banner17

Geri dönmedi vefatıyla bile!

Onu Moğolistan'da vefat haberiyle tanımıştık. Ömrünü bir güzel yol için vermişti.

Geri dönmedi vefatıyla bile!

“Demir perde” kalkmış ve dünyanın doğusu ve batısı ızdıraplar içinde buluşmaya çabalarken, o, Anadolu ruhunu sırtına alıp Moğolistan yoluna koyulmuştu. Gitmiş ve geriye dönmemişti. Vefatıyla beraber Türkiye’ye gönderelim denmiş, ancak vefakâr eşi Aysel Hanım’ın, “Hayır, vasiyeti var, Moğolistan’a gömülecek” demesiyle kutlu öğretmen Moğol topraklarına defnedilmişti.Adem Tatlı

Benim birinci eşim hizmet

İnsanlar eş yaratılmıştır. Nasıl ki fena ruhlar eşlerini bulurlarsa burada, asiller de eşlerini buluyordu. Dert, çile ve inayet harmanıyla, iki sınıflı ve 48 öğrencili Moğolistan’daki ilk Türk okulu, “Darkhan Türk Koleji” eğitime başladıktan sonra evlenmeyi kararlaştırmıştı Adem Abi. Aysel Hanımla ilk görüşmesinde şunları demişti kendisine: “Benim birinci eşim hizmet. Benimle evlenmeyi kabul edeceksen bil ki sen ancak ikincisi olursun. Zaten ben Moğolistan’daki hanımlarla alakadar olacak birini arıyorum.” Kadir Gecesi’nin sabahında düğünü yapılır. İlah-i rıza için evleniyorlardı, o yüzdendir ki aşk da Yaradan tarafından bol lütufla koyulmuştu gönüllerine.

Moğolistan’a Ulan Batur’a dönüyordu Adem Tatlı yanında Aysel Hanımla. 15 saatlik uçak yolculuğu sırasında Adem Abi hizmetini, davasını anlatmıştı sürekli: “Ben dönmeye gitmiyorum oraya, eğer niyetinde varsa sen dönebilirsin.” Şaşkınlığı süren Aysel Hanım bunu Moğolistan’a ilk ayak bastıklarında daha iyi anlamıştı. Adem Abi kendisini arkadaşlarına emanet etmiş ve “sen burada bekle, ben döneceğim” demişti. 3 gün hiç haber alamamıştı eşinden Aysel Hanım.

Adem Tatlı'nın cenaze merasimi
(+)

Maddi yetersizlikler ve Türkiye’den beklenen yardımların aksaması nedeniyle toplantılar yapılıyor, çareler aranıyordu. Okullar açılmalı; bu çocuklara, bu insanlara anlatılmalıydı Anadolu ve İslamiyet. Geri döndü. Aysel Hanım’a tek bir şey söyledi: “Gel, sen de bana omuz ver. Demek ki orada da sıkıntı var; gel sen el işi yap, ben de şoförlük. Atlarımızın azığını da kendimiz bulalım burada.” Ki zaten o güne kadar Adem Abi okulun yemeklerinden dahi ağzına sürmemişti. Bu okulların hikâyelerini okuyanlar iyi bilirler. Yeryüzündeki Türk okullarının açılışında ortak yanlar vardır. Bunlardan birincisi, öğretmenlerinin ilk defa uçağa binmesi. İkincisi yabancı dil bilmemeleri. Üçüncüsü de “sıfır” maddi birikimle gidilmesi.

“Allah yardım etsin, gidelim” değil; “gelin gidelim, Allah yardım edecek”

İşte bu yüzdendir ki koşturdukça imkân bulunuyordu. Elde avuçta yoktu. Adem Abi olmayanı bile vermeye çalışmış, o verdikçe Yüce Allah “kudretimin ispatı” dercesine daha çok vermişti. “Muhabbet için ağlıyorlardı. Onlar ağladıkça muhabbet doğuyordu Moğol topraklarında.” Yaradan’ın inayeti iyiden iyiye hissediliyordu artık. Okullar çoğalıyor, yeni sınıflar yapılıyor, öğrenci sayısı iyiden iyiye artıyordu. Öğretmenler yazları inşaat işçisi oluyor, okul dönemlerinde kendi işlerine dönüyorlardı. Ve Adem Abi de önce Ulan Batur’daki Türk okulunun müdürlüğünü, 2000 yılında da Moğolistan’daki tüm kolejlerin müdürlüğünü üstleniyordu.

Adem Tatlı
(+)

Zamanı geliyor

Moğolistan’daki işler yoğunlaşınca Adem Abi eşini ve çocuklarını Türkiye’ye geri getirip, Moğolistan’a geri döndü. Kurumlardan sorumlu olduğundan ilk iş olarak tüm okulları denetlemeye koyuldu. Gittiği her okulda dava arkadaşlarından, o “önden giden atlılardan” helallik istedi. Hepsiyle daha bir başka vedalaştı. Darkhan’dan ayrıldıktan sonra yolda giderken Moğol şoföre ehliyetini göstermiş, kendisinin kullanmak istediğini anlatmıştı; hemen direksiyonu boşaltmak isteyen şoföre daha zamanı değil dercesine “biraz daha devam et” dedi. Yarım saat sonra “Tamam burası” dedi ve direksiyonun başına geçti. Arabadaki arkadaşlarına “okuyabildiğiniz kadar dua okuyun” dedi. Güldüler. Farkında değildi kimse ama, belki de Adem Tatlı dua istiyordu ölüm yolculuğunda.

Kazadan sonra ölüm haberi Türkiye’ye ulaştığında Adem Abi’nin ailesi cenazeyi getirmek isterler. Aysel Hanım’ın kararı nettir: “Eşimin vasiyeti var orada gömülecek.”

Adem Tatlı
(+)

Kendileri dursa da…

Moğolistan’daki cenazeye katılan eşi ve çocukları hayattayken bile hasret kaldıkları Adem Tatlı’nın yüzünü son bir kez görmek istemişlerdi. Kefeni kaldırdığında Aysel Hanım, eşinin tebessümünü gördü. Gözleri yaşlı, şunları demekten kendini alamadı: “Ölmemiş, uyuyor. Uyandırın onu.”

Nitekim ölmemişti de. Adem Tatlı'nın hâlâ yaşadığını 5. Türkçe Olimpiyatlarında sahneye çıkan Ukraynalı Elvira Saranayeva, “Diriliş”in büyük şairi Osman Sarı'nın muhteşem şiiri ile şöyle anlatmıştı:

Gittiler hep gittiler

Aştılar kızgın çölü

Toprak tükendi bir gün

Denize ulaştılar

Çektiler dizginleri

Kendileri dursa da

Atlar duramadılar.

"Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onları muhakkak güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Hacc, 22/58)

Ne mutlu sana Adem Abi.

 

Cihad Kaya andı

Güncelleme Tarihi: 20 Eylül 2010, 16:54
YORUM EKLE
YORUMLAR
ysmn kıley
ysmn kıley - 8 yıl Önce

ahh adem abi gibi insanlar olması gerekiyor hizmet-i camianın içinde.başta kendi nefsim adına söylüyorum,nefsi yaşamaktan,çıkarlardan,yalandan,riyadan,gıybetten uzak durmalı,saf iyi niyetli olmalı.olmalı ki çıkar gözetmeden oralara gidip hizmet edilmeli.allah rahmet eylesin.allah günahlarını affetsin..

selman zor
selman zor - 8 yıl Önce

aynı tatlı kefen gülüşü cemaatin sevmediği kişilerin yüzünde de vardı emme otıriteden izin almadıkları için onların fikrince mundar gittiler...

banner8

banner19

banner20