banner17

Cumhurbaşkanına ulaşmak kolay

Sezai Karakoç'un münzevi olduğunu elbette düşünmüyoruz. Hayatı yaşayışı farklı bizlerden. Onun bizim gibi olmasını istiyor değiliz..

Cumhurbaşkanına ulaşmak kolay

Cumhurbaşkanından görüş aldık ama!

10832İdrak ettiğimiz yüzyıl, insanın fertler halinde çözüldüğü, ama kitleler olarak savrulduğu, kitlede ferdi boğmaya azmeden bir nehir yatağı gibi..

Önce kalabalıklardan çekip alıyor insanı, alnının ortasına yapıştırdığı kendi tanımları, kendi etiketleriyle yaftalıyor, sonra bir kitlenin içine mahkûm ediyor onu. Mahkum edemezse dışlıyor en azından..

Sezai Karakoç nasıl bir adam! İki çift laf etmiyor mikrofonlarımıza, kadrajımızdan kaçıyor, bir kareye sıkıştıramıyoruz onu. Modern, çağdaş rahlelerimizde diz çöktüremedik bu gizemli adamı. Görüntüleyemedik onu mabetlerimizde; bir alış-veriş merkezinde reyonlara bakarken, Starbucks'ta kahvesini yudumlarken yahut birine sözlerini kurşun gibi yağdırırken televizyon ekranında.

10833Anlayamıyoruz nasıl bir insan bu, hiç bize benzemiyor! Ama dur hele. Kameramı alıp bir gideyim de geri çevirsin bakalım bir muhabiri, cümle âleme afişe edeyim onu, konuşursa sözlerinden malzeme yapayım kendime, konuşmazsa diyeyim ki, “İşte gördünüz ‘fikir adamı’nı! Nasıl da kaçıyor önümüzden, bir kaç bin vuruşta bitireyim senin işini gazete sayfamda..”

Büyülü  ve renkli salonların çok bilmiş gazetecisi. Şölenlerin adamı, kokteyllerin vazgeçilmezi. Onuruna büyük şölenler verilen medya tanrıçası. Kuştüyü yastıklarınla, tatlı  zehirli sularınla, mağazalarınla, kravatlarınla, fiyakalı sözlerinle, dünyanla kısaca, ne kadar da güçsüzsün aslında. Çıkarmaya gücün yetmiyor bir “münzevi”yi odasından. Bölemiyorsun, parçalayamıyorsun, stüdyo ışıklarının altında bir “meta” kılamıyorsun onu.

Onu kendilerine alet edemeyecekler

Dev fabrikaların çarkları arasında, holding kasalarının altında, medya dedikoduları içinde yok edemiyorsun suskunluğuna içten içe kin ve öfke beslediğin adamı. İstiyorsun ki bir etiketi olsun herkesin.. Konuşalım sabaha kadar; falancalardan, filancalardan. Fikir edinmek ne de zor, kulaktan kulağa fısıltılarla konuşmak varken..Gündüzü dedikodu yaparak, akşamı da beyaz ekranda dedikodu dinleyerek geçiren insanların anlaması mümkün müdür ışıltılı dünyalara bütün perdelerini kapatmış insanları?..

Ya bir münzeviyi nasıl anlatsın susmanın erdemini bile konuşarak anlatmaya çalışan felaket zamanlarının insanları. O kendisini durduğu yerle çok iyi anlatmıyor mu? Her gün yakarmıyor mu Tanrı’ya kendisini değiştiremesinler diye. Her gün biraz daha oyuyor durduğu yeri, başına toplanıp bakanlara aldırmadan. Kazıyor, durmadan kazıyor. Ve seninle konuşuyor son model kamerası olan, ağzı kalabalık adam, sizinle konuşuyor:

“Bilmeden altı oğlunu yuttuğunuz10834

Bir babanın yedinci oğluyum ben

Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden

Babam öldü  acılarından kardeşlerimin

Ruhunu üzmek istemem babamın

Gömün beni değiştirmeden

Doğulu olarak ölmek istiyorum ben

Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var:

Karşınızdakini değiştirmek

Beni öldürseniz de çıkmam buradan

Kemiklerim değişecek ve toz toprak olacak belki

Fakat değişmeyecek ruhum!”                                                                                  

  

 

Ziver Gölge, gölgede kalanları haykırdı 

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2010, 18:30
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Melek eren
Melek eren - 9 yıl Önce

Tam anlayamadık doğrusu durduk yere bu yazı niye yazılmış, kime laf atılmış, hangi eleştiriye cevap verilmeye çalışılmış!
Cumhurbaşkanından görüş aldık ama! cümlesini biraz açıklasaydınız en azından...

Öylesine biri...
Öylesine biri... - 9 yıl Önce

Maksadını bende anlayamadım ama güzel yazı..

Ben Sezai Karakoç'tan çok onun üstüne bunca düşenlere kızıyorum... Bu adamın neden saklandığını kimse bilemez ama bu kadar da olmaz ki... Tama kimse zorlayamaz çık afiş et kendini diye, zaten kimse böyle bişey de istemiyor. ama adamın kendi hakkında yapılan belgeselinin galasında bile göremedi millet onu...

Belki garip bir kızgınlık ama.. kızıyorum işte. Çık bi insanlar görsün suretini be adam...

Rüştü Özdemir
Rüştü Özdemir - 9 yıl Önce

Şairler böyledir işte. Biri hiç konuşmaz, biri başkalarına konuşur.

çiçek...
çiçek... - 9 yıl Önce

neden bir türlü kabullenemiyorsunuz acaba böyle mühim bir insanın karakterini...
istemiyor böyle popüler olan mekanlarda bulunmayı, kalabalığı, alkışı, yükses sesleri sevmiyor!..
bu zamana dek hem kendi döneminin hem de bu dönemin GERÇEK insanı olduğunu hepimiz biliyoruz.
farklı o. hepimizden farklı.
anlayalım!..

Öylesine BİRİNE CEVAP
Öylesine BİRİNE CEVAP - 9 yıl Önce

Haddinizi bilin lütfen. Sezai Karakoç'a "be adam" gibi bir seslenmeyle yaklaşamazsınız. Ayrıca onun o belgesele gelmesini beklemek Sezai Karakoçla en ufak bir bağ kuramamaışsınız anlamına gelmektedir. Hoşcakalın.

Can Polat Serter
Can Polat Serter - 9 yıl Önce

Posterini odanızın duvarına asacağınız imzaladığı kitaplarla arakaşlarınız kıskandırcağınız birlikte çektirdiğiniz fotoları facebookta paylaşacağınız birini arıyorsanız başka birini bulun Sezai Bey Bunları yapmıyor Bunlara izin vermiyor Beğenmeyen Kendine Başka şairler Bulsun

Kemal er
Kemal er - 9 yıl Önce

Sezai Beyle konuşmak mı istiyorsunuz ve hasbihal isteyen varsa kitaplarını okusun satırlar sizinle konuşacaktır. Mehmet Akifle konuşmak isteyen Safahatı okusun safahat sizinle konuşacaktır.Üstad belgesel istemişmidir.Sanırım hayır onun istediği düz yazıları ve şiirlerinde gizlidir.

Ben geldim geleli açmadı gökler

Ya ben bulutları anlamıyorum

Ya bulutlar benden bir şeyler bekler

Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum

Ben geldim geleli açmadı gökler

hasan
hasan - 9 yıl Önce

bu yazı sezai karakoç üzerinden rant devşirmek isteyenlere klip yapıp belgesel diye yutturmak isteyenlere cevaptır.teşekkürler


banner8

banner19

banner20