banner17

Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm'le konuştuk

Hafızu'l Kurra Mikdat Temiztürk Hoca’nın şeref konuğu olarak katıldığı “kardeşlik” konulu program çok istifadeli geçti.

Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm'le konuştuk

 

Peygamber Efendimiz’in müjdesine mazhar olan büyük padişah Fatih Sultan Mehmet Han’ın ismini taşıyan Fatih ilçemiz, geçmişten günümüze bir ilim ve irfan merkezi olmuştur. Nice izzet sahibi, vakarlı, ciddi, hocalarımız, âlimlerimiz, şeyh efendilerimiz bu ilçemizde tedris ve irşad faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Nice Kur’an talebeleri, hafızlar, hatipler bu güzide ilçemizde yetişmiştir. Fatih böyle derin bir ilim geleneğine beşiklik etmesinden dolayı sembolik bir anlamı olan özel bir ilçemizdir.

Fatih’in bir ruhu var

Geçtiğimiz günlerde Fatih’in bu sembolik anlamını düşünerek nice kıymetli âlimlerin geçtiği Fatih Camii civarında dolaşırken bu güzel semtin bir ruhu ve bir kimliği olduğunu bir kez daha hissettim. Fatih Camii’ni yaptıran ecdadıma olan sevgi ve hürmet duygularıyla dolaştığım bu güzel mekânda, sonradan seyyid olduğunu öğrendiğim bir ihtiyarı gözüme kestirip ona Fatih Müftülüğü’nün adresini sordum. “Seni götüreyim” dediği üç adımlık yolumuzda kendisinin Nakşibendi olduğunu doğru tahmin edince, iletişimimiz daha kuvvetli oldu. Müftülüğün kapısına geldiğimizde; “Ben Müftü Bey’le tanışmaya gidiyorum, buyurun beraber gidelim” dedim amcaya... Böylece iki dakika önce tanıştığım Mevlüt Amca’yla Müftü Bey’in huzuruna varmış olduk.

Ta eskiden beri, imamlara, müezzinlere, vaizlere, müftülere ve bilhassa hafız olanlarına hürmet etmemiz gerektiğini bilen ve bu konudaki bir eksikliğin imanî bir zaaftan kaynaklandığını düşünen birisi olarak edep ve muhabbetle Müftü Bey’in huzuruna çıktık. Mevlüt Amca da ben de kendimizi tanıttık ve böylece Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm Hoca ile tanışmış olduk. Böyle çabuk tanışıp kaynaşmak biz Müslümanlara has bir şey olsa gerek…Katip Musluhiddin Camii

Fatih Müftüsü bir gönül insanı

Müftü Bey sağ olsun Mevlüt Amca’ya yaşından dolayı hürmet etti, bize de çok ilgili davrandı. Sembolik bir önemi olan Fatih Müftülüğü gibi önemli bir makamda böyle mütevazı bir zatı görmek bizi de ziyadesiyle mutlu etti. Bir müddet sonra Mevlüt Amca müsaade isteyip ayrıldı.

O gün Müftü Bey katıldığı programlara beni de götürdü ve kendisiyle yaklaşık beş- altı saat kadar birlikte vakit geçirme imkânımız oldu. Bu süre zarfınca Müftü Bey’in müftülük personeline ve imam efendilere ne kadar nazik bir şekilde davrandığına şahit olduk ve içten içe kendisini takdir ettik. Bilhassa genç imamlarımıza bir ağabey gibi yaklaşması gerçekten takdire şayandı.

İlk durağımız Katib Musluhiddin Camii oldu

İbrahim Köseİlk durağımız Aksaray’daki Katib Musluhiddin Camii oldu. Orada bir müddet imam odasında oturduktan sonra ikindi namazı için camiye girdik. Namaz çıkışında Müftü Bey cemaatle tek tek musafaha yaptı ve güler yüzle onlarla sohbet etti. Camii çıkışında aynı yakınlığı esnafa karşı da gösterdi, onların halini hatırını sordu.

Sonrasında yürüyerek Aksaray’daki bir düğün salonuna geçtik. Katib Musluhiddin Camii imam hatibi İbrahim Köse Hoca çok güzel bir kutlu doğum etkinliği tertip etmişti. Salona girerken hediyeler ve güllerle karşılanan misafirler, güllerle süslenmiş nezih bir ortama ayak basmış oldular. Biz de Müftü Bey’le birlikte masalardan birisine oturduk.

Sanki zaman tünelinden çıkmış gibiydi

Bir müddet sonra masamıza yanımızdaki hoca efendilerin çok hürmet ettiği, simasında ilmin derin izleri bulunan, sanki zaman tünelinin içerisinden çıkıp gelmiş karizmatik bir zat oturdu. Müftü Bey, ayağa kalkarak karşıladıkları bu zata çok hürmet ettiler. Bana da çok samimi bir hoca efendi olduğunu söylediler.

Bu hoca efendinin hali ve hareketleri tam bir vakar tablosu idi. Yüzüne baktıkça içimde ellerinden öpme hissi uyanıyordu. Onun talebesi olan Başçı Mahmut Camii imam hatibi Sefa Polat Hoca’dan bu zatın programın şeref konuğu olan Hafızu’l Kurra Mikdat Temiztürk Hoca olduğunu öğrendim. Kendisine; “Hocamız el öptürüyor mu?” diye sordum. “Duruma göre değişir” dedi ve bizi kendisiyle tanıştırdı. Böylece bu büyük Kur’an hizmetkârının ellerini öpmek nasip oldu.Mikdat Temiztürk

Bu arada Mikdat Hoca’nın talebeleri olan İbrahim Köse Hoca ve Sefa Polat Hocaların hocalarına olan derin hürmet ve alakalarına doğrusu çok imrendim. “Böyle bir hocaya talebe olmak varmış” diye iç geçirdim. Onların hocalarının yanındaki sanki birer küçük çocukmuş gibi mahcup ve saygılı tavırları beni çok duygulandırdı. Bu çağda da ilme kıymet verenler vardı elhamdülillah…

Mavi kuşlar çok tatlıydı

Programı henüz umreden yeni gelen Moral Fm programcılarından Cengiz Tan Bey sundu. İlk olarak Valide Sultan Camii imam hatibi Hafız Mustafa Yıldırım Hoca Kur’an-ı Kerim tilavetinde bulundu. Ardından Mavi Kuş Anaokulu’nun sevimli talebeleri ezberden hadis-i şerifler okudular. Sonrasında Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan kardeşlik temalı bir video gösterimi yapıldı.

Katib Musluhiddin Camii imam hatibi İbrahim Köse Hoca tarafından yapılan hoş geldiniz konuşmasından sonra Fatih Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Sümer Bey ve Prof. Dr. Orhan Gedikli Bey kısa birer selamlama konuşması yaptılar. Selamlama konuşmalarından sonra Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm Hoca “kardeşlik” konulu konuşmasını yapmak üzere kürsüye geçti.

Neden kardeş olamıyoruz?

Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm Hoca, Efendimiz aleyhis selatü vesselam zamanında kardeşliğin en zirve örneklerinin yaşandığını ama bugün bazı Müslümanlar arasında bu konuda sıkıntı olduğunu söyleyerek şu çarpıcı soruları sordu: “Bugün Müslümanlar arasındaki infirakın, zıtlaşmanın, beraber olamamanın, kardeş olamamanın sebepleri neler olabilir? Acaba biz nerede hata ediyoruz?”

Kardeşliği bugün ailemizde, toplumumuzda yeniden ihya edebilmemiz için önce vahyin bilgisinin gerekli olduğunu söyleyen Emrullah Üzüm Hoca, kardeşliği tesis edebilmemiz için insanlarımızın Kur’an ve sünneti idrak etmeleri gerektiğini söyledi. Kur’an ve sünnetin bu konudaki öğütlerine uzak olan kimselerin kardeşliği idrak edemeyeceğini söyleyen Emrullah Hoca, ayrılıkların sebebinin Kur’an ve sünnetten yüz çevirmek olduğunu, oysa Yüce Allah’ın bizden Kur’an’ın ipine sıkı sıkı sarılmamızı ve onu bilinç haline getirmemizi, onunla bütünleşmememizi istediğini söyledi.

Emrullah ÜzümBatıda kardeşlik düşüncesi yoktur

Hz Aişe annemizin Efendimiz’in ahlakını Kur’an ahlakına benzetmesinden mülhem olarak Kur’an’la buluşan insanın, onun güzel ahlakıyla da buluşmuş olacağını söyleyen Müftü Bey sözlerine şöyle devam etti: “Kur’an’a sımsıkı sarılmalıyız ve parçalanıp bölünmemeliyiz. Bu bize Rabbimizin tavsiyesidir. Farklılıklar hiçbir zaman ayrılık sebebi olmamalıdır. Farklı düşüncelerimiz olacak, fakat tüm Müslümanlar temelde bir olduklarını bilmelidirler. Hucurat Sûresi’nde de buyurulduğu üzere; ‘Müminler ancak kardeştirler.’ Ve aynı surede bize; ‘Kardeşlerin arasını düzeltin’ buyruluyor. Demek ki kardeşler arasında zaman zaman problemler olabilir. O zaman bunu çözmek de bize düşer. Müslümanların ancak kardeş olması yani İslam kardeşliği bir millete mensubiyetin ötesinde, bir ırka mensubiyetin ötesinde, Allah’a iman ettikleri için olan bir kardeşliktir. Dünyanın neresinde yaşıyorsak yaşayalım Allah’ın birliğine iman eden Müslümanlar olarak hepimiz kardeşiz. Bu ne güzel bir şereftir. Bu düşünce gayrimüslimlerde bulunamayan bir düşüncedir. Batıda kardeşlik düşüncesi yoktur. Onlar öz kardeşlerine karşı bile bizdeki gibi kardeşçe davranamazlar.”

Zann kardeşliği zedeler

İslam kardeşliğinden bahseden Hucurat Suresi’nde kardeşliği zedeleyen hususlardan da bahsedildiğini söyleyen Emrullah Üzüm Hoca, bu surede zandan kaçınmamızın emredildiğini, çünkü zannın kardeşliğimizi zedeleyen bir şey olduğunu, Müslümanların birbirleri hakkında kesin bilgi sahibi olmadan birbirlerini yargılamamaları gerektiğini, bir yerden bir şey duyup da sanki bu bilgi doğruymuş gibi zannımızla hareket etmememiz gerektiğini, böyle bir tavrın caiz olmadığını söyledi.

Efendimizin ensar ve muhaciri kardeş yaptığını ve dünyada böyle bir uygulamanın bir örneğinin daha olmadığını söyleyen Emrullah Üzüm Hoca, bu konudaki bazı hadis-i şerifleri naklederek, Müslüman Müslümanın kardeşi olduğu için ona zulmetmeyeceğini, kardeşi yardım istediği zaman ona yardım edeceğini, onu düşmanına teslim etmeyeceğini, onun ihtiyacını gidereceğini ve kim bir kardeşini bir sıkıntıdan kurtarırsa da Allah’ın da onu kıyamet günü bir sıkıntıdan kurtaracağını söyledi.

Dünya tamam olmaz

Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm Hoca’nın konuşmasının ardından davetlilere kutlu doğum aşı (etli pilav ve tatlı) ikram edildi. Bu esnada da Katib Musluhiddin Camii’nin faaliyetlerinin anlatıldığı bir video sunumu yapıldı. Ardından Fatih Camii müezzini Ali Rıza Şahin Hoca bir kaside okudu. Türkiye’nin ilk duahanı Sadettin Evginer’in duasıyla program nihayete erdi. Biz de Müftü Bey’le birlikte başka bir programa katılmak üzere oradan ayrıldık. Müftü Bey, Mikdat Hoca’yı da evine bırakarak âlimlere hürmetin güzel bir örneğini sergiledi. Bu arada Müftü Bey yolda babasından bir söz nakletti: “Babam derdi ki; Dünya tamam olmaz.”

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Nisan 2012, 04:44
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tufan Erdoğan
Tufan Erdoğan - 6 yıl Önce

Emrullah hocamı özlüyoruz Arsin/Trabzon'da 3 yıl kadar beraber çalıştık onu anlatmak istersem sadece kitap ve kütüphanelerin babası diyebilirim yolun açık olsun hocam bizleri unutma ....

banner8

banner19

banner20