Erzurum’da aksiyoner bir mühendis: Şendoğan Karagöz

"Onun mühendislik alanındaki çalışmalarını ve düşüncelerini, sosyal etkinliklerini, balık tutma maceralarını, sportif çalışmalarını ve üniversite yılları hatıralarını dinlemezseniz çok şey kaybetmiş olursunuz." Ahmet Polatoğlu yazdı.

Erzurum’da aksiyoner bir mühendis: Şendoğan Karagöz

Türkiye’de akademisyenlerin çoğu olabildiğince köşesine çekilmiş, belli bir kampüsle sınırlı kalmış ve halktan kopuk bir hayat yaşıyorlar maalesef. Halkın onlara olan teveccühü onları, fildişi kulelerine çıkmaya teşvik ediyor sanki. Elbette bunun istisnaları var. Hem de çok güçlü istisnaları. Onlardan biri 20 yıldan fazladır Erzurum’da ikamet eden, Atatürk Üniversitesi Makine Mühendisliği’nde Öğretim Üyesi olan Şendoğan Karagöz Hoca.

Şendoğan Hoca denildiği zaman akla heyecanlı konuşmaları, güler yüzü ve derdi gençler olan bir aksiyon/dava adamı gelir. En zorlu dönemlerde bile (28 Şubat gibi) odası gençlerin muhabbet mekânı olmuş, üniversitede ne müşkül işi olan varsa ona koşmuştur. Elinden geldiğince gençlere destek vermiş, onları bir araya toplamış, meclisler kurmuş ve gençlerle beraber hep genç kalmış. Sadece gençleri değil, her biri bir yana dağılmış kendi akranlarını da buluşturmayı ve kardeşlik ortamlarını tesis etmeyi kendine hep görev bilmiş bir insan. Onun balık mangal toplantıları meşhurdur. Peki, bunları ne için yapmış? Sadece rıza-i ilahi için. Çünkü “kul hakkına girerim” diye bazen kendi öz evlatlarına yapmadığı fedakârlığı ümmetin gençlerine yapmıştır. Hiçbir genci mensup olduğu topluluktan dolayı dışta bırakmamış, Allah’ın rızasını gözeten herkesin bir çatıda toplanması için mücadele vermiştir. Bütün bu kaynaşma ortamlarından sonra bakarsınız ki Şendoğan Hoca ortadan kaybolmuş. Çünkü amaç hâsıl olmuş ve gençlerin ortamı kurulmuştur. O gibiler hep arka planda durur, ismini gömerler toprağa.

Şendoğan Karagöz, 1970 Zonguldak doğumlu. Çocukluğu Almanya’da geçmiş, sonra Türkiye’ye dâimi dönüş yapmışlar. Babası imam olmasını isterken O, Atatürk Üniversitesi Makine Mühendisliği’nde eğitim hayatına başlamış (akademik hayatı başarılı bir şekilde halen devam ediyor). Her ne kadar imam olmamışsa da inancını imamlardan daha iyi bilenlerdendir kendisi. Tefsir ve Hadis sohbetleri, hayatında hiç eksik olmamış. Gerçi üniversiteye hazırlandığı sene köyünde kısa süreliğine fahri imamlık yapmış. Yani babasının isteğini de kırmamış.

Hoca üniversiteyi bitirmeden evlenenlerden. O dönemlerde Erzurum’da MGV ve İYC yurtlarında müdürlük yapmış. Sonraki hayatı boyunca da sivil toplum kuruluşlarından hiç elini eteğini çekmemiş. Mitingler, toplantılar, STK’lar, öğrenci yurtları, İmam Hatipler… Nereye bakarsanız onun ismini görmeniz mümkün. Bu gayret ve heyecan sonuna kadar devam edecek inşallah. Çünkü bu insanlar emeklilik ve yorulmak kelimelerini lügatlerinden silmiş kişilerdir.

Onu tanıyan genç arkadaşlara üç cümle ile Şendoğan Hoca’yı anlatın dedim. Cevaplar şöyle:

Orhan Yıldırım: “Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve ‘Ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” (Fussilet,33). "Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların güven içinde olduğu kimsedir."  (Hadis-i Şerif) ayeti ve hadis-i şerifi kendine rehber edindiğine şahit olduğumuz Müslümanlığının bir gereği olarak akademik, sosyal ve aile hayatında güler yüzlülüğü, örnekliği, ahlakıyla örnek bir hayata sahip gönül ve ilim adamı bir hocamız. Bir araya geldiğimizde konuşmalarımız akademik çalışmalar ya da gençler üzerine olurdu.  Erzurum’da STK içlerinde bulunarak ve fakültede öğrencilerle sürekli irtibat halinde olmasıyla bir gönül adamı olarak kalplerde yer edindi. Akademik çalışmalarıyla adına ve Müslümanlığa yakışır şekilde hareket ediyor. ‘Ülkenin milli ve yerli gelişimine nasıl katkıda bulunabilirim?’ sorusunu kendisine sürekli sorarak ve yaptığı/yapacağı çalışmalarla bize örnekliğiyle devam ediyor.”

Huzeyfe Gültekin: “Müslüman şahsiyetin yol yürümesi bir sanattır. Şendoğan Hoca doğu illerinde yıllardır bu sanatı yola ilk çıktığı anki heyecanı ile icra eden bir insan. Etrafındaki gençler için büyük bir fırsat. Metin Mahitapoğlu Ankara için ne ise Şendoğan Hoca Erzurum için odur.”

Abdullah Çiçek: “Hoca ile tanışmamız üniversiteye başladığım 2011 yılına dayanır. Siz onu değil o sizi bulur. Biz kendimize genç derdik ama kendisini tanıyana kadar. Bizim heyecanımız onunkinin yanında bir ehemmiyete sahip değildi. Kendisine ne zaman farklı bir fikir veya çalışma için gittiysek elinden gelen her türlü desteği eksik etmedi. Allah kendisinden razı olsun.”

Veysel Fatih Özdemir: “Hocamız hiç bitmeyen enerjisi ile bizim heyecan kaynağımızdır. Yüzünden hiç düşmeyen gülümsemesi, sizi tüm dikkatiyle dinlemesi size özgüven verir. Varlığını ve her zaman yanımızda olduğunu bilmek, bize güç verirken babalarımızın yokluğunu hiçbir zaman hissettirmez.”

Şendoğan Hoca’nın en kıymetli yönlerinden biri bu toprakların gençlerine gençlere sevdalı oluşu ve bu uğurda fedakârlığı dedik. Merhum Erbakan Hoca diğer siyasilerle bir mekâna girdiğinde sessizlik bozulur, gülüşmeler başlar ve o kötü hava dağılırmış. Aynen hocası gibi girdiği ortamı ismi gibi şen eder Şendoğan Hoca. Onun mühendislik alanındaki çalışmalarını ve düşüncelerini, sosyal etkinliklerini, balık tutma maceralarını, sportif çalışmalarını ve üniversite yılları hatıralarını dinlemezseniz çok şey kaybetmiş olursunuz. Erzurum’a yolu düşenler odasında bir çay ve özellikle ıhlamur içmeyi ihmal etmesinler. Tabi ki hayır duasını almayı da. Bizimkisi bir vefa borcu, bilmeyiz ödenir mi acep?

Ahmet Polatoğlu

Yayın Tarihi: 18 Kasım 2021 Perşembe 10:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
metin
metin - 6 ay Önce

El hak hocamız aynen böyledir. Saygı ve hürmetle.

banner19

banner26