Cömert efendi, cimri ise hor olur

On iki imam efendilerimizin üçüncüsü olan Şâh-ı Şehîdân Hazreti Hüseyn Efendimiz’in ismi ile müsemma olan güzelliği ile yüzler aydınlanırmış..

Cömert efendi, cimri ise hor olur

On iki imam efendilerimizin üçüncüsü olan Şâh-ı Şehîdân Hazreti Hüseyn Efendimiz, Cenâb-ı Ali ve Fatıma Betül annemizin oğludur. Hicretin dördüncü yılında Şâban-ı şerif ayında dünyayı teşrif etmiş. Doğumunun yedinci gününde Sevgili Peygamberimiz bir kurban kesip, sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okuyarak ism-i şeriflerini vermiş. Ve sadaka olarak saçı miktarınca da gümüş dağıtmış.

Hazreti Hüseyin Efendimiz'in ismi ile müsemma olan güzelliği ile yüzler aydınlanırmış. Fahr-i Kâinat Efendimiz kendileri hakkında, "Hüseyn bendendir, ben Hüseyn'denim. Allah Hüseyn'i seveni sever. Doğrusu Hüseyn, torunlardan bir torundur." diyerek yüce hatırlarını anmış.

Bir gün Rasulullah Efendimiz namaz kılarlarken, bir çocuk ağlaması işitir. Bunun üzerine namazı yarıda kesip dışarı çıkar. Ashab-ı Güzin efendilerimiz sebebini sorduklarında, Peygamberimiz Aleyhisselam, bir çocuk ağlaması duyduğunu ve onu Hazreti Hüseyn sandığını söyler ve Hazreti Hüseyn'i ağlatanın Allah tarafından affedilmemesi için dua eder.

Ağabeyi İmam Hasan gibi hacca yürüyerek gitmeyi severmiş

İmam Hüseyn efendimiz, ağabeyi Hazreti Hasan'la birlikte 'Hasaneyn' yani iki güzel olarak anılagelmiştir. Hazreti Hüseyn Efendimiz'in büyük bir zulümle Kerbela'da şehid edilmesi sebebiyle olsa gerek, kendisi hakkındaki rivayetler daha çoktur. Allah Rasûlü'nün (a.s) kendisine olan derin muhabbetini ilan eden haberlerden bir diğeri de şöyledir: Bir gün İmam Hüseyn Efendimiz, Rasulullah'ın yanından muhtereme validemiz Hazreti Fatımatü'z Zehrâ'ya gitmek ister. Fakat hava yağmurludur. Sevgili Peygamberimiz, torununun mahzun olmasına dayanamayarak dua buyururlar ve İmam Hüseyn (r.a) eve gidene kadar yağmur kesilir.

Rasûlü's Sekaleyn Efendimiz dünyadan göçtüklerinde İmam Hüseyn altı yaşında imiş. Üçü erkek, ikisi kız olmak üzere beş evladı ile dünyayı nurlandırmış. Bunlar sırası ile Ali Ekber, Ali Asgar, Câfer, Fâtıma ve Sekine'dir (r.a). Ağabeyi İmam Hasan gibi hacca yürüyerek gitmeyi severmiş. Bu yolculukta kendi yakınları da binekleriyle birlikte beraberinde gider, yorulduklarında binerlermiş. İmam Hüseyn Efendimiz ise, yol boyunca yürürmüş.

"Size tevdî edilen halkın işi, birer ilâhî nimettir. O işlere kötü davranmayasınız, sonra azaba çevrilir." diyerek nasihat eder, "Cömert efendi olur, cimri ise hor olur. Bu âlemde bir mü'min kardeşinin iyiliğini kendinden önce düşünen, öbür âlemde daha iyisini bulur." buyururmuş.

Örneği Âlemlerin Sultanı Dedesi idi

Kufe halkının kendisini daveti üzerine ailesi ve maiyetiyle birlikte yola çıkmış ve şehre giremeden Muaviye'nin oğlu Yezid tarafından Kerbela'da büyük bir ordu ile önü kesilmiş. Onu kendilerine lider olması için çağıran Kufe halkı ve kendisine yolda katılanların büyük bir kısmı sadakatsizliğin en adisini göstererek kendisini yalnız bırakmışlar. İmam Hüseyn Efendimiz çıktığı yolda, zalime boyun eğmemenin nasıl olacağını göstermiş. Kerbelâ meydanında babası İmam Ali efendimiz ve dedesi Hazreti Muhammed Mustafa gibi korkusuzca çarpışarak şehid olmuş.

Bu ciğer dağlayan hadisenin müstakil olarak değerlendirildiği bir eser de mevcuttur. Asım Köksal'ın telif ettiği "Hz. Hüseyn ve Kerbelâ Hadisesi" adlı eser bu konuda Sünnî gelenek içindeki en ünlü sahih eserdir. Ağabeyi Hazreti Hasan'dan sonra 10 yıl yaşayan İmam Hüseyn Efendimiz'in türbe-i saadetleri Kerbelâ'dadır. Bununla beraber Hazret-i Zeyneb Annemiz'in, İmam Hüseyn'i Mısır'a sırladığı ve vücûd-u şeriflerinin bütününün burada olduğu yönünde kuvvetli bir rivayet mevcuttur.

Allah cümlemizi Hazreti Hüseyn Efendimiz şefaatiyle şereflendirerek, nefsimizin yezid'inden bizleri muhafaza eylesin.

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mart 2019, 21:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13