Demli bir çay, biraz hüzün şiir yazmaya yeter mi?

Mustafa Özçelik hayatı boyunca durmadan yazmış, tam 61 eser vermiş edebiyat dünyasına. Bu yazı her ne kadar şiirlerine odaklansa da deneme, biyografi, inceleme, hikâye gibi birçok türde bereket saçmış edebiyat toprağına. Elif Arpacı yazdı.

Demli bir çay, biraz hüzün şiir yazmaya yeter mi?

                                                                              

“Ne isyan ne ric’at

Kendi başıma büyüyen bir sestim.”

Mustafa Özçelik üstadın ‘Üryan’ şiirinden… Ne de güzel ifade etmiş edebi varlığını değil mi?

Mustafa Özçelik deyince hepimizin aklına önce Yunus Emre sonra tevazu gelir. Üstat Yunus Emre dilini kalbinde özümsemiş ve Yunus Emre’nin doğru okunmasına katkılarda bulunmuştur. Hatta bununla da yetinmeyerek gerek hikayelerinde gerekse biyografi ve antoloji çalışmalarında gençliğe yol göstermek adına, Yunus ile ilgili onlara da hitap eden çalışmalar yayımlamıştır. Sadece Yunus Emre Hazretleri ile de kalmamış, Mehmet Akif’ten, Battal Gazi’den, Nasreddin Hoca’dan da haberdar etmiştir onları. Çünkü aynı zamanda bir öğretmen olduğu için umudun gençlikte olduğunu bilir.

Mustafa Hoca şiirlerinde gerçek aşkı aramış durmuş, hala da aramaktadır. En nihayetinde beşerî aşktan ilahi aşk arayışına geçmiş olmak asıl marifettir ona göre. Aşkın boyut değiştirdiğini, Hoca’nın şiirlerinde çıplak gözle görürüz; evvelinde beşerî aşkı şiirine yansıtan hocamızın esini, daha sonra ilahi aşka yüz çevirir: “Gönül, Hak’tan gayrı sevgi ve ilgilerle dolarsa orası ‘puthane’ olur” böyle başlıyor Hocanın Gül ve Hançer kitabı.

 İlk şiir kitabının adı İfşa idi halbuki. Çekingen, utangaç bir yürek ifşa oluyordu çünkü. Ne de olsa ilk şiir yazdığı yeni yetme zamanlarında, her genç gibi şiirlerini kendi kendine yazarmış Hoca. Sonra bir gün gönlüne sığmayıp da taşınca iç sesi, ifşa oluvermiş bana kalırsa. Hoca ilk zamanlarda yetimliğin hüznünü kırılgan dizelerinde ifşa etmiş, sonra da beşerî aşkını. Yıllar geçtikçe de hüznünü yaşadığı yetimliğe bile hüzünle bakmaz olmuş sanki, ne de olsa Peygamber Efendimiz ile bu anlamda aynı kaderi paylaşıyor olduğunu gerçek anlamda fark etmiştir belki de. Çoluk çocuk sahibi olup aile huzurunu yakalayınca da şairin o ince ruhu aşka doymamış, dahasını aramış. İşte o zaman sızım sızım sızlanmış gerçek aşkı şiirlerce:

“Hangi aynaya baksam

Çoğalan gizli güzelliğinle

Sen vardın...”

Her yerde Allah’ı görmeye başlamış arayan gözler. Ve bu aşkı arayana da öğretmeye çalışmış:

“Kapılar açık semanın

Aşk pusuda seni bekliyor

Rebabı çal, mihraba bak

Bak ki gecene ay doğuyor”

Yer yer de bir şair duasını okuduk şiirlerinde;

“Seni andım kabul buyur

Aşkını bereketlendir göğsümüzde”

Aynalar, güller, bülbüller, dağlar, ırmaklar, denizler… Her ne kadar yalın bir Türkçe ile yazsa da imgelerle dolu şiirleri anlamak için biraz tasavvufi bilgiye sahip olmak şart. Aksi takdirde anlamlandıramadığınız basit şiirler gibi görünebilir gözlerinize. Ben Hocanın şiirlerini okurken Yunus Emre’den Şeyh Galip’e, İbn Arabi’den Mevlana’ya kadar birçok ses çalınıyor kulaklarıma. Ve şiirlerin zarafetini daha iyi anlıyorum böylelikle. Tevazuyu görmezseniz doğru muamele etmiş olmazsınız bu güzel şiirlere.

 Bazen de açık açık derdini söylüyor Mustafa Hocam tabi, diyor ki:

“Bizde hüznün adı Ayasofya’dır.”

Yarım kalmış çikolatasıyla

Bir çocuk toprak altında

Seni bekleyen dehşetengiz ölü”

“İncittiğimiz balıkların

Bedduası bu dalga”

Onun tevazusu aslında sessiz, derinden bir çığlık şiirlerinde. Nitekim kendisi de doğruluyor bunu yine kendi dizelerinde:

“Sustuk içimiz güzelleşti.”

Mustafa Özçelik hayatı boyunca durmadan yazmış, tam 61 eser vermiş edebiyat dünyasına. Bu yazı her ne kadar şiirlerine odaklansa da deneme, biyografi, inceleme, hikâye gibi birçok türde bereket saçmış edebiyat toprağına. Şimdilerde ise Yunus Emre Hazretlerinden bahsettiği son dönem yazıları Muhit Kitap tarafından yayımlandı. Okurunu bulsun, değeri bilinsin inşallah. Çünkü Mustafa Hoca hayatı anlama ve anlatma noktasında yön bulmaya çalışanlar için iyi bir rehber. Kendisinin de dediği gibi:

“Demli bir çay biraz melal

Yetmiyor bu hayatı anlamaya...”

Elif Arpacı

Yayın Tarihi: 03 Aralık 2020 Perşembe 13:00 Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2020, 12:53
banner25
YORUM EKLE

banner26