Doğu Türkistan davasının yılmaz neferi idi

Doğu Türkistan’ın en önemli ve önder isimlerinden birisidir İsa Yusuf Alptekin. Türkistan’ın Üç Efendileri’ndendir. Türkistan illerinin büyük kahramanını Muaz Ergü yazdı.

Doğu Türkistan davasının yılmaz neferi idi

 

 

Doğu Türkistan”… İpek yolunda yorgun, mazlum, mağdur bir kavşak… Türklüğün ocağı… Dede Korkut diyarı… Yusuf Has Hacip’in, Kaşgarlı Mahmud’un, Edip Ahmet’in yurdu… Bir zamanlar Türk/İslam medeniyetiyle yeşeren bir kültür havzası... Baştan aşağı esenlik yurdu… Tekkelerinde, medreselerinde, sokaklarında, ocaklarında ilmin ve irfanın talim edildiği, edebin ve ahlakın sokaklarda dolaştığı tertemiz beldelerle doluydu. Şimdi zalim Çin’in hoyrat ellerinde yakılıp yıkılan bir virane. Unutulmuş, kaderine terk edilmiş… Kimsenin duymadığı, görmediği katliamlar, soykırımlar… Bir zamanların huzur beldeleri şimdi yokluğun, yoksunluğun, unutulmuşluğun kahredici ikliminde can çekişiyor.

Ata yurdu “Türkistan illeri” acı çekiyor… Emperyalist Çin’in vahşiliğinde paramparça… Töreler, ocaklar, tekkeler, medreseler ateş denizinde… Gökbayrak altında ölüm kalım savaşı… Bir varolma, ayakta kalma mücadelesi… Evet, Doğu Türkistan da bir direniş var, yokolmama… Bu direnişin önderleri, yiğitleri… İsyan ve özgürlük ateşinde yanıp kavrulan yiğitler. Vatanlarını, yurtlarını, ocaklarını yeniden mamur etmek, yeniden insan onur ve haysiyetine yaraşır şekilde yaşamak isteyen baba yiğitler. Milletinin prangalarını, zincirlerini kırmak isteyen aslanlar. Yağmalanan kültür ve medeniyeti yeniden ayağa kaldırma yemini içenler. Bir yeminin görkemini yaşayanlar… İsa Yusuf Alptekin bu yeminin görkemini yaşayanlardan. Bir inanç uğruna, özgürlük ve bağımsızlık uğruna canını, malını ortaya koyanlardan. Doğu Türkistan’ın ayakta kalma cehdinin “Üç Efendiler”inden biri. Mehmet Emin Buğra, Mesut Sabri Baykozi ve İsa Yusuf Alptekin’e “Üç Efendiler” diyorlardı. Vatanlarının kurtuluş mücadelesine damgalarını vurmuşlardı…

Zordur yiğitlerin başı olmak

İsa Yusuf Alptekin… 1901’de Kaşgar’a bağlı Yenihisar’da doğmuş. Toprakla, tarımla uğraşan bir ailenin mensubu. Toprakla hemhal olmuş, onunla pişmiş… Belki de ileriki yıllardaki mücadele azmi buradan geliyor. Toprağın değerini bilmek, vatan toprağını her türlü ayrık otlarından ve pisliklerden temizlemek… Dini bütün bir ailedir Alptekin’in ailesi. Babası onun bir âlim olmasını ister. Kur’an öğretilen bir mektebe kaydedilir. Çin yönetimi çocukların Çince öğrenmeleri için Çin okullarında eğitim görmelerini istemektedir. İsa YusufÇin okuluna devam ederken, aynı zamanda çeşitli âlimlerden dersler de alır. Medrese eğitimini de devam eder.

Bizim buralardakiyâren meclislerini andıran “Meşreb Meclisleri”nin “yiğitbaşı”dırAlptekin… Yaren meclislerinde yiğitbaşı olmak her babayiğidin harcı değil. Anne babaya saygı göstereceksin, ibadetlerini yapacaksın, içki, esrar kullanmayacaksın, haramdan, yalandan dolandan uzak duracaksın, yardımsever olacaksın, aylaklık yapmayacaksın… İşte böyle bir talim ve terbiye sistemiyle yetişmiş, yetiştirilmiş. Eğitimini bitirdikten sonra değişik memuriyetlerde çalışan Alptekin1926’da Batı Türkistan’daki Milli Mücadele mensuplarıyla irtibata geçer. Doğu Türkistan’daki valilerin zulümlerini, halka reva gördükleri muameleleri Çin Hükümeti’ne iletir. Gerekli önlemlerin alınması noktasında uyarılarını dile getirir. İsa Yusuf Alptekin’in mücadelesinin odağında, siyasi yönü ağırlıklı bir mücadele yöntemi vardır. Onun mücadelesi, Doğu Türkistanbağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin siyasi ve diplomatik ayağıdır. Aynı zamanda bu direniş hareketinin basın yayın dünyasındaki temsilcisidir de. Vatanında yaşanan soykırımlara, vahşetlere dünyanın dikkatini çeker. Kamuoyunda bu durumun sıcaklığını kaybetmemesi için çırpınır.

Yaklaşık on yıl Çin Parlamentosu’nda Doğu Türkistan’ı temsil eder. “Uygur Kültür Cemiyeti” ve “Doğu Türkistan Gençlik Teşkilatı”başkanlığı da yapar.Bu durumlar resmi otorite tarafından hoş karşılanmaz. Doğu Türkistan’ın işgaliyle önce Keşmir’e geçer arkasından 1954’de Türkiye’ye…

Vatana ve millete adanmış bir hayat

Ata yurttan Anadolu’ya… Gelir gelmez siyasi ve diplomatik mücadeleye yeniden başlar. “Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyetini kurar. “Doğu Türkistan’ın Sesi”, “Tanrı Dağları”, “Altay”dergilerini çıkarır. “Yusuf Has Hacip”kütüphanesini kurar. Mücadeleyi daha köklü ve geniş bir forma kavuşturmak ve basın/yayın yoluyla tahkim etmek için, 1983’de “Doğu Türkistan Neşriyat Merkezi”ni kurar. Önüne gelen, uzanabildiği, görüşebildiği ne kadar siyasetçi, devlet adamı, yazarçizer varsa hepsine bıkmadan usanmadan “Doğu Türkistan”ı anlatır. İstanbul’da kurduğu cemiyetle ve yayınlarıyla bütün Türkistan göçmenlerine, öğrencilere kucak açar. Gençlere geniş bir ufku işaret eder. En başından en sonu kadar hayatı sıkıntılarla, mücadelelerle, göçlerle ve en önemli hürriyet aşkına tavizsiz bağlılıkla geçen “Doğu Türkistan Alpereni ”İsa Yusuf Alptekin 17 Aralık 1995 yılında yaşı 90’a ermişken göçüp gider ebedi âleme… 

İsa Yusuf Alptekin, Doğu Türkistan mücadelesinin siyasi, diplomatik yanıydı. Aynı zamanda bilgeliği… Sorunların, sıkıntıların şiddetle, baskıyla değil de uzun vadeli aklıselim bir anlayışla çözüleceğine inanmıştı. Nitekim çalışmalarını bu mantalite etrafında yoğunlaştırdı. Barbarlaşan bir dünyada, gücün tek geçerli mazeret olduğu bir ortamda belki de anlaşılabilir bir durum değil bu. İktidar olmanın ya da iktidarın yanında yer almanın kutsandığı, şiddetin tanrılaştırıldığı günümüzde İsa Yusuf Alptekin ve mücadelesi iyi tahlil edilmeli… Aynı zamanda o günlerde soydaşlarıyla, dindaşlarıyla ilişkileri slogandan öteye gitmeyen; dostu, kardeşi, yâranı her türlü zulümle inlerken duymazdan gelen Türkiye Cumhuriyeti siyaseti ve düşünceleri yeniden gözden geçirilmeli…

Selam olsun Doğu Türkistan Alpereni’ne!...

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Şubat 2014, 13:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13