banner17

Fetih ruhunu her daim diri tuttu

Arif Nihat Asya, yabancılaşmaya, köksüzleşmeye karşı fetih ruhunu her zaman diri tutan bir şair olarak, bizi tarihteki destanları yeniden yazmaya çağırmaktadır..

Fetih ruhunu her daim diri tuttu

 

Arif Nihat Asya deyince aklıma Viyana önlerindeki akıncılar, Yemen çöllerinde can veren ümmetin erleri geliyor. Arif Nihat Asya deyince aklıma uğruna göz kırpmadan ölebileceğim değerler geliyor.

Arif Nihat edebiyatımızın semalarında ruhun kandillerini Süreyya yıldızı kadar parlak tutan ve de kadim değerlerimizi baş üstünde koruyan bir kale gibi durmuştur. Ruhunu yitirmiş bir dünyada kaybedilmemiş bir şuurun penceresinden seslenmiştir hep.

Sesin ötesinde haykırışıyla yedi kıtayı inleten bir sukutun bestesini yapmıştır vefa dolu şiirleriyle. O, kalbimizdeki bir onulmaz yaranın, bu dünya gurbetinin farkında olan, dünyaya tapmayan bir şarimizdi. O, bir hüzün yağmurunun ardından ortaya çıkan şiir gökkuşağıyla gönül semalarımızda rengarenk parlamaktadır hep.Arif Nihat Asya

Yapmacıksız, samimi ve şuurlu bir insan olarak yaşadı

Küçük yaşta babasını kaybeden, daha sonra annesinin ikinci evliliğini yapıp gitmesiyle yapayalnız kalan şairimiz, küçük yaşta öksüzlüğün ve yetimliğin acısını tatmıştır. Bu dönemlerde kendisine dedesi ve halaları sahip çıkmıştır. Ve onun içindeki bitmeyen bir anne özlemi bir kurşun gibi bu yaşlarda oturmuştur. Devletin yatılı okullarında okuyan şairimiz muallim mektebini bitirmiştir.

Bir edebiyat öğretmeni olan şairimiz yapmacıksız, samimi ve şuurlu bir insan olarak yaşamış; yaşadığı dünyanın rüzgarları önünde savrulmamıştır. Şairimiz güzelliğin kalesinde dalgalanan bir bayrak gibi savrulup durmaktadır. Onun şiirleri Allah aşkının, vatan aşkının coşkun ve içten mısralarıyla bizi kadim değerlerimize çağırmaktadır.

O, Hz. Mevlana’nın yeşil kubbesini âşıkların otağı gibi görenlerdendir. Onda Hz. Pir'in aşkı kağıtları kalemleri aşmış, yürek devletinde bir başkent olmaya doğru gitmiştir. Mevlana muhibbanlarının en önde koşan atlılarından olan büyük şairimiz, hakikat kabesini tavaf ederken kalbini Hünkar hazretlerinin görklü nazarı önünde bir buz parçası gibi eritmiştir.

Fetih ruhunu diri tutan bir şair

Ne zaman Arif Nihat Asya'yı ansam, içimde bahar çiçeklerinin açtığını hissediyor, böyle güzel bir şairi bize verdiği için yüce Mevlaya hamd ediyorum. Ve ne zaman onun şiirlerini okusam şehitler tepesinin boş olmadığını, dalgalanmak için bir bayrağın rüzgar beklediğini anlıyorum. Ve ellerimizi açıp onun güzel mısralarıyla, "Biz, kısık sesleriz.. minareleri,/ Sen, ezansız bırakma, Allah'ım!” diyerek yer yer, yer yer bunları bir Ömer Karaoğlu bestesinde söyleyerek yalvarıyoruz yüce Mevlaya.

Bayrağın namus demek olduğunu, şeref demek olduğunu onun şiirleri ne güzel anlatıyor, şerefi ve namusu tepetaklak eden ve maddeyi putlaştıran bir dünya algısının bağrında. “Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü” derken, bayrağımızı hayatın her alanında sevincin ve hüznün tam ortasında, bizi biz yapan imanın, tevhidin bir simgesi olarak görüyor.

Arif Nihat Asya“Yelkenler biçilecek” diye başlayan fetih marşıyla bizi İstanbul'u yeniden fethetmeye çağıran Arif Nihat Asya, yabancılaşmaya, köksüzleşmeye karşı fetih ruhunu her zaman diri tutan bir şair olarak, bizi ümitsizliğin bataklığına düşmekten korumaya, bizi tarihteki destanları yeniden yazmaya çağırmaktadır.

"O zaferler getiren atların/ nalları altındanmış/ gidişleri akına,/ gelişleri akındanmış" mısralarıyla “haydi ne duruyorsunuz , miskin miskin ne pinekliyorsunuz böyle, haydi akınlara çıksanıza, yeniden üç kıtayı kumaş gibi kesip biçsenize” diye kalbimizi bir fırtınalı deniz gibi coşturmaktadır. İla-yı kelimetullah ve cihat uğruna kıtaları ceketlerinin cebine sığdıran asil atalarımızın sesini duyar gibi olup nice ürperişler derlerken…

Onun için gençler hep Fatih'tir, hep Ulubatlı Hasan'dır. O, ümidini her zaman diri tutmuştur. “Elde sensin, dilde sen, gönüldesin, baştasın/ Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!” mısralarıyla bu inancını ve sevgisini tüm dünyaya duyurmuştur.

"Konsun yine pervazlara güvercinler/ hu hu'lara karışsın aminler "diye güzeller güzeline yazdığı naat ile bizi şu yaşadığımız çağın çıkmaz sokaklarından alıp Hak ve hakikatın muştulayıcısı muhteşem bir devre götüren şairimiz, peygamber aşkını zirve mısralarla anlatarak her okunduğunda kendisine bir sadaka-i cariye hükmüne geçecek şiiriyle inşallah Resulullah Efendimizin şefaatine nail olup onun livaül hamd sancağı altında gölgelenme şerefine mazhar olur.

 

Mehmet Baş yazdı

Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2012, 23:33
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20