Çünkü kalbiyle söyleşen bir kişi Zarifoğlu

Gidişini bilir gibi aldı avuçlarına yedi güzel adamdan birinin ellerini ve “Kırlardaki çiçekler bensiz açacak” dedi.

Çünkü kalbiyle söyleşen bir kişi Zarifoğlu

“Baş işim şairlik” derdi sorulduğunda, gizli bir mecburiyetle yazan.

İlhamı beklemeyen, çağıran, adeta onu ele geçiren.

Sanatında çağına insan olmuş, Afganistan'ı çağıldatıp, “Hama” diyen.

İşaret edilmiş çocuklardan, yedi güzel adam derivermiş.

Sonra menzile yol tutmuşlar, dev ve âşık olacak kadar ince ruhlu.

Korku ve yakarış terazisinde kurduğu mizan; “Sensin doğduğum sabahları, Işıklarına uzandığım başları Dünyaya bırakan.”

Ruhunu aşıp gelen mısralarla tanış olmuş, zihniyle değil kalbiyle ezberleyen kelimelerini.

Yapayalnızlıkla dolu bir gururla yazıp, kemaliyle yaşının, o gururu ehlileştiren, manevi bir acıkmışlığı huzura devşiren.

Suda erimiş madenler gibi şiirinde İslam, iman ve ihsan.

Taşmış bardaktan çağıldayan bir itminan.

Sonra küçücük adamları büyütmüş bir serçeciğin koynunda.

Motorlu bir kuş havalanmış semaya, ağaçkakanlar kuşların dilini bilmiş, kaderin dilini ve kuşluğa devinmiş çılgın bir küheylan.

Katıraslanlar türetmiş, yarının vakur sahiplerine armağan.

Ve bir gülücük bırakmış, yürekli bir dede.

Savaş ritimleri akis yaptığında Afganistan'dan, “Anaları şaşkın çocukların, Üç beş yaştakilerin, Yüzleri harp yarası, Harp yanığı”.

Çünkü kalbiyle söyleşen bir kişi, “Bir kalbiniz vardır, Onu tanıyınız” diyen.

Aristo'luğu, filozofluğu, sarı benizli üşengeçliği “ne korkunç birikimdi çocukluğum” itirafında mücerret ve dahi müşahhas.

Evsiz bir şair, adeta hep evinden uzakta. Meskun, klasik bir senfoninin notalarında.

Dev gibi, kocaman bakan buğulu gözlerin ardına saklanmış zarif ruhlu bir dev.

Sığlığı bilmeyen, dibi görünmez bir umman.

Zarif bir meyille tutunan hayata, “an”dan gerisi yalan, “mutluluk anda”...

Bilecekmiş gibi ömrünün enini boyunu, tartmadan ölçmeden doludizgin koşturan çılgın bir küheylan ve tartan, ölçen başka bir ayarda.

Sevdikleri doyamadan göç edenlerden o! Kısacık ömrüne, büyük harflerle yazılmış hikâyeler sığdıran.

47'lik bir delikanlı, tam yirmi altı sene evvel göçtü bugün bu duraktan, “Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle” dedirterek ardından.

Gidişini bilir gibi aldı avuçlarına yedi güzel adamdan birinin ellerini ve “Kırlardaki çiçekler bensiz açacak” dedi.

“Ne çok acı var”, “çünkü kırıldım saç uçlarıma kadar”, bir hayatın hülasasıydı, yaşamaktan kasıt.

Çiçekler sensiz açtı kırlarda, ektiğin tohumlar hep çiçek açtı Zarif adam!

Büşra Tosun Durmuş, Zarifoğlu'nu anlatmayı hiç beceremedi!

Yayın Tarihi: 06 Haziran 2013 Perşembe 14:11 Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2020, 12:13
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
zeynep
zeynep - 9 yıl Önce

Allah rahmet etsin kalb gözüyle gören, duyan ve hisseden Zarif insana

banner26