tüm ekip arasında. Herkes birbirine çaktırmıyor ama, “Abi aç kalır mıyız” diye de sormadan edemiyordu. İşte Hasan Abi ile tanışmamız bu tedirginlik dolu duygular arasında onun Pizza Boli’s adındaki küçük pizzacı dükkânında gerçekleşti. Bulduğumuz birkaç mekâna burun kıvırdıktan sonra bu pizza dükkânının önünde durduk. Pizza yemek kötü fikirdi, ama başka çare de yoktu.

Boli’s küçük bir dükkandı, oturacak yerleri yoktu. Sadece sipariş bekliyor, alıyor ve gidiyordun. Önyargılar içinde “hadi alalım” dedik, ne yapalım elimiz mahkum, bu mide dolacak. İlk başta turist gibi karşılandığımız bu dükkândan 20 dolarlık pizzayı 10 dolara, içeceklere hiç para vermeden, üzerine bir de güzel bir yürek kazanarak çıktık. O günden sonra her akşam sanki eve gidiyor gibi uğradığımız, uğrak yerimiz; ikinci bir evimiz oldu Hasan Abi. Her akşam yaklaşık bir iki saati onun pizzacısının kapısının önünde geçirir, betonda oturup çay muhabbetleri yapardık.

Anlatacağı şeyleri hiç bitmiyordu Hasan Abi’nin, Türkiye’ye gelişi, pizza zincirleri, 11 Eylül hatıraları. Bir de internetten tanıştığı bir nişanlısı vardı Hasan Abi’nin; Fas kızı Fatıma. Hasan Abi’yi tanıyan herkes Fatıma’yı da tanıyordur herhalde, çünkü onunla ettiğimiz muhabbetin yüzde doksanı Fatıma, Fatıma’nın annesi, Fatıma ile geçirdiği vakitler ve Fatıma ile yapmayı planladıklarını konuşarak geçerdi. Hasan Abi sağolsun, hepimiz Fatıma’yı da tanımış kadar olduk.

Yaşayabilmek için iyi olmak zorundayız çünküHasan Abi

Hasan Abi Amerika’da uzun yıllar Hint İslami vakıflarında çalışmış, 11 Eylül sonrası Müslüman olduğu için sıkıntı çeken insanlardan biri; 11 Eylül hatıralarını anlatırken gözleri dolması da bundan. Allah’tan korkan biri olduğunu sadece ticarette değil, her alanda karşınıza koyuyor ve değerlerin yakılıp yıkıldığı, ayaklar altına alındığı bir kentte nasıl hâlâ inanmış kalınabilir, bize bunu da gösteriyor hayatı ile. Washington’da okuyan Özbek, Hint diğer Müslüman gençlere sahip çıkıyor, onlara iş veriyor ve şehre karışıp kaybolmamaları için ellerinden tutuyor. Salih bir pizzacı olma kavramı varsa işte Hasan Abi tam olarak o.

Hasan Abi, gördüğüm en amatör pizzacı, fakat en “profesyonel iyi”ydi. Amatör bir pizzacıydı; çünkü pizza istiyorsanız 40 dakika önceden söylemeniz gerekiyordu. Bizim kötü İngilizcemizden mi bilmiyorum ama çoğu zaman sipariş ettiğimiz değil, başka pizza geliyordu. Vejeteryan pizza sipariş edip, kıymalı yediğimiz akşamlar oldu mesela. Ama yiyorduk ve orda önemli olan buydu. Profesyonel iyi kavramını ilk defa kullandım, biliyorum literatürde de yok bu kavram. Babam bunu şöyle ifade eder; “aktif iyi”. Bu, iyiliğin yayılması için aktif hareket etmek ve iyiliği paylaştıkça çoğalır hale getirebilmektir, burdan hareketle “pasif bir iyi, aktif bir kötünün teşvikçisidir” yargısını kullanırdı.

Hasan Abiyse işte babamın bu sözlerinin canlı kanlı bir tezahürüydü. Bir gün sordum; “Abi neden bu kadar iyisin, insanların yanı başlarında can çekişenlere sırtını dönüp uzaklaştığı bir ülkede nasıl böyle kalabildin?” Verdiği cevap benim gözümde Hasan Abi’yi Hasan Abi yapan cevaptı; “Yaşayabilmek için iyi olmak zorundayız çünkü Hümeyra” dedi, devam etti; “bunu nefes almak gibi düşünüyorum. Yemek gibi, içmek gibi düşünüyorum. Ben Türkiye’ye geldiğim zaman cebimde on liram vardı, birileri elimden tuttu. Buraya geldim, yine cebimde sadece yirmi dolar vardı. Burda birileri benim elimden tuttu, bana yardım etti. Şimdi bir sürü pizza dükkânım oldu. Şimdi birileri bana iyilik yapmışken, benim de başkalarına iyilik yapmam gerek, çünkü bu bir zincir. Bu bir iyilik zinciri ve bunu tamamlamak zorundayız. Bizim iyi olmak ve iyiliği paylaşmaktan başka şansımız yok. Bugün ben size yardım ediyorum, gün gelecek siz de bu zincirin halkası olup bu iyiliği başka yüreklere taşıyacaksınız” dedi.

Müttaki olmak tam olarak böyle bir şey olsa gerek

Bitirdiğinde gözlerimiz buğulanmıştı ve Kur’an’ın katıksız iyilik ayetleri geçiyordu aklımdan. “Müttaki olmak tam olarak böyle bir şey olsa gerek” dedim.

Hasan Abi, sadece bir pizzayı, bir sandviçi birkaç dolar daha ucuza verdiği için iyi değildi; akşamları gurbetin ağırlığı çöktüğünde adamın üstüne, gidip sığınabileceğiniz, uzun uzun muhabbet edebileceğiniz, bir akşam geç vakitte arayıp yolda olduğunuzu söylediğinizde arabasıyla size hem muhabbet hem taşıma servisi yapan, doğum günü olduğunda jest olsun diye kutlamaya götüren efsane bir adamdı. Washington’dan ayrıldığımız gün orucuz diye hazırlattığı yiyeceklerle birlikte havaalanına kadar bizi yolculamaya geldi. Ve biz giderken ardımızdan ağladı Hasan Abi; yeryüzünde gördüğüm en değerli gözyaşlarından biriydi benim için.

Kilometrelerce uzağa gittiğinizde dahi birileri kalkıp size adanmışlık öğretiyorsa hâlâ umut var demektir. Hasan Abi, benim hayatımın katıksız iyisiydi, onu bir daha hiç göremeyecek olsak da ayrılırken ağlamış oluşumuz Allah’ın bir insanın anı defterine vereceği en güzel ödüllerden olmalı.

Rabbim, bir daha karşılaşmayacak olsak da arkasından ağlayabileceğimiz, üzerine birkaç kelam edebileceğimiz, dualarda adı aklımızdan geçtiğinde hep hakkında hayır istediğimiz, iyiliği paylaşan ve “aktif bir iyi nasıl olunur”un iki ayaklı örneği Hasan Abilerin sayısını çoğaltsın. Çünkü biz bu iyiliğe muhtacız. Çünkü Hasan Abi’nin de dediği gibi, “bizler iyi olmak zorundayız.”

 

Hümeyra İslamoğlu yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Ağustos 2012, 21:17
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
nihan
nihan - 7 yıl Önce

anlattığın için teşekkürler... iyilik zincirinde bir halka da biz oluruz inşallah.

can
can - 7 yıl Önce

tum gurbete cikanlara bir hasan abi duasii ile, samimi icten guzel bir yazi olmus eline saglik.

Vuslat akçalı
Vuslat akçalı - 7 yıl Önce

Rabbim bizi inancında has olanlardan eylesin..

banner19

banner13