banner17

Elizabeth'lere dokunma 28 Şubat

Mansur Yılmaz darbecilerin, faşistlerin arasından Elizabeth'e bir mektup yazdı..

Elizabeth'lere dokunma 28 Şubat
Little Rock, Elizabeth Eckford. Reim: Francis Miller
 
Little Rock, Elizabeth Eckford. Reim: Francis Miller
 
Little Rock, Elizabeth Eckford. Reim: Francis Miller
 
Little Rock, Elizabeth Eckford. Reim: Francis Miller
 
Little Rock, Elizabeth Eckford. Reim: Francis Miller

Resimleri büyütmekiçin üzerini tıklayın.

Sevgili Elizabeth,

Sana bu mektubu; jakobenler, faşistler, darbeciler ve de her daim haklı olan beyazların arasından yazmaya çalışıyorum. Daima haklı olmak ve “haklılığı” için masum olanların kanına girmek nasıl bir duygudur, sen bunu bilemezsin. Ben de bilemem. Zira, sonsuza kadar haklı olan sadece masumlardır. Ve biliyorum ki o masumların son acıklı numunesi olarak tarihe geçtin. Ama, beni en çok üzen, utandıran; yazmaktan ve erkek olmaktan utandıran; 1957 Arkansas’ında sen okul yolunda fingirdemeden eğitim almaya giderken; yüzleri ve kalpleri öfkeye kesmiş kadınlar ve erkeklerden seni ve ağlayan ruhunu koruyamamaktı.

Evet, sen sebat kadar beyazdın; onlar öfke kadar karaydılar.

Sen, masumiyet kadar güzel; onlar nefret kadar zehirliydiler.

Sen, bir zenci kadar “haksız”; onlar bir beyaz kadar “haklıydılar”.

Sen, ataların kadar köklü; onlar ataları kadar köksüzdüler.

Sen beyazlarla eğitim alabilecek kadar irfan sahibi; onlar ise zencilerle aynı sınıfa giremeyecek kadar irfan yoksunuydular.

Sen, yürüdükçe dünya genişliyor, yüreğimiz genişliyordu; onlar yürüdükçe dünya daralıyor, gözleri kararıyor, at gözlükleri satışları tavan yapıyordu.

Hatırla Sevgili Elizabeth,

Zenci etine meftun beyazların önüne çıktığında yedi arkadaşınla, asırlardan çağdaş bir asırdı ve kimseler senin derdinle dertlenecek kadar derttaş değildi. Ve korku bir kahpe yara gibi sarmıştı dünyanın vicdanlı uzuvlarını. Korku, atom bombasını kullanırken dahi “insanî” sebeplerin ardına saklanan bir güçten yayılıyordu dünyaya ve sen bir genç kızın o titreyen yüreğiyle yürüdün okula… Etrafın zenci etine meyilli salyalı ağızlarla kuşatılmış; n’eylersin?!

Hatırla Sevgili Elizabeth,

Beyazların daha eşit olduğu bir dünyaya doğmuştun ve kaderini tırnaklarıyla yazanlardan olmak zorundaydın. Kazanılmış hakların da yoktu. Beyazların verdiği lütuf kadar yaşamak zorunda olanlardandın. Beyazlar ne kadar izin verirlerse o kadar mutlu, o kadar özgür, o kadar insan olabilirdin. Sen, evrimini tamamlayamamış bir ırktandın öyle ya!

Hatırla sevgili Elizabeth,

Kardeşlerin madalyalar alıp beyaz adamın ellerine bırakıyorlar, ülkenin onurunu kurtarmaya çalışıyorlardı üç öğün yemek ve sigortasız lisans karşılığında. Hitler bile, sana o beyazlardan daha fazla değer veriyordu. Ve sen yürümenin bin türlü halinden, dikenli ve kayalık yolda olanını yürümeyi tercih ettin.Zira, özgürlüğe ve yaşama hakkına bedel biçilemezdi. Garip olansa “beyazlardan eğitim almak” için düştüğün yolda “beyazlar tarafından” kirletildi eteklerin.

Ve senin eteklerine ulaşamayacak kadar çamura batmış bir öfkeyi kuşanmıştı yaşıtların, hemcinslerin, aydınlık çağdan yana olan Amerika’nın kızları.

Hatırlar mısın sevgili Elizabeth, öfke senin semtine uğramış mıydı?

Haklı olanların aslında öfkeden çok sebata kardeş olduğu bir topraktan karılmamış mıydı hamurun?...

Süleyman DemirelHatırla Sevgili Elizabeth,

Yürümek hem de seni bir kaşık suda boğmak için her ne varsa yapacak olanların dünyasında ne menem bir haldi? Seni o yolda yürüten his ölebilir mi?

Özgürlük tutkusu, inandığını yaşamak için mücadele etmek,

Kimliğine ve rengine ve derdine sırt çevirmek mümkün mü;

Dörtbir yanın atgözlüğü takmış “beyazlarla” dolu olsa da?

Yollar yürümekle aşınır; yürek ise yürümekle pekişir değil mi sevgili Elizabeth?

Sevgili Elizabeth, sana bu mektubu kimliğine ve tarihine ters düşmek namına türlü şaklabanlıklar yaparak insanların eğitim haklarını ellerinden almak için didinen “akılcı, çağdaş, laik, beyaz olduğunu zanneden, Kur’an’ı sevenleri yobaz sayan, dini kalpte başlayıp dilde biten bir kelime zanneden insanların” darbeleri arasından yazmaya çalıştım.

Malcolm kadar, Muhammed Ali kadar, 28 Şubat mağduru olmuş kızlar kadar seviyorum seni!

Sen, merhametin zenci renginde karılmış bir ruhla bakıyorsun dünyaya ve Ebu Leheb’in karısı gibi haykıranlara nasıl ki Efendim merhametle davranmışsa; Hazel Massery’e öyle merhamet ve hoşgörüyle bakıyorsun… Ama yüreklerimize Şubat soğuklarını bırakırken dahi “daha Müslüman, daha vatansever, daha bilgili bir dile” yaslananları hangi merhamete kesmiş yürek affedebilir ki?!...

Sevgili Elizabeth, yarım kalmış darbeleriyle ala canlı çocukların başında dikilen “vatanseverlerin” daha eşit olduğu bir yerden sana mektup yazmak, beni daha zenci kılıyor.

Zenciyim.

Zencisin.

Zenci.

Tüm “haklı beyaz Türkler”e inat!

 

Mansur Yılmaz, üşüten bir güne inat, yana yana yazdı

Güncelleme Tarihi: 02 Mart 2010, 19:37
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
...
... - 9 yıl Önce

kelimeler boğazıma takılıp gözyaşı oluyor
ne güzel yazmışsınız sağolun

ahmet er
ahmet er - 9 yıl Önce

cok sevdik bu zenciyiz lafini da gidip biraz amerika afrika tarihi okuyup sonra bu kelimeyi kullansaniz-kullanabilirseniz! (ahmet ere not: zenci ile negro arasında fark vardır ahmet er kardeş! aynı şey değil! çeviri kafasıyla bakmamak lazım!)

Mansur Yılmaz
Mansur Yılmaz - 9 yıl Önce

Ahmet er, zenciler'i "kullanmaış". Allahtan, biz, zenci olmanın güzeliğini yazmaya çalıştık. Bir derdi yazarken-okurken kıllanmaktan Allah Afrikalı ve tüm dünyalı kullarını korusun. Yoksa Allah muhafaza faşistin yumruğunu engellemeye değil de "zencinin çığlığının" bas ya da tiz oluşunu ötmeye devam edersiniz!

gül-ay
gül-ay - 9 yıl Önce

önce muhafazakar kesim kızlarını okutmuyor diye kıyamet kopardılar.sonra başörtülü kızlar bekledikleri gibi üniversitelerde evrime uğramayınca aksine çevrelerini de etkileyen bir durumda oldukları gözlere batınca ikinci bir kıyameti daha kopardılar.ku kux klanlar gibi kararmış beyinlerini taşıyan başlarını beyaz maskeler ile gizleyip başladılar infaza...şimdi zulmedenlerin hesap vereceği günü bekliyoruz...
yazınız yüreğimizi titretti...ellerinize sağlık

Abdülzenci bin Zenci
Abdülzenci bin Zenci - 9 yıl Önce

Türkçede günlük kullanımdaki zenci siyahiye denk geliyor artık.

"Nigga" veya "nigger" ise hem avrupada hem de amerikada "afrika yerlisi medeniyetsiz çadır insanı" veya "yamyam" anlamına geliyor. Az bişi bilen heryerde her şeye bir kulp takacak ya.. dunyabizim de de atmak istemişler ama gyy'ye takılmış.

mehmet geçer
mehmet geçer - 9 yıl Önce

ahmet er haksız mı? bu kadar kolay mı çizip atmak? anlayabilmiş değilim...meselenin ne türkiyedeki başörtülülerle ne de amerikadaki siyahilerle bir alakası olmadığını görmemek biraz hoş olmamış ama. türkiyedeki "zenci" hayranlığını görmemek, bunun bir hayranlıktan öteye geçmediğini görmemek, her fırsat bulunduğunda insanların benzer metaforlara sarıldığını görmemek....ahmet er bunu anlatmaya çalışmış sanki biraz. haksız da değil...kim biliyor ki türkiye'de, amerikada yaşananları?

banner8

banner19

banner20