Düşçınarı'nda yaşayan şair Nurettin Durman

Şiirlerine göz atan İsmet Özel’in, “Sade ve anlaşılır yazıyorsun. Hayret neden yayımlamıyorlar” demesi kendisine cesaret vermiş..

Düşçınarı'nda yaşayan şair Nurettin Durman

 

Yanlış hatırlamıyorsam 2008 yılıydı; onu, Fırat Kültür Merkezi’nde düzenlenen bir şiir dinletisinde tanımıştım. Önceleri yalnızca Yediiklim ve Ay Vakti’nde yayımlanan şiirleri dolayısıyla tanıyor, fakat siması, yaşı ve karakteri hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Fakülteden yeni mezun olmuş, aynı dergilerde hasbelkader birkaç yazım yayımlanmıştı. Karşımda beyazlamış sakalı ve yüzünden hiç eksik etmediği tebessümüyle duruyordu. Programın sonunda yanına yaklaştım ve kendimi tanıttım, kısa bir sohbetten sonra yan yana bir fotoğraf çektirerek ayrıldık. Sonrasında uzunca bir müddet görme imkânı bulamadım.Nurettin Durman

Onu tanıyanlar, Beylerbeyi’nde bir berber dükkânı olduğunu ve kendisini çoğu zaman orada bulabileceğimi söylüyorlardı. Fakat o meşhur berber dükkânına gitmek nasip olmadı. Fırsat buldukça geçtiğim Üsküdar’da Ay Vakti’nde Şeref Akbaba’nın sohbetlerinde bolca kendisine selam ilettik, kendisinden selam aldık.

En son kendisi için düzenlenen bir toplantıda bulunma ve uzun bir süreden sonra kendisiyle kısa süreli de olsa sohbet etme şansını yakaladım. O görüşmeden sonra, kendisinin de toplantıda hayatına dair anlattığı hatıralarından yola çıkarak Nurettin Durman’ın portresini yazmaya karar verdim.

Anne yok, ev yok, okul yok

1945 yılında Bingöl’de doğan Nurettin Durman, annesini henüz ilkokul ikinci sınıftayken kaybetmiş, üvey anneye de tahammül edememiş. Hatta sırf bu yüzden sıklıkla babasının Kur’an-ı Kerim dersleri verdiği kursta yatmaktadır. Bir vesileyle birkaç kez evden kaçma teşebbüsünde bile bulunmuş. En sonuncusunda henüz on altı yaşındayken 1961 Eylül’ünde “Anne yok, ev yok, okul yok” diyerek bir arkadaşıyla birlikte soluğu İstanbul’da alırlar. Kahvehanede, terzi yanında, tuğla ocaklarında çalışan, berber çıraklığı yapan Nurettin Durman, 1968 yılında Beylerbeyi’nde hiç sevmediği halde berber kalfası olarak işe başlar.

Bir yanda berberlik diğer yanda şiir

İlk okuma serüveni henüz Bingöl’de berber çıraklığı yaptığı yıllarda posta arabasının getirdiği Teksas ve Tommiks serileriyle başlayan Nurettin Durman, o yıllarda günlük bile tutmaktadır. İstanbul Çemberlitaş’ta çalışırken bir yandan da şiir yazmaya başlar, fakat şiir yazdığını kimseye söyleyemez. O yıllarda şiir yazdığını gören bazı müşterileri ona Yahya Kemal’i okumasını önerirler. O ise Yahya Kemal’in kim olduğundan habersizdir.

Nurettin Durman, düşçınarı1964 yılında ilk şiiri Sanat Dünyası’nda yayımlanır. İlk şiirinin yayımlanmasından sonra büyük bir heyecana kapılan şair, bundan sonra yazdığı şiirleri sürekli dergilere göndermektedir. Bu dergiler arasında Hisar, Yeditepe, Varlık gibileri de vardır. Fakat yazdıklarının yayımlanması noktasında hiç kimseden destek görmediğini söylüyor. Bu durum onu zaman zaman karamsarlığa da sevk etmiştir.

Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel’in gölgesinde

1980’li yıllarda Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel, Nurettin Durman’ın Beylerbeyi’ndeki berber dükkânına gelmektedirler. Fakat burada da şiirlerinin yayımlanması noktasında bir destek göremez. Kendisinin ifadesine göre Cahit Zarifoğlu’na üç şiir göstermiştir, ikisi beğenilir, yayımlanması noktasında ise hiçbir teklif gelmez. Sonraki zamanlarda Mavera dergisinde yalnızca iki şiiri yayımlanmıştır.

Yine Cahit Zarifoğlu’nun, şiirlerinin Akabe’den basılması noktasında bir söz alır. Bütün bunlara rağmen Nurettin Durman, çevresinden destek görememesi sebebiyle bir bunalım ve karamsarlık dönemine girer. Şiirlerine göz atan İsmet Özel’in, “Sade ve anlaşılır yazıyorsun. Hayret neden yayımlamıyorlar” demesi kendisine cesaret vermiş.

Kardelen ve Düş Çınarı dergileri

1990 yılında arkadaşları ile Kardelen dergisini yayımlamaya başlayan Nurettin Durman, bu dergiyi yalnızca 36 sayı devam ettirebilir. Aradan biraz zaman geçtikten sonra 1996 yılında Düş Çınarı dergisiyle geri dönüş yapar. İlk sayısı Kasım 1996 yılında çıkan Düş Çınarı’nda şair, kendi ifadesiyle “nerede Müslüman bir şair varsa onun bir yazısını ve şiirini bulup yayımlamayı vazife” edinmiştir. Bu vesileyle şu an edebiyatNurettin Durman, düşçınarı dünyasında yer etmiş birçok isme de sayfalarında yer vermiştir. Bu isimler arasında Arif Ay, Alaaddin Soykan, Âdem Turan, Vahap Akbaş, Ahmet Mercan, Asım Gültekin, Atasoy Müftüoğlu, İbrahim Tenekeci, İsmail Aykanat H. Salih Zengin, Hüseyin Akın, Hicabi Kırlangıç, Hüsrev Hatemi, Mustafa Özçelik Mehmet Atilla Maraş, Mürsel Sönmez, Metin Önal Mengüşoğlu, Mustafa Miyasoğlu, Nurettin Durman, Nazir Akalın, Nurullah Genç, Recep Garip, Şeref Akbaba, Ümit Aktaş ve ismini sayamadığımız daha pek çok şair ve yazara sayfalarında yer vermiştir.

Şimdi Düş Çınarı çıkmıyor, ama Düş Çınarı’nda ilk yazı ve şiir denemelerini yapanlar edebiyat dünyasında boy gösteriyorlar.

Hep gitmeyi arzu ettiğim Beylerbeyi’ndeki berber dükkânı şimdi yok. O yüzden oraya gitme hakkımı kaybetmiş bulunuyorum. Ama Şeref Hoca vasıtasıyla daha çok selam ileteceğim. Kendisinden de selam almayı ümid ediyorum.

 

Ercan Köksal yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Temmuz 2012, 12:41
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13