Çok Özel Bir Okuyucu Kitlesine Hitap Ediyor Duran Boz

Duran Boz’un çok özel bir okuyucu kitlesine hitap ettiği, yeni bir dil ve üslup yakaladığı görülür. Bu dil ve üslubun dışında hissedebiliriz kendimizi, o da artık bizim birikim ve kaygılarımızla ilgilidir. Ömer Yalçınova yazdı.

Çok Özel Bir Okuyucu Kitlesine Hitap Ediyor Duran Boz

Duran Boz’a her zaman gıptayla bakmışımdır. Elinde tuttuğu çanta mutlaka kitap doludur, bunu bilirim. Kaç defa çantasından birkaç kitap çıkardığını, bazılarını çantada saklı tuttuğunu, soranlara önemli değil manasında el kol hareketleri yapıp gülümsediğini bilirim. Bir gün cesaret edip diyebilsem, “Hocam çantanızı karıştırabilir miyim?” ya da “Hocam çantanızdaki kitapların hepsini masaya çıkarır mısınız?” diye, belki o zaman merakım biraz olsun gidecek. Fakat ne mümkün! Duran Boz’un bu tür ciddiyetsizliklere, daha doğrusu gereksiz işlere ayıracak zamanı yoktur. Kendisi zaten sık sık bize söyler, boş işlerle uğraşmamak gerektiğini; ciddi, varoluşla ilgili meselelere yoğunlaşmanın; ben kimin, neciyim, neden dünyadayım, alıp verdiğim nefesin anlamı nedir gibi sorularla meşgul olmanın; alıp verdiğimiz nefesten hesaba çekileceğimizi bilmenin, bu bilinçle yaşamanın daha önemli olduğunu… Bu ihtarları bazen gülümseyen gözleriyle bazen de çatık kaşlarıyla yapar.

Şiirle, fikirle uğraşmak yalnızlık içinde yapılması gereken bir yolculuktur

Her ikisinden de, yani gülümseyen gözlerinden veya çatık kaşlarından kendi payıma çok şey aldığımı söyleyebilirim. Duran Boz her zaman “Gel!” diyen birisidir. Onun “Git!” dediğini hiç duymadım, hissettim ama duymadım. Git dercesine kaşlarını çattığını, bir söze veya harekete sinirlendiğini gördüm, buna rağmen Duran Boz sabreder, kendini tutar, konuyu değiştirmeye çalışır. Çünkü senin kalbini kırmak istemez, her ne kadar kırılmayı hak ettiğini düşünse de. O cezayı sana vermek istemez, belki de kendini ceza verme makamında görmediği içindir bu. Duran Boz en hararetli, öfkeli anında bile bir şans daha vermeyi düşünür. Düşünmez belki de, doğası gereği öyle davranır. Yani zamana bırakalım ve karşı tarafın hatasını kendi kendine anlamasını bekleyelim tarzı bir sabredişi vardır onun.

Şöyle ki; şiir, sanat, fikir, kültür gibi konular zaman gerektiren uğraşlardır. O zamanı genç adama tanımak gerekir. Onun toyluktan, bilgisizlikten kaynaklanan hatalarını hemen yüzüne vurmak veya ona hakikati, doğruyu şimdi, hemen kanıtlayamaya çalışmak incitici olabilir. Genç adama bazen gülümsemeli bazen de sinirlenmelidir, fakat onun cesaretini kıracak, merakını yok edecek davranış ve sözlerden kaçınmalıdır. Duran Boz, gençlerle girdiği diyaloglarda buna dikkat etmeye çalışır. Birçok defa gençlerin hazır reçete dileklerini nazikçe reddettiğini gördüm. Şuradan, şu kitaplardan başla bakalım okumaya diye belki bir çıkış yolu gösterir. Fakat hiçbir zaman o kitaptan genç adamın okuyarak edineceği şeyleri söylemez. Hatta okuyucunun kitapta nelere dikkat etmesi gerektiğini bile söylemez Duran Boz. Şiirle, fikirle uğraşmanın yalnızlık içinde yapılması gereken bir yolculuk olduğunu hal, hareket ve sözleriyle belli eder. Yetişkinlere düşen şey ise, gençlerin taşkınlıklarına sabretmek ve beklemektir. Genç adam, bu yola ciddi bir şekilde girmişse, eninde sonunda istikametini tayin edecektir zaten. Eğer ciddi bir şekilde girmemişse, onun kollarından tutup istikamet üzere yürümesini sağlamaya çalışmak beyhudedir. Her halükarda o, kaçıp gideceği bir açıklık bulur.

Duran Boz’un çok yazmadığını değil, yazdıkları üzerinde çok çalıştığını söyleyebiliriz

Duran Boz’un fazla kitap okuduğunu, buna kıyasla az yazdığını söyleyenler yanılıyor. Evet, hocamız çok kitap okur, hocamızın bir kitap âşığı olduğunu söyleyebiliriz, bunda hemfikiriz. Fakat onun kalemi de bir o kadar önemlidir ve okumalarının gerisinde kalmaz. Duran Boz aslında çok yazan birisidir diyerek onu yakından tanıyan birçok kişiyi şaşırtmak istiyorum. Neden? Çünkü gerçekten kalemi kuvvetli ve hızlıdır Duran Boz’un. Yazdığı birçok eser vardır. Fakat bunun acaba kaçta kaçı gün yüzüne çıkmış ve okuyucusuyla buluşmuştur? İşte bu soruya Duran Boz’dan başka cevap verecek kimse yoktur. Çünkü Ömer Erinç müstearıyla iki tane şiir kitabı (Turna Gözleri ve Karanfil, 1991; Geçmiş Zaman Süvarileri, 1999), bir tane de günlüğü (Seferi Yazılar, 2010) yayımlanmıştır. Duran Boz ismiyle yayına hazırladığı, editörlüğünü yaptığı Düşünen Kalem Nuri Pakdil, Kitaba Çağrı, Çok Sesli Bir Yazar Rasim Özdenören gibi çalışmalarının sayısı onu bulmuştur. Hepsini burada anmaya gerek yok. Üstelik editörlüğünü yaptığı epey dergi de vardır. Sırf buradaki Duran Boz ve Ömer Erinç imzalı yazılar toplandığında ortaya birkaç kitap çıkacaktır.

Ben bunları hesaba katarak, Duran Boz’un velud bir kalem olduğunu iddia etmiyorum. Asıl, içinde hangi kitapların olduğunu merak ettiğim çantası gibi, Duran Boz’un bir de içinde hangi çalışmalarının olduğunu merak ettiğim, bazısı yeni açılmış, bazısının belki büyük bölümü yazılmış kitap dosyalarıyla dolu bilgisayarını düşünerek söylüyorum. Eminim şu an bile hocanın bilgisayarında yarım kalmış, belki tamamlanmış ama gün yüzüne çıkarılması için yeterli görülmemiş, belki zamanını bekleyen, belki de hocanın halen üzerinde çalıştığı onlarca şiir, deneme, biyografi, inceleme, anı dosyaları vardır.

On beş yıl kadar önce Mehmet Akif kitabı yazmaya başladığını söylemişti Duran Boz. Mesela bu kitap, 2008’de Bir Şimdiki Zaman Şairi Mehmet Âkif Ersoy adıyla çıktı. Ama bunun bize önsözünü okuduğu dosya olup olmadığından emin değilim. Bir Şimdiki Zaman Şairi biyografik bir çalışma, hocanın bize okuduğu metinse tahlil ağırlıklıydı. Uzatmayayım, “Hocam Akif’le ilgili çok kitap yazıldı” diyen arkadaşıma, “Bir tane de ben yazayım ne olacak” diye cevap vermişti. Başka bir ziyaretimizde ise içinden üç dört şiir okuduğu yeni bir şiir dosyasından söz etmişti, yıllardır o dosyanın yayımlanmasını beklerim ama yayımlanmadı. Neden? Çünkü Duran Boz, aşırı titiz çalışan bir şairdir. Aşırı diyorum, çünkü kendimde o kadar sabır ve çalışkanlık görmüyorum. Hocanın deyimiyle bir şiir kaç defa takla attırılabilir? Duran Boz’un bir şiire kaç defa takla attırdığını düşünemiyorum bile. Bize okuduğu yeni şiirlerini, okurken bile tashih ediyor, bazı mısralara işaret koyup, yeniden bakmam gerekir diye notlar düşüyordu. Öyle olunca Duran Boz’un çok yazmadığını değil, yazdıkları üzerinde çok çalıştığını söylemek daha doğru olur diye düşünüyorum.

Çok özel bir okuyucu kitlesine hitap ediyor

Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nuri Pakdil, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Akif İnan, Alaeddin Özdenören üzerine birçok çalışma yapmıştır Duran Boz. Bunların kaçta kaçı yayımlandı bilmiyoruz. Bazıları seminer olarak çalışıldı, daha sonra da kitap halinde çıktı. Bazılarıyla ilgili yazılmaya başlanılan makaleler henüz bitmemiştir ya da bittiği halde bekletiliyordur. Bazılarıyla ilgili planlanan kitap projeleri vardır, bitmek üzeredir veya ilk cümlesinde duruyordur. Bunların hepsi Duran Boz’un dünyasında yerli yerindedir. Ve onun gençlerle, öğrencileriyle, arkadaşlarıyla ve ona danışmaya gelen insanlarla yaptığı konuşmalara dâhildir. Bunların tamamı Duran Boz’un hayatında harici bir yerde durmaz. Hepsinin birbiriyle bağlantısı vardır. Size verdiği bir selamın bile onun kitaplarının bir yerinde anlam bulduğunu görebilirsiniz, eğer satır arası okumalar yapabilen bir okuyucuysanız.

Duran Boz’un henüz sosyoloji, tarih, din alanlarında yaptığı sohbet ve okumalara değinemedik bile. Onu zaten Duran Boz’un şiir ve denemelerini yakından okuyacak kişiler yapabilir. Böyle bir çalışma yapılmalıdır da. O zaman Duran Boz’un çok özel bir okuyucu kitlesine hitap ettiği, yeni bir dil ve üslup yakaladığı görülür. Bu dil ve üslubun dışında hissedebiliriz kendimizi, o da artık bizim birikim ve kaygılarımızla ilgilidir. İçinde de hissedebiliriz, hoca aniden “Hadi sen de gel!” deyip kolundan tutabilir. Bu da kısmet meselesidir.

 

Ömer Yalçınova

Yayın Tarihi: 27 Mayıs 2016 Cuma 14:07 Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2016, 10:28
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tayyib Atmaca
Tayyib Atmaca - 5 yıl Önce

Sen öyle kal kal orada gelip geçsin insanlar/Her yolumuz düştükçe tat alalım sohbetten...

banner26