Emin Acar Hocadan Ayrılmanın Hüznü

Bir ulu çınardan, Emin Acar hocadan ayrılmanın hüznü var şimdi. İyi insandı, geriye hayırlı hizmetler, iyi yetişmiş talebeler bıraktı üstad. Fatih Muhammed Çakmak yazdı.

Emin Acar Hocadan Ayrılmanın Hüznü

Dr. Emin Acar hoca 2 Nisan’da Rahmet-i Rahman'a yürüdü. Mekânı Cennet olsun. Rabbim kendilerinden razı olsun.

2005 ya da 2006 yılı olması lazım, bir hafta kadar Bolu - Yeniçağa yakınlarındaki Halveti şeyhlerinden Tokadî Hayreddin Türbesi'nin, camiinin, kütüphanesinin bulunduğu külliyede üstadın rahle-i tedrisatından geçmek nasip oldu.

Ormanın içinde her yanı yemyeşil, adeta cennet bahçelerinden bir bahçe olan Külliyede gece gündüz Kur'an tilaveti eksik olmaz; üstadın belirli saatlerdeki sohbetleri ormanın sesi ile bütünleşir; her yanı Allah'ın esması, güzel ve hayırlı sözler kaplardı. Garipler, hastalar, talebeler başta olmak üzere çok sayıda ziyaretçi bu güzide mekâna gelir, üstadın misafiri olurdu. Şimdi her biri yetim kaldı. Hepimiz yetim kaldık.

En son bir kaç ay önce bir ağabeyimle Ankara’da Hacı Bayram’daki ofisinde üstadı ziyaret ettik. İslam Tarihi’nde ihtisas yaptığımı söylediğimde kısa bir imtihanın ardından üzerinde çalışabileceğim konulara dair önerilerde bulundu. Bir kaç kitap hediye etti. Dergah çayından ikram etti.

Hayata dair her türlü soruya açıktı Emin Hoca

Dergah demişken Bolu'daki külliyede tam bir sufi hayatı hâkimdi. Üstadı, talebeleri ve atmosferi ile bir dergahtı. Buraya gıda olarak ne gelirse tüm bunlar harmanlanır, çorba ya da çay haline getirilir; et, süt, vs. gibi gıdalar hiç bir zaman yalın olarak tüketilmezdi. Biz böyle bir hale ayak uyduramadığımız için bir süre sonra alışılageldik yemek tüketimine devam ettik. Bu anlamda üstaddan çekindiysek de hiç bir baskı ve zorlama olmaksızın böyle bir tercihe mani olmamıştı.

Hayata dair her türlü soruya açıktı Emin Hoca. Muhatabını incitmeden, sade, anlaşılır bir dille soruları cevaplardı. Arkadaşlar çekinse de ben her fırsatta soru işaretlerimi giderme noktasında rahattım.

Bir defasında dergaha çok yakın olan gölet etrafında dolaşırken üstada denk geldik. Etrafımızda elma ya da armut olması lazım, dallardan sarkan meyveler vardı. “Hocam bu meyveler kime ait? Koparsak, yesek helal olur mu” kabilinde bir soru yönelttim.

Hoş bir tebessümle karşılık verdi: “Besmele ile yersen senin olur, Allah'ın ikramıdır, helalinden olur. Besmelesiz yersen yine senin olur; ama senle birlikte şeytan da yer, ortağın olur. Buna göre al, ye.”

Emin Acar hocadan ayrılmanın hüznü

Her namazda İnşirah Suresini ve peşinden İhlas Suresini okurdu. Tesbihatta da bu surelerden bir miktar okuturdu. Ruh ve sinir hastalıklarına karşı -özellikle uyumadan önce- bu sure-i celileleri okumak gerektiğini sıkça ifade ederdi.

Dergahta bir de Pamuk dedemiz vardı. Bembeyaz sakalları, ak-pakça nurlu yüzü, hoş sohbeti ile gönlümüzü şen ederdi. Kıyı bucak çevre temizliğinden tutun da bakım-onarım işlerine kadar her işe koşardı. Halen hayatta ise Allah selamet versin, ömrünü bereketlendirsin. Dar-ı bekaya yürüdü ise rahmetiyle muamele etsin.

Bir ulu çınardan, Emin Acar hocadan ayrılmanın hüznü var şimdi. İyi insandı, geriye hayırlı hizmetler, iyi yetişmiş talebeler bıraktı üstad. Rabbim hasbel kader üstadın talebesi olan, O'nu sevenler olarak bizlere de hayır üzere yaşamayı, güzel eserler bırakmayı, hayır ile yad edilmeyi, geride hüsn-ü şehadet edecek dostlar bırakmayı nasip etsin.

 

Fatih Muhammed Çakmak

Yayın Tarihi: 05 Nisan 2016 Salı 12:13 Güncelleme Tarihi: 06 Nisan 2016, 09:53
banner25
YORUM EKLE

banner26