banner17

Dünya Kerbela, su nerde Huseyn

Hz Hüseyn hakkında yazı yazılabilir mi?

Dünya Kerbela, su nerde Huseyn

Gitmenin En Anlamlı  Hali

Evet, yazılması en zor kıtallerdendir Kerbela, en zorlu ademlerdendir Hz Hüseyn. Belki de en doğrusu, “Hayat; iman ve cihattır!” sözüne uyup peşi sıra Kerbela’ya doğru yola çıkmaktır en anlamlı olan…

Peygambere kucak açan, evlerini, canlarını, sevdiklerini verenlerin münevver topraklarında doğru şehidlerin ve cennet gençlerinin en cömerti…

9841Yazının devamında “peygambere, imamına ve halifesine ihanet edenlerin topraklarında şehid edildi” diye devam etmek mümkün. Lakin, “insan doğdu, acı çekti ve öldü” sözü kadar özlü bir yol seçmiş oluruz ama Hz Hüseyn’i kelimelerin demir parmaklıklarına hapsetmekten de öteye geçmeyiz kanaatindeyim.

Peygamber secdeye gittiğinde sırtına çıkan çocuğun şehid edildiği Kerbela (kanlı toprak) hakkında yazı yazmak ne zordur!

“Gitme ya Hüseyin! Babanı, dedeni oyuna getirmek isteyenler sana da oyun oynarlar, seni yarı yolda bırakırlar” denildiği halde, gariplerin dinine inanır imam… Ki, bir peygamber zırhını giymişse, savaşmadan çıkarmaz!” diyen, o imamın dedesi idi. O imam da, “Yola niyet edilmişse dönmek olmaz” deyip, yolan çıkan Allahın Garibi idi. Ve Kerbela’yı ancak garip olanlar anlatabilirlerdi. Belki de mücerret ve müşahhas halleriyle mezar bekçileri anlatabilirler Kerbela’yı; Fuzulî gibi…

Peygamber Edebi, Hüseyn Kardeşliği

Cömertlik ve bağışlama, fahr-i kaianattan hediyeydi ona; Bağışlama ve cömertlik anında yüzümüzde bir Hüseyin güzelliği olması biraz da bu sebepledir.

“Eğer bedenler ölüm için yaratılmışsa; Allah yolunda kılıçla ölmek en güzelidir” diyen bir adem… Birgün kardeşinin yanına mescide varır. Kardeşi ağlamaktadır. Kardeşinin karşısındaki kadın da ağlamaktadır. Dayanamaz, efendimizin “küçük Hasan’ı” da ağlamaya başlar. Bir müddet sonra kadın gider. Hz Hüseyn ve Hz Hasan da mescidden çıkarlar ve evlerine giderler.

9842Birkaç gün sonra Hasan Efendimiz: “Ya Hüseyn, rüyamda Hz Yusuf’u gördüm. O’nu şeytanın ve kadının ayartmaları karşısındaki sabrından dolayı tebrik ettim. O da, bana gelen kadının arzusuna boyun eğmediğim ve Allah’a sığındığım için beni tebrik etti” der. Bunun üzerine Hz Hüseyn anlar ki geçen gün mescitte gördüğü kadın arzusunun çirkinliğinden, Hz Hasan ise Allah korkusundan ve taacübünden dolayı ağlamaktadır.

Biz de sanırım bu durumda Hz Hüseyn’in ağlamasını “kardeşlik” kavramının kan bağıyla sınırlı olmadığı şeklinde yorumlayıp, kardeşlik hallerimizden utanabiliriz…

Babasıyla Fazilet Yarıştıran Oğul

Medineliler, kapısına gelip “Osman gibi vururlar seni de. Onu Mushaf’ın başında öldürdüler! Gitme Hüseyn!” dememişlerdi daha... Kufe’den riyakâr mektuplar çıkmamıştı yola… Fahr-i Kainat’ın elinde bir avuç toprak vardı ve ağlıyordu mübarek gözyaşlarıyla.  Fatıma anamız: “Neden ağlıyorsun babacığım?” dediğinde, “Bu toprak Hüseyn’in şehid edileceği yerden geldi ya Fatıma!” dediğinde “ana” bir feryat kopardı ki… Yine aynı odada Efendimiz, Hz Ali ve Hz Hüseyn vardı. Hz Hüseyn daha altı yaşındaydı. Latifeler zamanıydı. Hz Ali oğluna : “Benimle fazilet yarıştırabilir misin oğlum?!” dediğinde; “Elbette yarıştırırım babacığım!” dediğinde, Hz Ali hasletlerini söylemeye başladı; bir başka ademe söylese kibir addedilecek vasıflarla… Lakin Hz Hüseyn çok latif bir cevap verir Ali efendimize: “Baba; benim babam Alidir! Peygamberin damadı ve ilmin kapısı. Benim dedem senin dedenden daha faziletli, benim annem senin annenden daha faziletli, benim ceddim senin ceddinden daha faziletli. Ben onların evladıyım!”  Bu latif cevapla ne baba incinir ne de yalan söylenmiş olur. Öyle ki faziletin özü Hz Hüseyn’e intikal etmiştir.

9843Şehadetinden sonra, naaşını almaya gelenler sırtının nasırlarına bakıp bir anlam veremezler. O nasırlar, geceler boyu Medine’nin fakirlerine taşınan erzak çuvallarından kalmıştır. Kalpleri nasırlanan insanların “infak edenleri” rezil etmeye azmettiği çağlarda Hz Hüseyn daha bir ağlamaklı durmaktadır karşımızda.

Elveda Zeynep!...

“Babacığım gitme! Bir daha su istemeyeceğiz. N’olur gitme babacığım o meydana! Götür bizi Medine’ye, düşmanlara esir etme!” diye ağlayan bir kız çocuğuna – ki o kız çocuğu Kocamustafapaşa’da Sümbül Sinan Hazretleri’nin yanında istirahat eden Sakine’den başkası değildir- bakıp: “Elveda Zeynep! Bacım, gitmeliyim dedemin yolundan… “ deyip, çocuklarını bacısına emanet edip çıkar meydana, tıpkı yıllar önce Dedesini üzen Uhud ehli gibi, “zırhını giyen bir peygamber” nasıl savaşmadan dönmezse; torunu da yolun sonuna kadar gidecekti. Zira, dediği gibi: “Eğer ben yola çıkmazsam, bir daha kimseler zalime karşı yürümez!”

Bir gün Peygamber (s.a.a), Hüseyin (a.s)’ı kucağına alarak şöyle buyurdu: “Hüseyin’in şehadeti üzre müminlerin kalbinde bir aşk vardır, o aşk asla soğumaz.”

Sonra buyurdular ki: “Babam, her gözyaşının  maktülü olana (Hüseyin’e) feda olsun.”

Ey Resulullah’ın torunu, her gözyaşın maktülü nedir? dediklerinde; “Onu anan her mümin, mutlaka ağlar” buyurdular.*

Bu hadis’in kuşatıcılığı olmasa, bu hadis’in yürek paralayan akrabalığı olmasa herhalde Hz Hüseyn gözümüzde bir mazlumdan öteye geçmezdi. Gözyaşının maktülü olan Hz Hüseyn ağlayanlarını sevsin, duasıyla…

*Müstedrek’ul- Vesail, c.10,s.318.

Ya Hüseyin Canem Ya Abbas Sinezen, Video izlemek için tıklayınız.

 

Zeki Bulduk, “Hz Hüseyn dendiğinde susayan bir kalbim olsun,” duasıyla yazdı.

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2009, 12:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
Melih Koşucu
Melih Koşucu - 9 yıl Önce

Kurrat'ül ayn-i Habib-i kibriyasın ya Hüseyin

Nur-i çeşm-i Şah-ı Merdan-ı Murtazasın ya Hüseyin

alevi
alevi - 9 yıl Önce

Allah Allah Eyvallah...

Muzaffer AYDIN-Uşak
Muzaffer AYDIN-Uşak - 9 yıl Önce

Sizin de belirttiğiniz gibi kalbleri nasırlarla dolu insanlar bir daha okusunlar yazınızı da bir peygamber torununa neler yapmışlar anlasınlar.Canlar canı peygamber efendimiz Hz.Muhammed (S.A.S)in torunu bu insan bir başkası değil.

nuri akaraman
nuri akaraman - 8 yıl Önce

canım peygamberim canım hz hüseyin

basa srpl
basa srpl - 7 yıl Önce

ONA NASIL KIYDILAR!! Ona nasıl kıydılar böylesine:(((

banner8

banner19

banner20