banner17

Dertlilerle dertlenmeyi sever Emir Kalkan

Emir Kalkan’ın alnındaki kırışıklıklarda, incelediği ve dikkatle gözlemlediği ve hikayelerini yazdığı insanların yorgunluğu vardır..

Dertlilerle dertlenmeyi sever Emir Kalkan

 

Hikâyelerinden tanıdığım Emir Kalkan’ı ilk olarak konuşurken tebessümlü yüzü ve sevecen konuşma üslubu ile tanıdım. O kendini toplumdan soyutlamayan, ayırmayan, hayatın içinden bir insan.

O bir meczup sevendir. Divanelerin dünyasına gıptayla bakar. Etrafında olan bitenleri dikkatle izler, ancak duygusallığını belli etmez. En çok da itilen-kakılanlar, geçim sıkıntısı içinde kıvrananlardır ilgisini çekenler. Kırık-dökük hayatlar, ezilmiş, dışlanmış, bir kenara atılmış, sahipsiz insanlar… Kâh mendil satan çocuklar, kâh tartı başında tartalım abi diyenler, kâh ayakkabı boyacıları, kâh otobüs duraklarında elinde kalan simitleri bitirmeye çalışanlar… Dertlilerle dertlenmeyi sever. Onun hikâyelerinde hayatın akışında yuvarlanan insanları bulursunuz.Emir Kalkan

Gözlerinden sevgi yansıtır. Anlattığı hikâyeler ve okuduğu şiirler ile muhabbet ehlidir. Samimi ve güler yüzlü, her an gülmeye hazır hali ile yanındakileri rahatlatır. Hatırnazdır, kimseyi küçük görmez, kimseye tepeden bakmaz, tevazu sahibidir.

Geçmişine bağlı, geleceğinden umutludur. Gelenek ve göreneklere bağlıdır. Kayseri kültürüne daha çok hazırladığı araştırmalar ve yazdığı Kayseri hikayeleri ile çok katkısı olmuştur. Ağıtlar ve halk edebiyatı özel ilgi alanıdır. Bu bağlamda mesela Kültür Bakanlığınca basılan 20.yy. Türk Halk Şairleri Antolojisi önemli eserlerinden biridir.

Kanatsız Kuşlar Şehri gibi deneme ve Ha Bu Diyar, Gül Ayinleri, Türk Düğünü gibi hikaye kitaplarında, yaşadığı şehri, tanıdığı ve karşılaştığı güzel insanlarımızı, adetleri, insan ilişkilerini yazmış ve kayda geçirerek tarihe not düşürmüştür.

Yüreği yufkadır. Yazdığı hikâyelerde, okuyanlar kişilik farklılığının nelere sebep olduğunu mukayese edebilsin diye karakterinde iyileri barındırdığı gibi kötüleri de barındırır.

“Ben” kavramından uzaktır

Onurunu kimselere çiğnetmez. Başı dik yürür, kimsenin önünde nokta kadar eğilmez. Hatır için eğriye doğru demez.

Neyzen Tevfik sever. Ondan kıssaları anlatırken yüzünde farklı bir hal sezilir.

Özün özüne iner. “Ben” kavramından uzaktır. Onun için insanları toparlayıcı, toplayıcıdır. Gruplaşmayı sevmez. İnsanlar arasında ayırım yapmaz, duyduklarını kınamaz, ayıplamaz. Bilir ki insanı o hale getiren bir neden mutlaka vardır. Duyduğu sıra dışı bir olay hakkında “acaba neden oldu” diye düşünmeden edemez.

Emir Kalkan’ın alnındaki kırışıklıklarda, incelediği ve dikkatle gözlemlediği insanların yorgunluğu vardır. Ensesini kapatan beyazlamış saçlarında yılların hoyratlığı gizlenir. Tepesi açılmış uzun ve dalgalı saçlarını sık sık parmaklarıyla arkaya doğru tarayarak düzeltir.

Pala bıyıklarında tütün izlerinin bıraktığı sarılık göze çarpar. Sigara ile dost görünse de insan tiryakisidir. Arada sırada yanındaki arkadaşının elinden aldığı ödünç tesbihi sallar sohbet süresince. Sonra da hemen iade eder elini elektrik çarpmışçasına.

Emir KalkanKemikleri belirgin parmaklarını taşıyan elleri bir yazardan çok bir emekçinin ellerine benzer.

Her zaman mazlumun ve gönlü yaralının yanındadır

Gülerken kızaran teni, unutulmuş dağ yamaçlarında rüzgâra direnen gelincik tarlalarını andırır.

Aşka saygısı vardır. Aşkla açılan yollarda yürüyenlerin adanmışlığına hayrandır.

Entelektüeldir. Başladığı kitabı bitirmeden bırakmaz.

Bakışlarında, itelenmiş, ezilmiş insanların acısı gizlenir. Zayıf bedeninde dinamik bir görüntü saklıdır. Her zaman mazlumun ve gönlü yaralının yanındadır.

Yüzünü, çökük şakaklarında belirgin çene yapısı ve kemerli burun yapısıyla bütünleşen yuvası belirgin gözleri tamamlar.

Çay en sevdiği içecektir; onunla demler hayatı. Çaysızlık Kerbela’yla eşdeğerdir gözünde.

Adı Emir’dir ama emir almayı sevmez. Özgür bir ruha sahiptir. Mala mülke tamah etmez, kanaatkârdır. Yerde hazine bulsa eğilip almaz.

Belki de soyadının etkisi; kılıç kalkan oynayan yiğitler kadar güçlüdür, yüreklidir.

Gözü pektir, düşüncelerini açıkça söylemekten çekinmez. Fikir korkaklığına bürünmez.

Hâl ehlidir. Hâl ile yaşar, hâl ile yürür, hâl ile yazar, hâl ile düşünür, hâl ile nefeslenir. Hâsılı kelam, hâl ile hâllenir, vesselam…

 

Sergül Vural yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Şubat 2013, 12:37
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20