banner17

Cağaloğlu'nda 'Bir Acayip Adam'!

Kırk yıl adliyede çalışmış. Öyle laf olsun diye demiyor, kırk yıl bir ay çalışmış. Ama baksanız, yüzündeki çizgiler İstanbul çizgileri değil. Anadolu’dan getirmiş onları, Elazığ’dan…

Cağaloğlu'nda 'Bir Acayip Adam'!

 

Her zaman dedim: Eminönü’nün en güzel yeri Üsküdar’a dönüş iskelesidir. O insan kalabalığı ve kozmopolit yapı, havanın nem ve sıcağı, kirlilikten rengi değişmiş deniz kıyısı, eski ve dokunsan yıkılacak hurda binaların silueti ve daha bunlara benzer birçok sebep, beni Eminönü’nü sevmekten alıkoydu.Cağaloğlu

Ama sonuç itibariyle, burası bir geçiş yeri. Herkesin hızlı ve aceleci adımlar attığı bir yer. Bizlerin de çoğunlukla Cağaloğlu’na doğru adımlarımızı hızlandırdığımız bir geçiş noktası…

Az sonra seni değişik bir adamla tanıştıracağım

Ahmet Öztürk ESKADER'de çalışıyor. Davet etti, “icabet edelim, hem de birkaç kitabın tozunu yutalım” dedik. Buluşma yerimiz Türkiye Yazarlar Birliği oldu. Çay faslına burada geçtik. Kalkmamıza yakın dedi ki: “Az sonra seni bir adamla tanıştıracağım. Değişiktir. Cins bir kafadır” dedi. Cins kafalara, değişik adamlara olan ilgimi biliyordu.

Evet, farklı şeyler konuşan, herkesin düşünüp söylediklerinden değişik şeyler düşünüp söyleyen adamlar dikkat çekicidir. Onları açmak istersiniz, belki çözmek, belki de ona ortak olmak…

Yolu yavaştan arşınlamaya başladık. Yolda giderken bir yandan da düşünüyorum. Yıllar geçtikçe, ömrümüzden bir bir yıllar yaprak gibi düştükçe, insanın bir şeylere inanması zorlaşıyor. Çünkü gerçeklerle yüzleşiyorsun her gün. En ufak bir mesele için bile müthiş bir çaba sarf etmen gerekebiliyor. Bunun için, umudun azalıyor. Ama her zaman bir “ama” oluyor kalbinin bir köşesinde. Yaşamak telaşının tufanı her gün oradan kopuyor işte, o köşeden. Bakalım, bu defa da umudum boşa mı çıkacak?

Bu Han yarım asırlık kokuyor

Burası eski bir Han. İçeride prizden ampule, duvarların boyalarından merdiven korkuluklarına kadar her şey en az elli yıllık. İçerisi yarım asır kokuyordu. Burnum eskidi. Ağzımdan çıkan kelimelerin fonuna boğazımdan 45'lik plak sesi ekleniyordu bu Han’da sanki...

İçeride yoktu cins kafamız. “Az sonra gelir” dedi arkadaşım. Bekliyoruz. Hayretim giderek artıyor. Bizim dışımızdaki her yer plato gibi. Bir dönem filminde rolümüzü bekleyen oyuncular gibiydik. Han’ın çaycısı iki çay koydu önümüze. Hayatımda içtiğim belki de en güzel çaydı bu. Sanki elli yıl özenle demlenmiş gibiydi çay bile…

Şerif AydemirOturuyoruz ve önümüzden kavruk yüzlü bir çocuk geçiyor, sırtında iki tane motifli Türk halısı. İleride depoya benzer bir halı dükkânı var. Bütün halıların motifleri istisnasız köylerde duvara asılan halıların motiflerinden. Yeni diye bir kelime yok burada, karşılığı yok çünkü…

Merdivenlerden biri çıkıyor, yaklaşıyor ve bize selam veriyor. Biraz Hulusi Kentmen, daha çok Çetin Tekindor çelebiliğinde, yüzüne Anadolu toprağı serpilmiş bir adam. “Yolladın mı o işleri Ahmet?” diyor arkadaşıma. Cevap veriyor o da. İçeriye, derneğin ofisine geçiyoruz. Arkadaşım beni tanıtıyor. Gözlüklerinin ucuyla bana bakıp kafasını “hoş geldin” mahiyetinde sallıyor. On dakikaya yakın hiçbir şey konuşmuyor. Ben de sormuyorum. Arkadaşımla birkaç kelam ediyoruz bu arada…

Şerif Aydemir'in yüzündeki çizgiler İstanbul’a ait değil. Anadolu çizgileri bunlar…

Peki, o bu arada ne yapıyor? Gazetelerde dernek hakkında çıkmış haberleri toplayıp kesiyor, arşiv oluşturuyor. Arşiv geleneğini hâlâ sürdürüyor. Benim garip bakışlarım altında yapıyor bunu. Gözlüğünün üstünden bakıp tebessüm ediyor nihayet. “Biz de buranın hamalıyız” diyor.

“Bıyıklarınız” diyorum, “ilginç”. Basıyor bir kahkaha. “Ne varsa gençlerde var” diyor. “Duydun mu Ahmet, bıyıklarım ilginçmiş” diye aynı tebessüm ediyor arkadaşıma. Masasının arkasında bir Fethi Gemuhluoğlu fotoğrafı var. En büyüğü o. Daha birçok isim.

Kırk yıl adliyede çalışmış. Öyle laf olsun diye demiyor, kırk yıl bir ay çalışmış. Ama baksanız, yüzündeki çizgiler İstanbul çizgileri değil. Anadolu’dan getirmiş onları, Elazığ’dan. Acaba orada neler attı bu çizgileri yüzüne?

Hisleri kuvvetli bir veli gibi, yolda gelirken düşündüklerimi okumuş sanki

Benim nereli olduğumu sorunca: “Çanakkale” diyorum ve dedelerimin Rumeli göçmeni olduğunu söylüyorum.Fethi Gemuhluoğlu

“Fethi Bey” diyor, Estergon Kalesi’ni dinler ve ağlarmış. Tuna Türküsü’nü dinler, gene ağlarmış. Yahya Kemal de böyleymiş. “Oralar, evlad-ı Fatihan’dır evladım” diyerek gözleriyle bana bakıyor ve gözleri nemleniyor.

“Ne kadar hislenirim ben de o Rumeli Türkülerini dinleyince bir bilsen. O ayrılıklar, vatan hasreti, Rumeli sevdaları. Bir sevdi mi hayatını ortaya koyan yiğitler, babayiğitler.”

Hisleri kuvvetli bir veli gibi, yolda gelirken düşündüklerimi okumuş sanki. Diyor ki: “Artık beni çok az şey şaşırtıyor bu hayatta. Sizin gibi genç arkadaşlar şaşırtıyor. Yeni şeyler sizin elinizden çıkıyor, yeni kelimeler, işler.”

Anlatıyor, memuriyet hayatını, yaşadıklarını. Türküleri severmiş. Çok severmiş. Ahmet de diyor: “Ne zaman bir türkü açsam tutulur kalır, gözleri dolar, baktığı duvardan bir dünya açar kendine.”

Cağaloğlu, Şerif Aydemir, bu Han, ne garip. Ne kadar sahici ve ne kadar da rüya gibi bir yanıyla. Hangisi hangisine karışıyor bilemiyorsun. İnsan, yaşadıklarını anlatmada ne kadar ustalaşırsa ustalaşsın, hayatın çırağı yine de, gerçeğin…

Bütün bu atmosferi tatmak lazım, balı ne kadar anlatırsak anlatalım tatmadan olmaz. İlgi alaka gerek, biraz feraset, bir neşe, bir his…

Ayrılırken ihmal etmiyor eklemeyi Şerif Aydemir, “Buralara gel evlat” diyor, “beni bulamasan da gel…”

 

Taha Süren o Han’a gene gidecek

Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2012, 17:48
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Beydemir
Mehmet Beydemir - 6 yıl Önce

geçen seneydi sanırım. mahmut bıyıklı2nın, nidayi sevim'in, nuriye kayar'ın ve bazı dostlarında bulunduğu bir mecliste epey hararetli tartışmaya girişmiştik kendileriyle...kendisinden küçük olmama rağmen beni dinlemesi, eleştirel bir nazara tahammül etmesi beni etkilemişti doğrusu... selam olsun o güzel gönlüne...

Nuriye Kayar
Nuriye Kayar - 5 yıl Önce

üstünden çok zaman geçmiş ama ben de hatırlıyorum o muhabbet gününü. Güzel izler bırakmış

banner8

banner19

banner20