banner17

Emir Eş ile bir görüşmeli

İsmail Duman arkadaşımız bizlere Emir Eş'i anlatıyor. Onunla konuşacak şeyleri olanlara yol gösteriyor.

Emir Eş ile bir görüşmeli

"Ölüler dini değil, sen de bilirsin ki bu din,/ Diri doğmuş, duracak dipdiri, durdukça zemin!" (Mehmet Akif Ersoy)

“Dipdiri bir dinin, dipdiri gençleri olabiliyor muyuz?” diye soruyor insan bazen kendisine. Kanımızın fokur fokur kaynadığı doğru; ama yüreğimizin kaynadığı mevzuu biraz meçhul. Evet, biyolojik olarak zaten genç olmanın verdiği bir ‘dirilik’ potansiyelimiz hali hazırda var; ee zaten tüm ideolojiler ve tüm dinler de, bu sebeple kendi yapılanmalarını bu potansiyel üzerine oturtmuyorlar mı?

‘Efendim, bu gençlerle ne alıp veremediğiniz var’ derseniz; ‘çok şey var’ diye cevaplamak durumunda kalıyorum ve aslında tam da bu sebepten gençler üzerine kafa patlatmanın ne denli önemli olduğunu düşünüyorum. İşin aslı, ‘teorik zeminin ciddi manada sorgulanması’ isteğim ağır bassa da, sitemizin bu formatta olmadığını bilmem, beni daha pratik örnekler üzerinde yoğunlaşmaya sevk ediyor.

Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi
(+)

Muhterem okuyucu; lafın ileriki safhalarında sizlere hayatıma ‘genç yaşlarda’ yön çizmemde rehberlik eden pek değerli bir üstaddan/hocamdan bahsedeceğim.

Genç tespitler…

Rabbimizin lütfetmesi neticesinde; gençliğimizin en ‘delikanlı’ dönemlerini İslam’a ‘adam kafalamakla(!)’ geçirdik. Hayatını bu davaya adamaya aday olan birkaç genç olarak, ailelerimizin desteğini de arkamıza alarak, henüz lise çağında genç kardeşlerimizin dünyasına, o zamana kadar olandan bambaşka bir şekilde girmeye başladık. Bir talebimiz/idealimiz vardı artık; bizler de bizden önceki genç ağabeylerimiz gibi Rabbimizin mesajını insanlara aktarmak ve İslam’ı hayata hâkim kılmak hedefinin peşine düşmüştük. Kimi zaman mahalle mahalle gezdik; kimi zaman ise dershanelerde sesimizi duyurduk. Bu esnalarda yaşadığımız tecrübeleri anlatmak sayfalarca süreceği için, sadece tek bir tespit üzerinde odaklanmak istiyorum bu sayfalarda, ki böylece meramımız daha iyi anlaşılsın.

Gençlerimiz (bu söylem üzerinden kendimi iyice yaşlı hissettim; aslında bunları ilk etapta kendime söylüyorum değerli okuyucu) ruhlarına iman alevini yeterli miktarda üflemez iseler; yaşları ilerledikçe, bu dünyanın kendilerine sunduğu zorluklar ve fırsatlarla karşılaştıklarında bocalama yaşayabiliyorlar. Şu anda içi kıpır kıpır olan bu güzel ruhlara böyle tespitlerle yaklaşmak pek gerçekçi gelmiyor, biliyorum. Ama Müslümanın hayatın her alanına ciddiyetle bakma gerekliliğini göz önüne alırsak, bu tespitlerin faydalı olabilme ihtimali de gözden kaçırılmamalıdır.

Ruhunuz ne denli diri/heyecanlı?

Biyolojik olarak yaşadığınız heyecan kaybolduğunda, ruhunuza o heyecanı üfleyecek kimseleri tanımanız ne denli değerlidir. Tahmin edeceğiniz üzere; bu kimseler ‘yaşlı amcalar’ olacaktır. Ama öyle yaşlı amcalar ki ruhları sizden daha diri; hayatın tüm zorluk ve sıkıntılarını yaşamışlar ama umutsuzluğa düşmemişler.

Emir EşBu zamana kadar ruhuma usul usul içindeki heyecanı üflediğini hissedebildiğim iki kişi oldu; Muhterem Emir Eş Hocam ve değerli Atasoy Müftüoğlu Üstadım… Herkesin henüz 15’inde koskoca ütopyaları olan genç ruhlara ‘yapamazsınız’ dediği şeyler için, ‘siz yaparsınız gençler’ diyerek bu işin bir ruh meselesi olduğunu anlatan muhterem şahsiyetler… İşte bu güzel iki insandan biri olan kendisi şu anda Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi müdürü olan Emir Eş Hocamdan bahsetmek isterim sizlere…

Babamın sohbet ortamından kendi sohbetlerime

Eminim ki, içinizde babası 80-90’lı yılların hızlı ortamını teneffüs etmiş onlarca arkadaşımız vardır. Ve yine eminim ki, aranızda babanızın kendi arkadaş grubuyla yaptığı o güzel sohbetlere babasının pantolon paçalarına tutunarak giden kardeşlerimiz de vardır. İşte, ben Emir Eş Hocamı ilk olarak oradan hatırlıyorum. Henüz 9-10 yaşında iken babamla beraber gittiğim o sohbetlerdeki ciddiyet ortamı, değerli hocamızın yarının geleceği olan o küçük çocuklara gösterdiği ilgi ile bambaşka bir hale bürünürdü bizim açımızdan.

Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi
(+)

Böyle başlayan ilk gönül bağı, esas meyvesini, bizlerin artık büyümeye başlayan gençler olduğumuz süreçte verdi belki de. Kendi yaşıtlarına İslam’ın mesajını ulaştırma gayretinde olan gençler olarak, bir dergi çıkarmaya karar vermiştik. (Şimdilerde bu derginin geldiği noktayı düşününce ufacık bir adımın ne denli değerli olduğunu tekrar anlıyorum.) İmkânlarımız gayet sınırlıydı ve aslında böyle bir derginin ilgi görüp görmeyeceğini de pek bilmiyorduk. Tüm bu ürkek ruh haliyle fotokopi ile çoğaltılmış 18 sayfalık bir dergi çıkardık. Dergi sayfalarını fotokopiden almış ve dört arkadaş sayfaları zımbalama işlemi için dört bir yandan tarifi imkânsız bir heyecan ile hazırlıyorduk 50 adet dergimizi. Akşamleyin Emir Eş Hocamızın sohbeti olacaktı ve belki büyüklerimiz görmek isteyebilirdi bu çalışmamızı.

İşte tam o esnada, dergimizi okunmaya hazır hale getirdiğimiz o mekâna muhterem hocamız girdi ve selamlaşmadan sonra bize doğru yönelerek ruhumuza ilk alevi üfledi. Öyle bir üfledi ki, şu an bile bu satırları yazarken içimdeki heyecan klavyeye hükmetmek istercesine ‘daha da yaz, o anı fütursuzca, içinden geldiği gibi dök satırlara’ diyor. Kendi açımdan söylemek gerekirse, içimden sessizce çığlık atıyordum o heyecan ile…

Emir Eş
(+)

Gençlerin dilinden herkes anlar mı?

Emir Eş, hayatını gençleri anlamaya adamış bir büyüğümüz… Sizinle öyle muhabbetlere girer ki, belki kendi yaşıtlarınızla dahi bu muhabbeti sağlayamadığınızı hissedebilirsiniz. Çünkü bedeninizle konuşmaz, kalbinize konuşur; sizin oturduğunuz yerden olaylara bakma ustalığını gösterir. Benim gözlemleyebildiğim kadarıyla, en çok da gençlerle muhabbet etmekten hoşlanır.

Gençlerin olduğu bir ortamda yaşlı bir amcanın kolunuza girmesi, sizi ne kadar sevindirir bilemem; ama eğer o kişi Emir Eş olur ise, keyfinize diyecek yoktur. Abartmaktan ve abartılmaktan hoşlanmaz hocamız… Size söyleyeceği şeyi öyle bir üslup ile söyler ki hatanız varsa bile o esnada memnun ayrılırsınız konuşmadan.

Efendim, açıkçası bugünlerde en çok üzüldüğüm şey, hocamızın Süleymaniye Kütüphanesi müdürü olması… Kendisi böyle önemli bir kütüphanenin hakkını verebilmek için gece gündüz koşturuyor. Ben buna Allah katında şahidim. Üzüldüğümüz taraf ise, eskiye nazaran çok daha meşgul… Ama yine de hiçbir zaman kapısına gelene ‘yok’ dediğini duymadım. O sebeple bazen kendisini ziyarete giderken, uzaktan bir yerden telefonla aramak yerine, kütüphanenin civarına gelerek arıyorum ki, 5-10 dakika da olsa görebilme fırsatım olsun.

Sağdan birinci Nevzat Kaya, ikinci Uğur Derman, üçüncü İslam Seçen ve en solda Emir Eş
(+)

Gidip tanışmakta fayda var

Neticede sizlere tavsiyem genç ve/veya kendisini genç hisseden kardeşlerim/ağabeylerim; dertleşmek, gerçek muhabbete ulaşmak ve İslamî anlamda dertlenmenin ne demek olduğunu görmek istiyorsanız, Emir Eş’i ziyaret edin derim. Sizleri belki de ilk defa görecektir; ama meramınızı doğru anlatırsanız, öyle bir ilgiyle karşılaşırsanız ki kendinizi uzun zamandır tanışıyor gibi hissedersiniz. Tabii buradan şu hatırlatmayı da yapalım hemen: Az önce de ifade ettiğim gibi kendisi fazlasıyla meşgul bir insan zaten; dolayısıyla gereksiz yere rahatsız etme durumu, bir vebal sayılabilir sizin açınızdan.

Daha anlatılacak çok şey var belki; ama en temelde şunu demek istiyorum: Bizlerin ruhumuza heyecan üfleyecek ‘yaşlı amcalara’ ihtiyacımız var. Ruhumuzu sağlam tutamazsak, bedenimiz yaşlandığında peşinde koştuğumuz davayı takip etmekten yoruluruz. Modern çağın en büyük hastalığıdır bu aslında. İnsanı maymun iştahlı kılarak, her dönem ayrı şeylere odaklanmasını sağlar. Ama unutulmamalıdır ki, bir Müslüman için hayat bir bütün olarak ele alınmalıdır.

İçi kıpır kıpır olan, heyecanlı nesle selam olsun.

 

İsmail Duman, Emir Eş Hocayı anlatmaya yeni başladı

Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2010, 12:04
YORUM EKLE
YORUMLAR
Esad Eseoğlu
Esad Eseoğlu - 8 yıl Önce

İsmail kardeşe/abiye çok teşekkürler böyle bir büyüğümüzü böyle güzel/hoş bir üslupla anlattığı için. Daha ayrıntılı bir haber, devamı olarak tabi, kısa zaman içinde bekliyoruz. Ayrıca,kendisi madem Emir Eş hoca'yı eskiden bu yana tanıyor, hocanın anekdotlarından birkaçını da bekleriz. Onların değeri ve gülünürken ders alınması da önemlidir kanımca.

banner8

banner19

banner20