Fuad Köprülü'nün takdir ettiği bir talebe idi

Osman Turan, ülkemizde Selçuklu tarihi denince akla gelen büyük isimlerin başında gelen bir ilim ve fikir adamımız... Metin Uygun yazdı.

Fuad Köprülü'nün takdir ettiği bir talebe idi

Osman Turan, ülkemizde Selçuklu tarihi denince akla gelen büyük isimlerin başında gelen bir ilim ve fikir adamımızdır. Bir dönem siyasetle de iştigal etmiş olan merhum Turan’ın ilim hayatı, fikir hayatı ve siyasi hayatı büyük mücadelelerle geçmiş. Çok sıkıntılar çekmiş ve büyük haksızlıklara uğramış. İlmindeki yetkinliği, eğilip bükülmeyen kişiliği, doğruyu hiç çekinmeden muhataplarının yüzüne söylemesi, inandığı davasında esneklik göstermemesi ve taviz vermemesi, onun en başta gelen özelliklerindendir. Nakışlar Yayınevi tarafından 1980 yılında yayınlanan Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi kitabında rahmetli Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen’in Osman Turan’ın hayatı, eserleri ve fikirleriyle ilgili çok değerli bir yazısı da bulunmaktadır. Mehmet Altan Köymen, Osman Turan’ın talebelik arkadaşıdır. Onun mücadelelerine, çektiği sıkıntılara ve uğradığı haksızlıklara yakından şahitlik etmiş bir isimdir.

Mehmet Altay Hoca, Osman Turan’ı 1977 yılında, ölümünden beş ay kadar önce evinde ziyaret etmiş. Osman Turan’ın genç denecek yaşta emekli edilip evinde oturması, Altay hocayı çok üzmüş, çok duygulandırmış. “Ömrü vefa etmediği için hakkında düşündüklerimi yerine getiremedim. Kaderde, ölümünden sonra olsun, unutulmamasını sağlamak için kaleme sığınmak varmış” sözleriyle bu duygularını dile getiriyor.

Fuad Köprülü, ona talebe gibi değil, asistanı gibi muamele etmiş

Köyde ailesi Kuranoğulları lakabıyla bilinirmiş. Kendisi Turan soyadını almış. Babası, Osman Turan çok küçük yaşta iken şehit olmuş. Annesi ve abisinin yardım ve teşvikleriyle, büyük sıkıntılar içinde okumuş. İlkokulu Çaykara’da, ortaokulu ise Bayburt’ta okumuş. Lise tahsiline Trabzon’da başlamış, Ankara’da bitirmiş. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde yüksek tahsilini yapmış. O dönem fakültenin Ortaçağ Tarihi Kürsüsünün başında dünyaca ünlü büyük âlim Mehmet Fuad Köprülü vardır. Osman Turan’ın talebelik hayatındaki çalışkanlığı, hocası Köprülü’nün daha ilk anda dikkatini çekmiş. Mehmet Altan Hoca, Osman Turan’ın Anadolu çocuklarına has çekingenliği ve tevazuunun yanında, içten hürmeti ve sarsılmaz bağlılığının da, Fuad Köprülü’nün gözünden kaçmadığını belirtiyor. Osman Turan çalışkanlık ve meziyetleriyle, Köprülü’nün, son derece kıt olan takdir ve teveccühünü kazanmış. Öyle ki, Köprülü, ona talebe gibi değil, asistanı gibi muamele etmiş. Daha öğrenciyken Ortaçağ Tarih Kürsüsü Seminer Kütüphanesi’ni Osman Turan idare edermiş. Bu kürsüden mezun olunca asistan olmuş. Osman Turan doktorluk ünvanını, talebeyken malzeme toplayarak yazmaya başladığı, daha ziyade İslam’dan önceki kültür tarihiyle ilgili 12 Hayvanlı Türk Takvimi eseriyle almış.

Anadolu Selçukluları tarihi, ilmi hayatının ağırlık noktasını teşkil eder

Anadolu Selçukluları tarihi, Osman Turan’ın ilmi hayatının ağırlık noktasını teşkil eder. Araştırmalarına el yazması kaynakları neşrederek başlar. Anadolu Selçukluları tarihindeki yetkinliğini İslam Ansiklopedisi’ne yazdığı Selçuklu Sultanları (Kılıç Arslanlar, Keyhüsrevler, Keykavüsler, Keykubadlar) maddeleriyle yerli yabancı herkese kabul ettirmiş. Türkiye ve Türkiye dışında çıkan ilmi dergilerde birçok makalesi yayınlanmış. Köymen’e göre Osman Turan’ın en önemli eseri Selçuklular Zamanında Türkiye isimli Anadolu Selçukluları tarihidir. Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi de diğer önemli bir kitabıdır. Köymen şunu söylüyor: “Ömrü vefa etseydi, Osman Turan, yazdıklarından çok daha fazla ve çok daha önemli eserler verecekti. Onun öğrenciliğinden beri üzerinde durduğu ve malzeme topladığı 'Ortaçağda Türkiye İktisadi Tarihi' buna misal olarak verilebilir. Ömrü birkaç yıl daha vefa etseydi, şüphesiz Anadolu Selçuklu Medeniyeti’ni bütünüyle ortaya koymak imkanını bulacaktı.”

Osman Turan, hayatında çok haksızlıklara uğramış. Siyasete atılıp daha sonra fakülteye, hocalığa dönmek istemiş. Yargıtay kararına rağmen, kendi yetiştirdiği talebeleri dahi onun hocalığa dönmesine engel olmuşlar. Maruz kaldığı haksızlıklardan birisi de, asil üye olduğu Türk Tarih Kurumu’ndan çıkarılmasıdır. Kurumun kuruluşundan beri hiçbir üye hakkında böyle bir karar alınmamıştır. Osman Turan gibi bir değeri üyelikten ihraç eden kurumun, hiçbir ilmi çalışması olmayan, hiç bir eser vermeyen zevatın üyeliklerini devam ettirmesi şaşkınlıkla karşılanır.

İşte Prof. Osman Turan budur

Osman Turan’ın siyasi hayatı da zorluk ve mücadelelerle geçmiş. Haksız yere tevkif edilmiş ve Yassıada’da 16,5 ay hapis yatmış. Onun sağlam karakteri, vatan ve millet sevgisi, iktidarda iken dahi muhalif olduğu Adnan Menderes ve Celal Bayar tarafından da teslim edilen bir gerçektir. Parti prensiplerini hiç çekinmeden savunur. Yassıada kumandanı Tarık Güryay’a attığı tokat, Osman Turan’ın haksızlığa karşı çok sert mukavemet eden bir kişiliğe sahip olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Yıllarca Demokrat Parti milletvekilleri tarafından da destan gibi anlatılmış. Olayı kendisi şöyle anlatır: “Yassıada komutanı göründüğü zaman herkes ayağa kalkıp, hazırol durumuna geçiyordu. Ben ayağa kalkmadım. Bana niye ayağa kalkmadığımı ve hazırol durumuna geçmediğimi sordu. Ben, onun için ayağa kalkmaya, hele hazırol vaziyetine geçmeye hiç mecbur olmadığımı söyledim. Bana çıkıştı ve üzerime yürüdü; ben de kendisine tokat attım. Maiyetindeki askerler süngüleriyle üzerime hücum ettiler. Kumandan, onların beni öldürmelerine müsaade etmedi; fakat, beni son derece rutubetli ve tabanı ayak bileklerime kadar çıkan çamurla dolu bir hücreye attı. Yassıada’ya getirilmeden önce ağır bir ameliyat geçirdiğim için zaten hasta idim. Hücrede günlerce kaldım. Sonra çıkarıldım.” Milletine, ilmine ve kendine güvenen hakiki bir memleket evladı davranışıdır Turan’ın sergilediği. Köymen, “İşte Prof. Turan budur” diye değerlendirir bu davranışı.

1914 yılında Çaykara’nın Soğanlı köyünde doğan, 17 Ocak 1978 tarihinde vefat eden Osman Turan, haksızlıklar karşısında eğilip bükülmeyen, memleket menfaatini, vatan-millet sevgisini her menfaatin üzerinde tutan, milli kültürümüzü oluşturan değerlere son derece bağlı, manevi değerleri her şeyin üzerinde tutan bir vatan evladıdır. Geleneklerin ve ahlaki değerlerin olabildiğince aşındığı günümüzde, merhum Osman Turan, siyasetçimiz için, ilim ve fikir adamlarımız için, gelecek nesiller için emsalsiz bir örnek olarak duruyor… Allah ruhunu şad etsin.

 

Metin Uygun yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2016, 12:19
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan
Sinan - 3 yıl Önce

Türkiye'de Selçuklu tarihi denince ilk akla gelen merhum Osman Turan ve Mehmet Altay Köymen hocalardır. Her iki hocanın talebelerinden duyduğum ek bir bilgiyi paylaşayım. Osman Turan talebelik yıllarında aynı fakültede bulunan Fars dili ve Arap dili bölümlerine de sürekli devam eder, hayatını idame ettirecek ihtiyaçlar haricinde adeta kendini fakülteye ve kitaplara kapatırmış.

volkan
volkan - 3 yıl Önce

Bilgilendirici bir yazı olmuş. böyle değerli ilim insanlarının şimdiki nesillere siyasetçilere herkese örnek olması dileğiyle

banner19