Caminin Mimarı Sarkis Balyan

Osmanlı’nın son dönem parlak işlerinden ikisi de Hamidiye Camii ve Matbaa-i Ebüzziya’dır.

Caminin Mimarı Sarkis Balyan


Yıldız’da Hamidiye Camii

Beşiktaş-Barbaros bulvarında, Yıldız yönünde sağ tarafı takiben ilerleyince dört cepheli bir saat kulesini görürsünüz. Bu saat, Sultan Abdülhamîd II. Hân’ın saltanatında 25.yılının kutlamaları için özel sipariş edilmiş zarif bir kule üzerindedir. Avluya girince yüksek kasnaklı, tek kubbeli bir câmi karşınıza çıkar. Bu nefis yapının adı Hamidiye Câmiidir. Halk arasında “Yıldız Câmii” adıyle anılır. 1884-1886 yılları arasında Sultan Abdülhamîd II.Hân tarafından yaptırılmıştır. Mimarı sarayın baş mimarı Sarkis Balyan’dır. Câmi ortasındaki kubbe içi masmavi renkle kaplıdır. Üzerinde çok sayıda parlak yıldızlar gökyüzünü andıran eşsiz bir görünüm arzeder. Kubbenin orta kısmında altın yaldızla ve sülüs hatla “İhlâs Sûresi” yazılıdır. Kûfi hatla, mavi renk üzerine altınla “Mülk Sûresi” Hattat Ebuzziya Tevfik tarafından yazılmıştır. Sülüs yazılar Hattat Abdülfettâh Efendi’ye aittir.Hamidiye Camii kubbe işlemesi

Mim’in ucunu biraz uzatman gerekmez mi?

Hattat Mehmed Tevfik Ebuzziya, câmi içinde seyrine doyum olmayan nefis Kûfi hatla kuşak üzerinde “Mülk Sûresi”ni yazmaktadır. Kendisi duvarın üst kısmı ile kubbe arasında askı iskele üzerindedir. Câmi kapısı yönünde bir ses: “Mim’in ucunu biraz uzatman gerekmez mi?” der. Hattatın o yükseklikte başını çevirmesine imkân yoktur. Ancak sesi tanır. “Sen her şeye burnunu sokma!” diye cevap verir. Sesin sahibi usulca kapıdan ayrılır. Konuşan Sultân Abdülhamîd II.Hân’dır.

Matbaa-i Ebuzziya

Ebuzziya Tevfik, Türk basını tarihinde önemli yeri olan gazete ve dergileriyle tanılır. Ruznâme-i Havâdis, Tasvir-i Efkâr, Terakkî, Diyojen, Hadîka, Sirâc gibi yayın organlarında yazıları neşredilir. 1880’den sonra matbaacılık alanına ağırlık verir. Mecmuâ-i Ebuzziya’yı çıkarır. Devrin fikir, edebiyat, san’at ve kültür dünyasına olumlu katkıda bulunur. Bu câmi’e yazdığı yazıdan kazanmış olduğu üç torba altını vardır. Bu para ile, Ebuzziya Tevfik Türk basın tarihinde dönüm noktası sayılacak bir hamle yapar. İlk ofset baskı yapan Matbaa-i Ebüzziyayı tesis eder. 1900 yılına kadar yurt içinde ve dışında san’at değeri yüksek tasarımlarla kendi eserlerini ve dönemin ünlü san’at ve fikir adamlarına ait yüzlerce eser basar. Ayrıca yazıdaki karakterler, metin için ve kapakta kullanılan kâğıtların kalitesi, renkler ve tasarımların özellikleri o dönemde hayranlık uyandırıyordu. Dış ülkelerin elçilikleri için davetiyeler, konserler ve sosyal etkinlikler için yazılar özenle basılıyordu.

Ebuzziya Tevfik

Padişaha bir jurnal

Ancak bu özel matbaada, halkı rejime karşı tahrik edici muzır yazıların basılıp dağıtıldığı padişaha jurnal edilince yayınevi kapatılır. Bu yıllarda “Mekteb-i Sanayi” müdürlüğü de yapmakta olan eğitimci Ebuzziya Tevfik 1900 yılında “Konya”ya sürülür. Mecburî ikâmet. Her sabah karakolda isbât-ı vücûd ederek imza veriyor. Sıkıntı ve hasret içinde aylar, yıllar geçer. Padişaha sunduğu bütün arîzalar, dilekçeler karşılıksız kalır. Gurbet elde zamanını değerlendirmek için halı dokumayı öğrenir. Kûfi hat ve arabesk çalışmaları ile san’atını duvar halıları ve seccâdelerinde sergiler.

Üç torba altın

Günler aylar geçer “Ne olduysa bu üç torba altın yüzünden bu çileler başıma geldi.” diye derin derin düşünürken aklına şöyle bir fikir gelir. Derdini kelimelere döker ve durumunu düğüm düğüm halıya işler ve onu padişaha hediye eder. Olumlu sonuç alınır ve İstanbul’a döner. Ebuzziya Tevfik’in basım yayın alanında başarıları yurt dışında da hayranlıkla izlenir. Dünyanın matbaacılık merkezi olan Leipzig’de (Almanya) her yıl yayınlanan güzel ve kaliteli baskı örneklerine yer veren Aus-Tausch 1891-1899 yılları arasında “Matbaa-i Ebuzziya”nın yaptığı çalışmalardan üç örnek sunmuştur.

 

Doğan Pur haber verdi

 

 

Güncelleme Tarihi: 09 Mart 2012, 23:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13