banner17

Derin sularda yalnız bir mümin: Garaudy

Türkiye'de Roger Garaudy üzerine yapılmış ilk derinlikli söyleşi.. Yıldız Ramazanoğlu, Garaudy'nin mütercimi ve dostu Cemal Aydın ile konuştu..

Derin sularda yalnız bir mümin: Garaudy

 

Yıldız Ramazanoğlu son aylarda Roger Garaudy okumaları yapmakta idi. Garaudy'nin Türkçedeki mütercimi Cemal Aydın ile uzun, dolu dolu bir söyleşi gerçekleştirdi. Garaudy üzerine yapılmış bu derinlikli ve ne yazık ki bir "ilk" olan önemli söyleşinin ikinci kısmını sizlere sunuyoruz.

Roger Garaudy

Garaudy’nin kaç dil konuştuğunu da merak ediyorum doğrusu; bu dilleri nasıl öğrendiğini?

İngilizceyi iyi bilir, ama konferanslarını hep Fransızca olarak vermeyi tercih etmiştir. Almancayı da bilir. Lâtince ve Eski Yunancaya hâkimdir. Rusçası kuvvetlidir. Arapçaya hayli merak sarmış ve ilerletmişti. Daha başka dil biliyor mu bilmiyorum. Rusça ve Arapça dışındaki dilleri o zamanlar Fransız okullarında öğrenmek neredeyse zorunluydu. Daha fazla bilgiye sahip değilim.

Muhammed Esed’in Kur’ân Mesajı’nı çok eskiden İngilizcesinden okumuş (Fransızcasını bir Fransız arkadaşım baskıya hazır hâle getirdi, yakında ilk defa Fransızcası çıkmış olacak). Esed’in âyet meallerinden çok dipnot ve açıklamalarının çok önemli olduğunu bir sohbetinde belirtmişti.

Şahitlerim kitabının önsözünde, “Yahudilik saygı duyduğum bir din, Siyonizm ise mücadele ettiğim bir siyasettir” dediği için mahkûm edildiğini ve Avrupa’nın onun sesini kesmeye çalıştığını ve mahkûm ettiğini söylüyorsunuz. Bu nasıl oldu, süreçten biraz bahsedebilir misiniz?

Bunu sorduğunuz iyi oldu. Çünkü içimizdeki bazı eli kalem tutanlar (‘Yazarlar’ demiyorum. Diyemem zira yazar; araştıran, öğrenen, bilgilenen ve ondan sonra halka seslenen kişidir. Eli kalem tutanların pek çoğun ise “bilgi sahi olmadan fikir sahibi olan” kişilerdir.), tam bir Siyonist ağzıyla “Garaudy Yahudi soykırımını inkâr ediyor!” diyorlar. Yok öyle bir şey. Garaudy, soykırımı inkâr etmiyor, sadece bu “soykırım”dan sık sık dem vurup İsrail devletinin Filistinlileri bir çeşit soykırıma tabi tutmasına isyan ediyor!

Roger GaraudyGaraudy’yi bazıları anlamak istemiyor. Bu arada 2011 yazında Türk Edebiyatı Vakfı’nda başımdan geçen bir hadiseyi anlatayım. Bir Amerikalı gazeteci, Garaudy’nin “İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin” kitabının afişini vakfın önünde görünce içeri girmiş, kitapçı arkadaşımıza çıkışmış, İngilizce yeterince bilmediği için o pek cevap verememiş. Birkaç gün sonra aynı gazeteci tekrar gelince bana haber verdiler. Hemen yukarı kattan inip kahve-çay içilen bölümde kendisini buldum. Kendimi tanıtınca bana Garaudy’nin soykırımı inkâr ettiğini, nasıl olup da onun eserlerini tercüme ettiğimi, yani hiç mi utanmadığımı ima eden çıkışlar yaptı. Ben onun bu cüretine önce şaştım. Benim ülkemde elin adamı bana posta koyuyordu. Çok öfkelendim. Konuşmamız ve adamı haşlamam biraz uzun sürdü.

Özetle aktarayım: Bakın, siz sadece Yahudi değil, siyasi Siyonist bir Yahudisiniz! Onun için Garaudy’ye düşmansınız! Garaudy’nin soykırımı inkâr etmediğini siz bal gibi biliyorsunuz. Ama hiç utanmadan o değerli insana kara çalıyorsunuz. Fransızcanız olduğuna göre, Garaudy’nin, “Ben tek bir Yahudi’nin dahi haksız yere öldürülmesini insanlık suçu sayarım! Fakat siz Siyonistler, Hitler bize soykırım yaptı, soykırım yaptı diye filmler çeviriyor, çevirtiyor, sayısız kitaplar yazıyor ve yazdırıyor, Hitler’in yaptığının beş beterini yapıyorsunuz. Dünya kamuoyunun vicdanını sömürmekten elinizi çekin! Filistinlilere zulmü bırakın! İşgale bir son verin!” dediğini bilmiyor musunuz?

Benim bu sözlerim üzerime “Siz Filistinli teröristlerden mi yanasınız?” demesin mi? İyice tepem attı: “Asıl terörist İsrail devletidir! Sizsiniz terörist! Benim evimi elimden alacaksınız; bağıma, bahçeme, tarlama, toprağıma el koyacaksınız, beni yurdumdan, yuvamdan edeceksiniz, ben mallarımı savununca terörist olacağım ha, öyle mi? İşte insanlık dışı ve insanlık düşmanı Siyonistlik budur! Siz insanlık düşmanısınız! Sizler kaatillersiniz!” diye bağırdım.

Bunu niye anlattım, Garaudy’nin ne dediğini bilip anlamadan Siyonist ağzıyla Garaudy’ye çatmaya kalkışan içimizdeki zibidi kalemşorlara da sizin sayenizde sesim ulaşsın diye. Bilmem siz bunları sansürlemeden koyacak mısınız, koymayacak mısınız… Hiç değilse ben size içimi boşaltmış oldum ya.

“Şahitlerim” kitabının ekinde “Roger Garaudy Suçluyor!” başlıklı bir yazı var. Bu, Dreyfus davasında Emile Zola’nın “İtham Ediyorum” başlıklı bir yazı kaleme alışına, haykırışına bir gönderme sanki. Kendisini mahkûm eden hâkimlere yönelik yazısından İsrail ve Filistin meselesindeki temel yaklaşımı açığa çıkıyor. Garaudy’yi suçlamak için hazırlanmış tutanakta, onun Yahudilere yönelik soykırımdan söz ederken “İster Yahudi olsun ister Yahudi olmasın, tek bir masum insanın öldürülmesi dahi insanlığa karşı işlenmiş bir suç olmaya yeter de artar bile” demesi rahatsızlık yaratmış, antisemitizm suçunun delili olmuş. Bu cümlenin “insanlığa karşı işlenmiş suç” kavramındaki her türlü anlamı ortadan kaldırdığı söyleniyor. Gerçekten dehşet verici! Garaudy haklı olarak buradan, “Şu halde Hindu, Siyahi, Kızılderili,Roger Garaudy Çingene gibi ırkları dolayısıyla masum bir insanın öldürülmesi insanlığa karşı işlenmiş bir suç oluşturmuyor!” diyor. Tam aksine insanlık suçu olabilmesi için öldürülen kişinin mutlaka Yahudi olması gerekiyor. Fransa böyle gerekçelerle nasıl bir filozofun hayatını karartabiliyor? Nedir son durum bu konuda, ambargo ve karartma devam ediyor mu?

Efendim, Garaudy’nin bu şekilde haksız yere mahkûm edilişi, Siyonist Yahudilerin gücünü ve o Siyonistler karşısında Fransız makamların ve adliyesinin aczini ispatlar! Siyonist Yahudiler öylesine güçlüler ki Garaudy’yi susturma konusunda Fransız mahkemelerini de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni de rahatlıkla dize getirebildiler. Bahsettiğiniz ek’in son cümleleri hâkimlere karşı şöyle bir haykırışıyla biter, hatırlayın: “Böyle aşağılık yöntemlerle, 87 yaşıma gelmiş (2001 yılına göre) olan benim susturulamayacağımı ve şerefimin de asla lekelenemeyeceğini bilmenizi isterim!”

Garaudy, öncelikle Filistinlileri savunup Siyonistlere meydan okuduğu için, bir yandan da Katolik Hıristiyanlığın ağababalığı genlerine kadar işlemiş sözde laik Fransa’da İslâm’ı seçmiş olduğu için mahkûm edilmiştir! Zordur Müslüman olmak! Zordur mazlumu savunmak! Zordur haksızlıklar karışışında dik durabilmek! Bu erdemler er kişinin kârıdır ancak.

Evet, ambargo ve karartma hâlâ devam ediyor. Kendisini sükût suikastına tabi tutuyorlar! Geçen gün Marsilya’dan bir hanım geldi. Türk. Marsilya’da Garaudy’nin kitaplarını hiçbir kitabevinde bulamamış. “Yazıklar olsun Fransa’ya!” diyordu benimle dertleşirken. Türk Edebiyatı Vakfımıza gelip Garaudy’nin eserlerinin Fransızcalarını soran bazı Fransızlar olmuyor mu, işte o beni yürekten yaralıyor. Fransa’da eserleri neredeyse hiç basılmıyor çünkü.

Roger Garaudy“İnsanlığın Medeniyet Destanı” kitabında Gılgamış Destanı’ndan Konfüçyüs’e, oradan Roma ya da Afrika medeniyetlerine ve elbette semavi dinlerin medeniyetlerine bizi büyük bir gezintiye çıkardıktan sonra diyalog öneriyor. “Medeniyetlerarası Diyalog” kavramını ortaya attığını söylediniz. Bunun da farklı kültürlerdeki insanların başkasından öğreneceği bir şey olduğuna inanmasıyla başlayacağını düşünüyor. Herkes diğer insanı, kendisinin tam anlamıyla insan olması için, kendisinde bulunmayan taraf olarak görmeli. Tam olarak nedir önerdiği?

Yıldız Hanım, Garaudy daha Müslüman olmadan önce bile fıtraten o bildiğimiz Kur’ân âyetini gönlünde duymuş desem beni çok mu naif bulursunuz? Şu mealdedir sizin de çok iyi bildiğiniz o âyet: “Ey insanlar! Hakikat biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık” Hucurat, 49/13. Bence Garaudy, bu Kur’ân âyetinin önerdiğinden daha fazla bir şey önermiyor. Tanışmanın düşmanlığı ortadan kaldıracağını, barışı gerçekleştireceğini ve medeniyetlerle kültürlerin de bu tanışıklık sayesinde birbirini beseleyeceğini ve verimlilendireceğini savunuyor. Zulmün, özellikle de süper güç ve hempalarının zulümlerinin bu tanışmalarla, bu diyaloglarla elbirliğiyle önlenebileceği kanaatini taşıyor. İlle de herkes Müslüman olsun diye bir iddiası yok. Bu konuda zor kullanılmasına, baskı yapılmasına hepten karşı… Fakat İslâm’ın da en güzel hâliyle, daha doğrusu İslâm medeniyetinin, altın çağlarında kendisine dünyayı hayran bırakan o enerjisiyle yaşanmasını istiyor. İslâm’ı tanıtmak ve yeterli bir şekilde takdim etmek için de gidilen veya içinde yaşanılan toplumun maddî ve manevî değerlerinin çok iyi bilinmesini öğütlüyor. İslâm’ın sunumuna özellikle dikkat çekiyor. “İslâm ve İnsanlığın Geleceği” kitabında bu teklifinin üzerinde ısrarla durur.Roger Garaudy

“Medeniyetler Diyaloğu” kitabı bu düşüncelerin incelikle analiz edilmesi. Medeniyetlerin karşılaşmalarına dair önemli bölümler var. Bu kitapta dünyanın bütün denizlerinde yüzdüğünü, yunduğunu, yıkandığını söylerken bunu hem fizikî anlamda hem de metaforik olarak anlıyorum. Bu yolculukların mahiyeti nedir onun dünyasında?

Sizin bu sorunuz bakın bana neyi hatırlattı. 2011 yazında Paris’teydim. Garaudy’yi ziyarete gittim. Yemeğini yiyor, suyunu içiyor, tuvalete gidip geliyor, ama yataktan pek kalkmıyor. Hafızası ise iyice zayıflamış, insanları pek tanıyamıyor. Her neyse. Hanımına dedim ki, “elimizde yeterli Garaudy fotoğrafı yok, bana verin ki çoğaltıp size iade edeyim.” Bana, “Ama burada hiç durmuyordu ki!” derken takındığı o yüz ifadesini, o dramatik ifadeyi hiç unutamam. İçim acıdı. Karısına ve çocuklarına bile yeterli zamanı ayıramamış!

Evet, Garaudy sizin hakkıyla anladığınız şekilde dünyanın bütün denizlerinde hem maddeten hem de manen yüzüyor ve yıkanıyor, evine dönünce de oralarda edindikleri intibaları ve zihninde oluşan düşünceleri kayda geçirmek için odasına kapanıyor. Ve o muhteşem karısı çocuklarına “Susun, babanız çalışıyor!” diyerek ona sakin bir ortam hazırlıyor. Garaudy, o yolculuklar sayesinde pek az insanın erişebileceği ufuklara yükseldi. Hem zihni hem gönlü açıldı. İnsanları o bitmez tükenmez ve yorucu seyahatlerle yakinen tanıma ve takdir etme fırsatı buldu. Bütün dünya insanlığıyla birebir temas sayesinde Garaudy insanoğlunu daha çok sevdi. Eski medeniyetlerin kalıntılarını bizzat görünce, insanlığın değerini ve emeğini daha derinden anladı. Yok edilmiş medeniyetlerin acısını o yüzden içinde, tâ yüreğinde hissetti, o yüzden o medeniyetlerin ağıtını yazdı. O yüzden Avrupa emperyalizmine, sömürüsüne ve medeniyetleri tahrip edişine kızdı, isyan etti. Yeni yıkımlar olmasın diye medeniyetler diyaloğunu savundu. Savunuyor.

“Yeni yıkımlar olmasın” diye konuşmayı bilişmeyi destekliyor. Filistin için de çok kafa yordu. İlahi Mesajlar Toprağı Filistin kitabı bu konuda elimdeki en kapsamlı kitaplardan biri. Bir kere Tevrat’ın doğuşundan başlayıp Hz. İsa’nın kıyamıyla ilerliyor ve Filistinli Hristiyanlıktan sefere çıkıp İslamlaşan Filistin’e uzanan geniş bir tarihî ve düşünsel inanç havzasında yol alıyoruz. Yahudilik ve Musevilik hakkında kullanılan incelikli duyarlı dil siyonizmle antisemitizm arasındaki ilişkiyi de billurlaştırıyor. 600 sayfalık bu çeviriden sonra bu konuda net olarak ne söylemek istersiniz? Avrupa’da da bu konuda geniş bir vicdanî hareketlilik var. Bilinç yükselmesine nasıl bir katkısı oldu kitabın, nelere yol açtı?

İlahi Mesajlar Toprağı Filistin kitabını okuyan kişi, İsrail’in güne ve geleceğe dönük bütün çirkin emellerini apaçık bir şekilde görür ve hisseder. Çünkü eser, bizzat İsrailli yetkililerin demeç ve hatıralarından hareketle oluşturulmuştur. Dikkat ederseniz eserin arkasında sayfalarca devam eden belgeler vardır. Bu eserinde Garaudy Filistinlilerin nasıl bir zulüm ve baskı altında yaşadıkların apaçık ortaya koydu. Vicdanı olan herkesin vicdanını titretti. Eser fiilen yasaklatılmasına ve toplatılmasına rağmen, ulaşacağı okur kesimine öyle veya böyle ulaştı. Okuyanlar okumayanları bu konuda çeşitli yollarla bilgilendirdiler. Eserden alınan ilhamla konferanslar verildi, konuşmalar yapıldı. Bu kitap sayesinde İsrail’in yalanlarına dünya halkları artık inanmaz oldular.

Garaudy, bu eserinde, “Siz Araplar bir ajans kurun ve sadece gerçekleri dile getirin ve Batı kamuoyunu bilgilendirin yeter!” diyordu. Hâlâ onun teklifleri tam olarak gerçekleştirilmiş değil, fakat eserden esinlenerek yapılan öyle çok faaliyet oldu ki, Batı insanı da İsrail’i artık körü körüne desteklemekten vazgeçmeye başladı. Eğer Mavi Marmara gemisine pek çok ülkeden katılım olduysa, Garaudy’nin, bu ve diğer eserleri aracılığıyla bunda hayli payı vardır. Dünya vicdanı giderek kükreyecek ve İsrail zulmü durdurulacaktır inşallah. Bu zulüm, zaten eşyanın tabiatına da aykırıdır. İlk baskısı bütün Fransa’ya dağıtılan bu eser bir gecede apar topar toplatılmıştır. Siyonist lobiler baskı yaparak eseri geri aldırtmışlardır dağıtım şirketlerine. Siyonist lobiler, onun İsrail devletinin ipliğini pazara çıkaran, hem de delilli ve ispatlı olarak bunu yapan müthiş bir eser olduğunu gördüler ve büyük telâşa kapıldılar. Fakat geçmiş ola. Garaudy yapacağını yaptı. Ektiği tohumlar kısa zamanda filizlendi ve vicdanlarda iyice kök saldı. Allah’a şükür!

Don Kişot en son yayınlanan çeviriniz. Garaudy’den bu büyük romanın bütün iç seslerini dinlemek, okumak gerçekten olağanüstü, tabii sizin su gibi akan Türkçenizle. Onun hakkında ayrıca yazmak istiyorum nasipse. Elinizde yeni bir eser var sizden öğrendiğim kadarıyla, Avrupa resmine dair… Kitabın adı neydi ve bu çeviri için nasıl bir ön hazırlık yapıyorsunuz?

Roger GaraudyBahsettiğiniz kitap, “Geleceği Haber Veren 60 Eser” ana başlığını ve “Batı Resminin Yedi Yüzyılı” alt başlığını taşıyor. Çok yakında çevireceğim bir eser değil. Resimle ilgili terminolojiyi iyi bilmem lâzım. Şimdilik resim kitapları almak, fırsat buldukça okumak ve kendimi resim konusunda bir şeyler bilir ve anlar duruma getirmek istiyorum. Eğer okumalarım bana cesaret verirse, çevireceğim. Değilse, cesaretim gelinceye kadar bekleyeceğim. Çünkü resim konusunda yazarın ne demek istediğini tam olarak anlayamazsam o çeviriden pek hayır gelmez, çok da yanlış ifade kullanmış olurum. Yazara da okura da haksızlık etmek istemiyorum. Hiç değilse en az hatalı olmalı tercümem.

Bu arada aklıma geldi, bundan yıllar ve yıllar önce Gustave Le Bon’un “Arap Medeniyeti” adlı eserini “İslâm Medeniyeti” adıyla tercüme etmiştim. Yayın haklarını Mehmet Şevket Eygi’ye satmıştım. Hâlâ yayımlamadı. Mesele yayımlanması değil de, demek istediğim şu: O eseri tercüme etmeye başlamadan önce İslâm tarihi ile ilgili Philip K. Hitti’nin dört ciltlik eseri başta olmak üzere birkaç kitabı okumuş öyle başlamıştım, çeviriye. Konuyu az buçuk bilirseniz, daha kolay tercüme ediyorsunuz.

Yazar Türkiye’deki fikir hayatını çok etkiledi bence. Fikirleri üzerine yazıldı, konuşuldu, konferansları da yoğun ilgi gördü. Garaudy’nin buraya yaptığı seyahatleri, fikirleri etrafındaki hareketliliği nasıl değerlendirirsiniz? Genelde dünya Müslümanları arasında çok okunan bir düşünür müdür?

Garaudy bir zamanlar Türk solunun göz bebeğiydi. Kendisinden hayli etkilendiler. Fakat Müslüman olduktan sonra birden çark ettiler ve görmezden gelmeye başladılar. Sol bırakınca Müslüman kesim sahip çıktı. Müslüman aydınlar ve gençler üzerinde hayli etkili oldu. Yaşından beklenilmeyecek bir hareketliliğe ve bir tür gençlik heyecan ve idealine sahip olduğu için ülkemizde büyük ilgi gördü. Hâlâ da görüyor. Ülkemizde konferanslar vermesi, tebliğler sunması Müslüman aydına ufuklar açtı. Batı’nın değerlendirilişini bir Batılıdan dinlemek onlarda yepyeni fikir ve bakış açıları oluşturdu. Garaudy’nin neredeyse bütün eserleri Arapça ve Farçaya çevrildi. Türkçeye de yarıdan fazlası aktarıldı. Filistin davasına da sahip çıktığı için dünya Müslümanları arasında çok okunan ve daha uzun süre okunacak bir yazardır kendisi.

“Garaudy dostu ve mütercimi” olarak, hatta onun temsilcisi olarak eserlerini çevirirken yerine göre bir cümleyi beş on kere okuyup öyle tercüme ettiğinizi söylüyorsunuz ve buna mukabil de okurun hiç değilse her cümleyi sindirerek okumasını istiyorsunuz. Okurlara ne söylemek istersiniz bu manada?Cemal Aydın ve Roger Garaudy

Bir arkadaşım hayli zaman önce beni aradı ve Garaudy’den tercüme ettiğim hacimli bir eseri bir oturuşta okuduğunu söyledi. Şok oldum. Bana iltifat ettiğini sanıyordu, ama ben o hakareti hiç unutmadım. Ben çok uzun zaman emek vereyim, dilimize aktarmak için akla karayı seçeyim. Sen bir akşam eline alıp sabaha doğru bitirdiğini söyle. Olur şey değil! Kesinlikle okumamıştı, belki şöyle bir göz atmıştı. Ne kadar üzüldüm ona o kitabı armağan ettiğime bilemezsiniz. Ne var ki telefonda hatırı kırılmasın diye bir şey demedim. Yalanını yuttum.

Okurdan şunu istirham edeyim: O eseri meydana getiren yazara, iğneyle kuyu kazarcasına dilimize aktaran mütercime, kitaptaki fikirlere ve de kendinize olan saygı hatırına Garaudy’nin eserlerini öyle bir çırpıda okumayın, ne olur! Zaten pek bir istifadeniz de olmaz.

 

Cemal Aydın ile Roger Garaudy üzerine yapılan söyleşimizin birinci kısmını buradan okuyabilirsiniz.

Yıldız Ramazanoğlu konuştu

Güncelleme Tarihi: 14 Haziran 2012, 17:14
YORUM EKLE
YORUMLAR
cihan aktaş
cihan aktaş - 7 yıl Önce

Allah rahmet etsin Garaudy'ye. Dua ediyorum. Kitaplarından çok yararlanmışımdır ve bu konuda Cemal Aydın Bey'e de her zaman duacıyım.Güzel söyleşi için de sevgili Yıldız Ramazanoğlu'na teşekkürler. Dünya Bizim'de yazma kararı için ayrıca tebrik ediyorum. İyi kalem, iyi platform; güzel yazılar, söyleşiler okuyacağız.

banner8

banner19

banner20