banner17

Emin Işık: Dolu mide ile dua kabul olmaz

Şişli Merkez Camii'nde her hafta Cuma vaazlarını Emin Işık Hoca veriyor.

Emin Işık: Dolu mide ile dua kabul olmaz

Şişli Merkez Camii kapısı, hattat Hamid Aytaç eseri

Şişli Merkez Camii, 1949 yılında açılan bir cami.. Caminin kapı yazısı ve içerdeki çoğu yazı hattat Hâmid Aytaç'ın eseri. Ayrıca hattat Macid Ayral ve hattat Halim Özyazıcı'nın da yazıları mevcut camide... Bu manada Şişli Merkez Camii, yakın geçmişte İstanbul'da inşa edilen ve gelenekli sanatların hakkıyla icra edildiği müstesna camilerimizden...  Emin Işık Hocamızın Şişli Merkez Camii’nde her hafta Cuma vaazı verdiğini duyar duymaz Şişli Camii’nin yolunu tuttum. Gittiğimde Hocamız caminin yanındaki cami derneğinde misafirleri ile oturuyordu. Vaazını haber yapmak için geldiğimi söylediğim de; “Cami karanlık, burada çek fotoğrafımızı” dedi. Bir iki poz çektikten sonra beraber camiye geçtik.

Hocamız her zamanki gibi nev-i şahsına münhasır üslubu ile vaazına başladı. Bu tatlı vaazı dinledikçe kendi kendime; “İyi ki böyle kimseler var İstanbul’da” diye düşündüm. Hoca gayet güzel anlaşılır bir tarzda vaazını gerçekleştirdi. Anlattığı birbirinden güzel anekdotlarla da sohbetini süslemeyi ihmal etmedi.

Mahalle üslubu Şişli’ye gitmez

Emin Işık Hocamızın verdiği vaazın, bulunduğu caminin cemaat yapısına çok uygun olduğu tespitimizi de paylaşmak isterim. Şişli, cemaat yapısı itibari ile kozmopolit bir semtimiz. Bu semtte vaaz veren vaizlerin biraz daha entelektüel veya irfanî bir dil kullanması gerekiyor. Çünkü cemaatin içinde dinî bir gelenekten gelenler olduğu gibi, dine pamuk ipliği ile bağlı olanlar da var.

Şişli Merkez Camii, Emin IşıkDine pek sıcak olmayan ancak Cuma namazına da gelen insanları dine ısındırmak için çok dikkatli bir dil kullanmak gerekir. Biraz da seviyeli bir anlatıma ihtiyaç vardır. Bu tür bir yerde mahalle ağzıyla yapılan bir vaazla insanları dine ısındırmak mümkün olmasa gerektir. Bu bakımdan Dr. Emin Işık Hoca’nın vaazları tam da Şişli Camii için idealdir diyebiliriz.

İlaç gibi bir vaaz

Emin Işık Hocamızın vaazı maşallah hem tatlı hem de tesirli bir vaazdı. Maalesef her yerde böyle güzel vaazlar bulmamız mümkün olmuyor. Hele ki dinlediğimiz vaiz anlattıklarını yaşamadan söylüyorsa içimizde de bir kıpırtı olmuyor…

Ne yüreğimizi titreten ne de bize bir heyecan katan ruhsuz vaizlerin vaazlarından usanmışken, Emin Işık Hocamızın vaazı doğrusu bana ilaç gibi geldi… Niye yalan söyleyeyim öyle her vaizi dinlemekten hoşlanan birisi olmadığım halde, Hocamızın vaazı farkını hissettirdi.

Fatır Suresinden okudu

Emin Işık Hoca, bu haftaki vaazında Fatır Suresindeki birkaç ayeti okuyup açıkladı. “Görmüyor musunuz o Allah ki size gökten su indiriyor. Yerden size çeşit çeşit farklı renklerde meyveler çıkarttık” (Fatır 27) ayeti ile vaaza başlayan Emin Işık Hoca meyvelerin, mesela eriğin, üzümün, gülün yüzden fazla çeşidinin olduğunu söyledi.

Rabbimizin; “Bunları görmüyor musun” diyerek sana bana seslendiğini söyleyen Emin Işık Hoca ayetin devamındaki, “Dağlarda beyaz kırmızı siyah renklerde yollar kıldık” ifadesini de şöyle izah etti: “Kütahya’ya gidiyorsun, bütün her taraf beyaz… Çamlıca’ya çıkıyorsun toprak kıpkırmızı; boya yapıyorlar zaten Çamlıca kızılı dedikleri topraktan… Başka bir tarafa gidiyorsun simsiyah granitler. Bunlara bakmıyor musunuz?”Şişli Merkez Camii, Emin Işık

En çok bilginler Allah’tan korkar

Meyvelerin ve toprağın çeşitliliğinden bahseden bu ayetten sonra hayvanların çeşitliliğinden bahseden bir sonraki ayette: “İnsanlardan, hayvanlardan, davarlardan da böyle türlü renklerde olanlar vardır. Kulları içinde ancak bilginler Allah'tan korkar. Şüphesiz ki Allah'ın kudreti her şeye üstündür ve O çok bağışlayıcıdır” buyrulduğunu söyleyen Emin Işık Hoca buradaki “bilgin”den kastın sadece din âlimi olmadığını, çünkü ayette böyle bir kısıtlamanın olmadığını ifade etti.

Bir doktor nasıl inkâr eder?

Çeşitli alanlarda bilgi sahibi olmuş bilginlerin Allah’tan en güzel şekilde korkmaları gerektiğini söyleyen Emin Işık Hoca, bu konuda şunları söyledi: “Bir profesör doktor arkadaşım var. ‘Bir doktor olup da Allah’ı inkâr etmek, insan vücudundaki hikmeti görememek nasıl mümkün olur’ diyor. İnsan hem tıp profesörü olur da bu kadar aptal bu kadar ahmak olur mu? İnsan denilen canlının mekanizmasını, fizyolojisiyle, anatomisiyle, içiyle dışıyla, her şeyiyle tanıyacaksın, ondan sonra da inkâr edeceksin. Bu olur bir şey değil… Aklın kabul edeceği bir şey değildir.”

Hidayet Allah’tandır

Bu konuda bir parantez açan Emin Işık Hoca; “Ama hidayet Allah’tandır. Allah dilediğine hidayet verir, bunu da unutma” dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti: “Eğer senin gönlünde Allah korkusu varsa, Allah sevgisi varsa sakın onu kendinden bilme. Kendinden bildiğin zaman küfre girersin. Allah’ın lütfu olarak kabul edeceksin. Merzifonlu Muallim Cudî Efendi’nin bunu ifade eden çok güzel bir beyti vardır: ‘Hidayet senden olmazsa dirayet neylesin ya Rab / Arapça bilse de Bû-Cehl’e ayet neylesin ya Rab…’ Buradaki ‘bu cehl’ hem Ebu Cehil manasınadır hem cehalet manasınadır. Görüyor musunuz şiirdeki sanatı? Ebu Cehil Arapçanın inceliklerini bilen bir adamdı, Kur’an’ı çok iyi anlıyordu ama bütün bu bilgiye, ince anlayışa rağmen Allah ona hidayet nasip etmedi.”

Şişli Merkez Camii, Emin IşıkHz. Ebubekir muhabbeti ile bu mertebeye ulaştı

Hz. Ebu Bekir’in bu büyük mertebeye ulaşmasının sebebinin onun bizden daha fazla namaz kıldığı, bizden daha fazla oruç tuttuğu için değil, kalbinde sakladığı şeyden dolayı yani sevgiden dolayı olduğunu söyleyen Emin Işık Hoca, bu sevginin de Allah’ın ona bir lütfu olduğunu söyledi. “Allah kalbimizden ilahi sevgiyi, peygamber muhabbetini eksik etmesin. Çoğaltsın ki daha iyi Müslüman olalım” duası ile parantezi kapattı.

Şükrün üç derecesi vardır

Bu ayetlerde Allah’ın bize verdiği dünya nimetlerinin bolluğundan ve çeşitliliğinden bahsetmesinin sebebinin bizi şükre yönlendirmek olduğunu söyleyen Emin Işık Hoca, nimetin şükrünün birinci derecesinin o nimeti yerli yerinde kullanmak olduğunu ifade etti. “Yerini değiştirdiğin zaman nankörlük etmiş olursun. Siz şimdi tır tekerleğini bisiklete kullanabilir misiniz?” diyerek bu konuyu izah eden Emin Işık Hoca; “Nimetin kıymetinin bilinmesi her şeyin yerli yerinde kullanılması demektir” dedi.

Şükrün ikinci mertebesinin Allah’ın verdiği nimeti infak etmek olduğunu söyleyen Emin Işık Hoca; “Allah ona da versin, ben niye ona vereyim gibi bir şey diyemeyiz. Allah sana o nimeti seni denemek için veriyor. Bakalım o nimetin şükrünü eda edecek mi? Şakirlerden, şükredenlerden olabilecek mi? İşte mesele bu…” dedi.

Allah bize ne vermişse o şeyden infak etmemiz gerektiğini söyleyen Emin Işık Hoca; “Allah bize dinden, imandan, Kur’an’dan bir şey vermişse biz onu anlatarak, servet verdiyse onu da fakire fukaraya vererek paylaşmalıyız” dedi.

Şükrün üçüncü mertebesinin de dil ile şükür olduğunu söyleyen Emin Işık Hoca, dil ile şükretmenin de önemli bir şey olduğunu söyledi: Her daim dilimizi şükre alıştırmamız gerektiğini söyleyen Hoca, sözlerine şöyle devam etti: “Bütün bunları görüp düşünüp bunun altındaki hikmetleri anlayıp; ‘Rabbim sen ne kadar yüce bir kudretin sahibisin’ diyerek Allah’a yalvaranlar, bu dikkatle, bu irfanla Allah’a yalvaranlar Allah’ın ayetlerini okudukları zaman doğru anlarlar…”

Hazreti Mevlana’nın uzun şükür bahislerinden birinde; “Avam rızık peşinden koşar, havas dediğimiz arifler Rezzak’ın peşinde koşarlar” dediğini nakleden Emin Işık Hoca; “Biz de Aman ya Rabbi, bütün bu nimetler sendendir diyebiliyor muyuz?” sorusunu sordu.

Kitabı ve kainatı oku

Cenab-ı Allah’ın bizden kâinatı ve kelamını okuyup anlamamızı istediğini söyleyen Emin Işık Hoca, bu konuda şunları söyledi: “Hem kâinatı bileceksin, hem Allah’ın kelamını doğru anlayacaksın ki hayata intibak edebilesin. Buzdolabının hem prospektüsünü okuyup anlayacaksın, hem de o aletin düğmelerini bileceksin ki onu çalıştırabilesin. Bu alet böyle çalışırsa randıman verir. Kendine göre ayarlamaya kalkarsan hiçbir randıman alamazsın.”Şişli Merkez Camii, Emin Işık

Dualar neden kabul olmuyor?

Bazı kimselerin kendisine geldiklerini ve “Hocam bunca zamandır dua ediyorum, kabul olmuyor” dediklerini söyleyen Emin Işık Hoca; “Haramla dolu mide ile yapılan dua kabul olmaz. Hatta bırakın haramla dolu olmayı, dolu mide ile yapılan dua da kabul olmaz” dedi.

Bu konuda Hacı Bayram Veli’nin; “Duamızın kabul olması için midemi boş tutuyorum” sözünü hatırlatan Emin Işık Hoca, bu konuyu oruç konusu ile bağlayarak şunları söyledi: “Orucun hikmeti de zaten duanın kabulü içindir. Midemizi aç bırakıyoruz ama kalbimizi harekete geçiriyoruz. Oruç da namaz da aslında kalp ile yapılır. ‘Biz sizden kalb-i selim istiyoruz’ diyor Cenab-ı Hak… Kendi huzuruna temiz kalple gelmemizi istiyor. Bunun için de biraz bedeni aç bırakmamız gerekiyor.”

Bir güzel geleneğimiz var

Emin Işık Hoca’nın vaazından sonra Cumanın sünneti kılındı ve İmam Efendi hutbe okudu. Hutbeden sonra mihraba geçen imam efendi çok eski bir saygı ifadesi olarak Emin Işık Hoca’yı namazı kıldırması için mihraba davet etti. Bilmeyenler için bu geleneğimizi birazcık açalım: Bir imam efendi eğer cemaatinin içerisinde hoca olarak gördüğü bir üstat, bir müftü ya da hafızlıkta ileri bir zat görürse ona cübbesini verir ve namazı kıldırmasını rica eder. Bu bizim hürmet ifade eden çok kıymetli bir geleneğimizdir. Bu güzel geleneği ihmal etmeyen imam efendi sayesinde Emin Işık Hocamızın arkasında bir Cuma namazı kılmış olduk.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 04 Temmuz 2012, 23:52
YORUM EKLE
YORUMLAR
ahmedöztürk
ahmedöztürk - 6 yıl Önce

imamın kendinden daha üstün gördüğü bir zata cübbeyi ve mihrabı bırakması gereklidir. zira malumdur İslam'da kilise papazlığı gibi bir din adamlığı, namaz kıldırma memurluğu mevcut değil. kim daha bilgili, daha üstünse mihrab onun. aydın abi sağolasın

ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 6 yıl Önce

tamam, dolu mide iyi değil.fakat dolu mide ile duanın kabul edilmeyeceği fetvası neyin nesi? allah dolu mideyle boş mideyle serhoş veya ayık kafayla yapılan tüm duaların muhatabıdır. sen kim oluyorsun da allahın iradesine kısıt koyuyorsun, demezler mi? ifrattan kaçarken tefrite düşmeyelim.bir şeyin faziletini anlatmaya çalışırken aşırıya kaçtık mı zıddına dönüştürebiliriz. itidal, daima itidal...

şeref çapar
şeref çapar - 6 yıl Önce

bukadar zora gidecek birşey yok lakin neden boş mide sorusunun cevabını kendiniz bulabilirsiniz tabi okadar cesaretiniz varsa etrafındaki insanların nefisleriyle birlikte neye benzedigini görmeye.varsa cesaretiniz 40 günde 40 zeytin perhizini yapin bu konuyu 40 gün sonra tekrar görüşelim güzel kardeşim

ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 6 yıl Önce

biz, boş midenin erdemini inkar etmiyoruz. lakin dolu mideyle yapılan duanın kabul edilmeyeceğine dair cümleyi doğru bulmuyoruz. dua et de isterse dolu mideyle olsun. çünkü o dolu mideyi boşaltmanın yolu,duayla, herhalükârda boş mideye müncer olur. bilmem anlaşabiliyor muyuz sevgili kardeşim şeref bey.

Abdullah Hürrem Acar
Abdullah Hürrem Acar - 6 yıl Önce

Kardeşler duanızın hangi halde kabul olacağını düşünüyorsanız o hâlde dua edin. Hoca Efendi bir şeye işaret ediyor: "Haramla dolu olan mide"...Öte yandan yemekten sonra dua etmiyor muyuz.? Midemiz o sırada boş mu? Peygamberimiz sofradan nasıl kalkmamızı tavsiye ediyor?İnceliklere dikkat edenler için ortada mesele yok.Allah hak dairesindeki bütün dualaı kabul buyursun.Selam ile

banner8

banner20