banner17

Faruk Deniz'i kim bilmez?!

Gidin, kapısını sessizce çalın. Es-selam yurduna dâhil olun. O konuşsun, siz sadece dinleyin. Sonra kendinize dönün ve 'ben vefa yurdunun hangi köşesindeyim' diye tefekkür edin.

Faruk Deniz'i kim bilmez?!

Her insan Hakk’ın bir veçhinin tecelligâhıdır. Sadettin Ökten Hoca, Nurettin Topçu ile ilgili şöyle demişti: “Ahlakın portresi ya da heykeli yapılacak olsa Nurettin Bey’in yüz hatları yeter.” Faruk Deniz Ağabey için de şunu demek isterim: “Vefanın portresi ya da heykeli dikilse onu yüz hatları yeter.”

Faruk Deniz Ağabey devamlı tefekkür halindedir. Sizinle konuşurken bile onun zihninin tefekkür zikrini bırakmadığını hissedersiniz. Onu tanımayan biriyseniz, “benimle ilgilenmedi” gibi anlamsız bir ifade ile karşılarsınız bu hali. Eksiklik, eksik ve yanlış gördüğünü bilmeyenindir.

Faruk Deniz
(+)

Ev ve hayat kuran bir irade

Kadimin ne olduğunu bilen ve kadimi yaşayan bir insandır Faruk Deniz. Adana ve Mersin onu boğar ama Urfa’da, Diyarbakır’da nefeslenir. Ev ve hayat kuran bir iradenin sahibidir. İnsanî ilişkilerinde de ev ve hayat kurar. Ümitsizlikte dahi ümit taşır.

Zihni zikir halinde olduğu için kafasının içinde her biri emek mahsulü bir sürü proje vardır. Kendine yarattığı dünyası, dışarıdan bakıldığında küçük gibi gözükse de içinde cennet bahçesi olan bir güzellik barındır. Kabrin cennet güzelliğini dünyada yaşayandır o.

Sene 2002. Yer, İlim Yayma Cemiyeti Hacı Muharrem Yurdu. Dersin hocası Yunus Uğur. Yanımdaki bir ağabey: Faruk Deniz. Derin bir derde sahip olduğu her halinden belli. Dersi mi dinliyorum, onu mu seyrediyorum belli değil. İçimden, ‘ben bu adamı sevdim’ diyorum, sadece sevdim.

Halvet der-encümen halinin tecellisi

Kendisini seyir halim o tarihten beri canlı. Şakir Kocabaş Hoca sırlandı, Faruk Ağabey haberi himmet etti. Adnan Büyükdeniz Hoca sırlandı, ardından beraber Fatiha okuduk. Kudret sıfatının tecellisi Turgut Cansever Hoca sırlandı, acı bir hatıranın ardından sessiz bir görüşme yaşadık.

Daha niceleri var beraber dertleştiğimiz. Faruk Deniz Ağabey halvet der-encümen halinin tecellisidir. Herkesin içinde herkesle herkes için yaşar ama bağıran bir mizaca sahip değildir. Derdini sadece kalbine söyler.

Derin bir okurdur o. İlgi sahası medeniyet derdiyle döşelidir. Nadir yazar. Yazdığında dökülen ve görülen derûnundaki aşk ifadesidir. Beğenileri seçkincidir. Çelişkileri bulan ve çözen bir adamdır. Birine verdiği değer makamıyla ilgili değil, o birinin söyledikleriyle ilintilidir.

Kıymet verdiği, ‘hocam’ ya da ‘hocadır’ dediklerini yazamam. Ama onların karakterlerinden bahsedebilirim. Onun, o hocadır, dedikleri; hareket içinde sükûneti, sükûnet içinde hareketi yaşayan; bildiğiyle asla kibirlenmeyen, bilgide ve ahlakta tevazu sahibi; sade ve ciddi yaşamayı ilke edinen kimselerdir. Onun aradığı kendi kişilik göstergeleridir aslında.

Kimsenin elini bıraktığına şahit olmadım

Nurettin Topçu’nun rüyası ahlak nizamını her alanda kurmayı düşleyen bir mümin yolcudur Faruk Deniz Ağabey. Çocukları sever, sevmesi Zarifoğlu’nun sevmesinden beslenir. Topçu mütefekkirliği ile Zarifoğlu çocukluğu onda mündemiçtir. O kendine dönen bir insandır. Kiminle ne için komşu olduğunu bilen bir vazife eridir. Kutlu’nun hikâyesinden fırlayan bir kahramandır. Ahlakî olanı arayan, bunun için de gerekirse ayak direyen bir mizaçtır. Sonuna kadar sahiplenir. Kimsenin elini bıraktığına ben şahit olmadım. Allah da şahit etmesin.

Anadolu’yu, Anadolu insanın dert edinen kaç insan kaldı yeryüzünde? Faruk Deniz nadirâttandır insanı için dertlenen. Asla bir menfaat, bir beklenti içinde değildir. Yine şahit olmadım, Allah da şahit etmesin.

Bilim ve Sanat VakfıKuran ve oluşturan bir iradedir Faruk Deniz. Bilim ve Sanat Vakfı’nda mukimdir. Özel anlarda özel kahvelerin insanıdır. Ben bir kere şahit tutuldum Rab tarafından. Tadı ve muhabbeti içimdedir. Hatırı cennete uzansın.

O görünen/yaşayan vefadır

Gidin, kapısını sessizce çalın. Es-selam yurduna dâhil olun. O konuşsun, siz sadece dinleyin. Sonra kendinize dönün ve “ben vefa yurdunun hangi köşesindeyim” diye tefekkür edin. İnsanın yaşadığı mekân zihninin ürünüdür. Faruk Deniz Ağabey Vefa’da yaşar. Bu da ona lütfedilen bir ihsandır Rab tarafından. Onu dinlerken bir sürü insan dinlersiniz. Kitaplar görünür onda. O görünen/yaşayan vefadır.

Samimiyet abidesi bir şahsiyet-i mukim ile beni buluşturana selam olsun. Allah cennet beraberliği nasip etsin.

 

Zeki Dursun, kalbine gelenle yazdı  

Güncelleme Tarihi: 08 Ağustos 2010, 21:54
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Adem Falanca
Adem Falanca - 8 yıl Önce

İkisi de güzel söylemiş bu yazıdan sonra Haşim Abi ya da Yalçın Abi hakkında da bir yazı beklenebilir (ya da başka mümtaz şahsiyetler için) eğer böyle bir düşünce oluşursa yazacak arkadaş lütfen yazı diline dikkat etsin...

mehmethd
mehmethd - 8 yıl Önce

kardeşim iyi güzel de, bu üslup bize zarar verebilir, haberin olsun.

bisavlı
bisavlı - 8 yıl Önce

Faruk abiyi çok yakından tanımam fakat vakıftaki izlenimlerimize göre çok ciddi bir duruşu var. Bu yüzden biraz resmi gibi de gelebiliyor bazılarına. Ama gerçekten halis bir insan ve bu hali gerçekten yüzüne yansıyor.

Hatice Bıldırcın
Hatice Bıldırcın - 8 yıl Önce

gerçekten bu samimi satırlar karşısında göz yaşlarımızı tutamadık bsv. öğrencileri olarak...gerçekten, bi de vakfın göz de ağabeyi haşim bey le ilgili de bir yazı görebilirsek seviniriz..

Muhammed Bıldırcın
Muhammed Bıldırcın - 8 yıl Önce

Türbe mi bu abi nedir?
'devamlı tefekkür halindedir' falan, yazı diline biraz özenilmeli bence. ben geçen gün görmüştüm, gayet kahkaha atıyodu falan yani..

ahmed arif
ahmed arif - 8 yıl Önce

vakıf bir insan olduğu simasından belli.
hem arkadaşların hem bilim sanat vakfı nın hizmetleri daim olsun.

Hakan Hastaoğlu
Hakan Hastaoğlu - 8 yıl Önce

üzerimizde çok hakkı vardır...

aa hasan
aa hasan - 8 yıl Önce

Bana burası hep çöpçatan vakfı olarak anlatılırdı, iyi oldu önyargılarım kırıldı..


banner8

banner19

banner20