banner17

'Cebindeki bütün parasını bize verdi'

Mahmut Bayram Hocayı anma toplantısında Dr. Nedim Urhan Hoca Merhum Mahmut Bayram Hoca’yı anlattı

'Cebindeki bütün parasını bize verdi'

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü 18 Şubat Cumartesi günü çok hayırlı bir hizmete imza attı. “Allah” demenin yasak olduğu dönemlerde İmam Hatip liselerinde hocalık yapan ve talebelerinin birer hizmet adamı olarak yetişmesinde büyük katkısı olan Merhum Mahmut Bayram Hoca’yı geniş katılımlı bir anma toplantısı ile yâd etti.

Fedakarlığın timsali

Prof. Dr. İsmail Kara’nın sunumunu yaptığı programda Prof. Dr. Salih Tuğ, Prof. Dr. Mahmut Kaya ve Dr. Nedim Urhan hocalar konuşmalarıyla merhumu anlattılar. İmam Hatiplerin ruhunu kaybettiği, İmam Hatip aşkı denilen mefhumun ortadan kaybolduğu böyle bir dönemde bu programın yapılması son derece manidardı. Fedakâr bir öğretmen nasıl olurmuş; bu anma toplantısında bunun en güzel örneğini görmüş olduk. Allah için yapılan hiçbir fedakârlığı Allah’ın unutturmadığı hakikatini de yine bu anma vesilesi ile idrak ettik.

Ali Emiri Kültür Merkezi hıncahınç doluydu. Doğrusunu isterseniz bu kadar çok güzel simayı ilk defa bir arada görmüştüm. Bu da gösteriyor ki merhum Mahmut Bayram Hoca arkasında çok güzel tesirler bırakmış. Çünkü bu dinleyicilerin hepsi duygulu, durgun ve dingin bir halet-i ruhiye içeresinde programı dinlediler.

Bu toplantıyı düzenleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğüne ve Prof. Dr. İsmail Kara Hocaya yürekten teşekkür ediyor, emeği geçen herkesten Allah razı olsun diyoruz. Diğer katılımcıların konuşmalarından ve programdan sonra dağıtılan kitaptan ileriki haberlerimizde bahsedeceğiz. İlk olarak Dr. Nedim Urhan Hocamızın konuşmasını istifadenize sunuyoruz.

Nedim Urhan, İsmail Kara

Bir sözüyle dünyam değişti

Mahmut Bayram Hocayı İmam Hatip liselerinin ilk açılmaya başladığı yıllarda tanıdım. O zaman bendeniz delikli 2,5 kuruş bilet parası bulamayacak kadar ihtiyaç sahibi bir kardeşinizdim. Gazetede beş tane İmam Hatip Okulu açıldığını okumuş ve İstanbul’daki İmam Hatib’e kaydımı yaptırmak istemiştim. İçimde bir imam Hatip aşkı oluşmuştu. Fakat imkânsızlıklardan dolayı kayıt döneminde gidememiş, okullar açıldıktan bir buçuk ay sonra kayıt yaptırmak için İstanbul İmam Hatip okuluna gitmiştim. Babamın izni yoktu, Kur’an kursundan kaçmış gelmiştim.

İlk olarak İstanbul İmam Hatip Lisesi müdürü Celalettin Ökten Hocamızın yanına geldim. Ancak üzerimde öyle bir elbise vardı ki Rus kabanı gibi; görüldüğünde şüpheleniliyordu... Fakirlikten dolayı onu giymiştim. Bu kıyafetimden dolayı bir de bir buçuk ay geç geldiğimden dolayı Celalettin Hocamız beni okula almak istemedi.

Bir netice alamayacağımı anlayınca odasından dışarı çıktım. Artvin’den gelmiş amacıma ulaşamamıştım. Kapıdan çıkınca bir öğretmen gözlerimden yaş aktığını gördü, -eğitimci olduğunu bu tavrıyla gösterdi- “Ne istiyorsun yavrum” dedi. “Burada okumak istiyorum, almıyorlar beni” diye sert bir şekilde cevap verdim. Sonradan öğrendim ki bu öğretmen, Mahmut Bayram Hocaymış. O sırada Raşid Bağursak Hoca da yanımıza geldi. Sonra müdür Beyin odasına birlikte girdiler. Çıkınca bana; “Oğlum hiç merak etme biz seni bu okula aldıracağız” dediler. Bu cümle benim dünyamı değiştirdi.

İmam hatip okuluna kaydoldum ama diğer öğrenciler nasara yensuruyu çekmeye başlamışlar, emsileyi yarı etmişler. Ben ise yeni gelmişim Arapça okuma yok, yazma yok. Eğitimci olmanın bir vasfı da öğrencilerin üzerine tek tek eğilmektir. Elimi tutarak bana “Allah” lafzını yazdıran hoca olarak tanıyorum Mahmut Bayram Hocayı… Sonra beni hat konusunda çok iyi olan Mehmet Hocaya götürdü ve ona “bu çocuğa yazıyı öğretmeden sakın bırakma” dedi.

İmam Hatipler Asım’ın nesliydi

Mehmet Akif’in; “Asım'ın nesli, diyordum ya, nesilmiş gerçek: /İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek” ifadesi İmam Hatip okullarının iç bünyesinde mevcuttu. Bu okullar hayati bir önem taşıyordu. Ben ikinci sınıfa geçtiğimde sınıf temsilcisi oldum. Mahmut Bayram Hocam derse gelir iki elini masanın üzerine kor ve şöyle derdi: “İçimizde imam hatip okullarını doğmadan boğmak isteyenler var. Allah’ın izni ile size güveniyorum. İmam hatip okullarının yüzü sizinle gülecek.“ Bu sözü benim hala kulaklarımda çınlar.Mahmut Bayram Hoca

Vasiyetimdir

Vasiyetimde yazdım, öldükten sonra eğer bana hatim okuyacak, dua edecek varsa, Mahmut Bayram Hocamın da ruhuna okusun, göndersin. Niye? Çünkü o benim imam hatibe kaydolmama ve orada okumam vesile olan hocaydı. O dönemde bizim hem maddi hem manevi her türlü ihtiyacımızı temin etti. Bize evinde yemek yedirir, eliyle bizi tekrar yurda kadar getirirdi. Yurt müdürüne de “bu çocuklar önce Allah sonra size emanet der” ayrılırdı.

Mehmet Ödemiş Beyle beraber Kızılminare’de akşamla yatsı arası ders okutur, namazı kıldırırdı… Bu fedakârlığı yapan ne kadar çok insan çoğalırsa, İslam dini, Kur‘an daha ileriye gider, bugünkü gibi kalmaz uygulanma safhasına doğru gider. Bu fedakârlığı yapamadıktan sonra eğitimcinin eğitimci olduğunun ispatı pek kolay değil…

Bir gün Mahmut Bayram Hoca beni çağırdı “Bundan sonra hiçbir kimseye başın ağrısa da söylemeyeceksin. Gelip beni bulacaksın. Ben ya Kızılminare’deyim ya da burada dersteyim.” İşte biz öyle bir feragat sahibi bir muhterem hocanın tedrisinden geçtik.

Çelük gibiyim…

Herkese kendi kabiliyetine göre hitap ederdi. İnsanların üzerinde hep olumlu bir tesir bırakırdı. Onları olumsuz düşüncelere sevk edecek her türlü tavırdan kaçınırdı. Okuduğu hutbeleri ya iki ayet ya da hadis-i şerif olurdu. O ayetleri de cemaate ezberlettirirdi. “Ben sizin hocanızım, bir dahaki hafta size sorarım” derdi.

Mahmut Hocamızla iletişim kurarken “Hocam nasılsınız” dediğimiz zaman “Çelük gibiyim” derdi. Bununla şöyle bir mesaj vermek istiyordu. Yılmak yıkılmak yok, pes etmek yok, umutsuzluk yok, Allah için güçlü olmak var…

Herkese Abi diye hitap ederdi. Bize de abi derdi. Küçüğe abi demek iletişim açısından neyi ifade eder? O insanların kalbine girme metodunu böyle bulmuş. Abi…

Kimseye elini öptürmez, küçük çocukların elini öperdi. Hocam niye böyle… “El öpmeyi öğrensin” derdi.

Sizin gibilerin hizmetini istemem

Orhan Baş kardeşimiz var, feragat sahibi bir insan… Onunla bir antlaşma yaptık, Mahmut Bayram Hoca’ya nasıl daha iyi hizmet edeceğimize dair. Osman kardeşim bana; “Sizin evin üstündeki evi hocamıza alalım, böylece daha güzel hizmet ederiz” dedi. Sonra evi aldık, hocaya dedik ki “Hocam bir emriniz varsa size hizmet etmekten şeref duyarız” Hoca bize dedi ki; “Sizin gibilerin hizmetine muhtaç değilim. Sizin kırk koyununuz var mı bana verecek? O zaman seni mürit alırım.” dedi. Böyle latife yapardı…

Ceplerimizi boşalttı

Kimseden tek kuruşluk bir fayda sağladığını görmedim. Onun gibi cömert birine daha rastlamadım. Çankırılı Ahmet diye bir arkadaşımla Şehremini’nde yürüyorduk. Arkamızdan Mahmut Bayram Hoca geldi; “Ceplerinizi boşaltın bakalım kaç paranız var?” dedi. Ceplerimizi çıkarttık tek kuruş yok… Mahmut Bayram Hocam pantolonunun iki cebini de boşalttı, ne varsa Allah rızası için cebinde para bırakmamak suretiyle paralarının yarısını ona yarısını bana verdi ve; “Bununla rahatça hareket edin, sakın kimseye muhtaç olmayın” dedi. İşte böyle fedakâr ve cömert bir hocamızdı. Allah rahmetiyle muamele eylesin.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 16 Mart 2012, 00:10
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20