banner16

Bütünleştiren Tek İdeoloji Milli Kültür Bütünlüğüdür

Âmiran Kurtkan Bilgiseven arkasında bıraktığı kitap ve makalelerden oluşan yüzlerce eserle Türk sosyoloji tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Fakat Türkiye’deki yüzeysel siyaset ve ideolojik saplantılar onun fikirlerinin okunmasını ve anlaşılmasını kısıtlamıştı. Metin Uygun yazdı.

Bütünleştiren Tek İdeoloji Milli Kültür Bütünlüğüdür

Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir’in derlediği Türkiye’de Sosyoloji (İsimler –Eserler) isimli çalışmada, Türkiye’de sosyoloji alanında yetişmiş isimlerin ve bazı düşünce adamlarının biyografileri, eserleri, görüşleri, metodları farklı akademik isimler tarafından değerlendiriliyor. Bu yönüyle çalışma gerçekten büyük bir ihtiyaca cevap veriyor. Ülkemizin yetiştirdiği önemli sosyologlardan olan Âmiran Kurtkan Bilgiseven hakkındaki incelemeyi de Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Özkul kaleme almış. Özkul, Bilgiseven’in aile çevresi, doğumu, evlilik ve ölümü, öğrenim ve meslek hayatı hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra eserlerinden hareketle Türk sosyolojisindeki yerini; yöntem anlayışı, birey ve toplum anlayışı, din ve laiklik anlayışı, toplumsal gelişme anlayışı, toplumsam değer anlayışı, eğitim anlayışı ve türkiye’nin problemlerine yönelik analizleri başlıkları altında inceler.

Amiran Kurtkan Bilgiseven kimdir?

Amiran Kurtkan 1926 yılında İstanbul-İncirköy’de doğmuştur. Babası Ahmet Kurtkan muhasebeci, anne Zeliha Kurtkan ise ev hanımıdır. Amiran Kurtkan beş çocuklu ailenin en küçüğüdür. Amiran Kurtkan 1982 yılında Mehmet Sadık Bilgiseven’le evlenmiş, çok kısa bir süre sonra eşi vefat etmiş, eşinin vefatından sonra, soyadını bütün yazılarında kullanarak hatırasını yaşatmıştır. Amiran Kurtkan Bilgiseven 18 Haziran 2005 yılında vefat etmiştir.

İlköğrenimine Paşabahçe İlkokulu’nda başlayan Amiran Kurtkan, orta ve lise öğrenimini Kandilli Kız Lisesi’nde tamamlar. Yüksek öğrenimini 1947 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde bitirir. Meslek hayatına serbest piyasada ticari bir işletmede muhasebeci olarak başlar, iki yıldan fazla bir süre İstanbul Defterdarlığı’nda çalışır. 1956 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun asistanı olur. 1960 yılında “Türkiye’de Küçük Sanayi ve Küçük Kredi Meselesi” teziyle doktor, 1965 yılında “Sosyal Sınıflar ve Gelir Vergisi, İngiltere ve Türkiye Hakkında Mukayeseli Bir Mali Sosyoloji Etüdü” teziyle doçent ünvanını alır. 1970 yılında da Profesör olur. “Türkiye’de Sosyal Çözülme Tehlikeleri” çalışmasıyla 1990 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın yazarı seçilir.

Metin Özkul, Kurtkan’ın ülkemizin yetiştirdiği önemli sosyologlardan biri olduğunu belirtir. Onun bütün eserlerinde Türkiye’nin gelişmesi ve modernleşmesine engel olan problemleri çözmeye çalıştığını ifade eder. Kurtkan hiçbir zaman masa başı sosyoloğu olmamıştır. Hangi konuyu çalışıyorsa Türkiye’nin her tarafına giderek konferanslar ve sempozyumlar yoluyla o konuyu anlatmıştır. Kim davet etmişse karşılık beklemeden bunu bir hizmet bilip icabet etmiştir.

Özkul, Amiran Kurtkan’ın hocası Prof. Dr. Z. F. Fındıkoğlu’ndan, Alman Sosyolog C.C. Zimmermen ve G. Kessler ile Amerikalı sosyologlar R. M. Mc. Iver ve C. H. Page ile Pitirim A. Sorokin’den etkilenmiş olduğunu, ancak bu etkilenmenin hiçbir zaman onlara tabi ve nakilci bir anlayış olarak tanımlanmaması gerektiğini belirtir. Bu etki daha çok ilham kaynağı olarak algılanmalıdır. Kurtkan hemen her eserinde Batılı bilim adamlarının teorileri ve bulgularıyla Türk-İslam kültürü ve realitesini karşılaştırır, körü körüne hiçbir teori ve ideolojiye bağlı kalmaz, gerektiğinde hepsini eleştirmekten çekinmez.

4 tip toplumsal bütünleşme

Metin Özkul, sözkonusu makalede Kurtkan’ın toplum anlayışı hakkında da bilgi verir. Kurtkan toplumu şu şekilde tarif ediyor: ”Cemiyet, insan davranışını hem hürriyete kavuşturan, hem hudutlandıran, bir taraftan karşılıklı yardımlaşmalara imkan veren, diğer taraftan gruplaşmalara ve bölünmelere yol açan, değişen bir sosyal teşkilatlar ve münasebetler ağıdır.” Kurtkan’a göre toplumu toplum yapan husus bireylerin yığışması değil, aralarındaki toplumsal ilişki ve örgütlenme durumudur. Bireylerin, toplumsal ilişki ve örgütler yoluyla toplumsal hayata katılmaları, toplumlara özgün bir karakter kazandıracaktır. Bireyler toplumsal ilişki ve örgütlenmeler vasıtasıyla ortak etkinlik ve davranış tarzları geliştirecektir. Bireylerin zihni ve psikolojik özellikleri bu ortak etkinlik ve davranış tarzları dolayısıyla toplumun şu veya bu yönde şekillenmesine, temel özellikler kazanmasına neden olacaktır. Kurtkan, bu açıklamalarına dayanarak toplumları, içinde yer alan bireylerin şahsiyet yapısına ve bu bireylerin oluşturduğu toplumun şekillenmesi anlamında toplumsal yapıya göre ikiye ayırır.

Birinci olarak Şahsiyet Yapısına Göre Toplum Tipleri başlığı altında, toplumu meydana getiren kişilerin sahip oldukları şahsiyet benzerlikleri ve farklılıkları, belirli özellikleriyle birbirlerinden farklı toplum tiplerinin oluşmasında etkili olacağını belirtir. Kurtkan’a göre toplumun kültürünün oluşma şekline ve bireylerin bu kültürü oluşturan değer hükümlerine uygun olma derecesine göre çeşitli toplum tiplerinden bahsedilebilir. Kurtkan toplumun bütünleşme sağlama kabiliyetine göre dört farklı toplum tipinden söz edilebileceği düşüncesindedir ve toplumsal bütünleşmeyi, “Bir toplulukta mevcut bütün müesseselerin, normların, küçük cemaatlerin, menfaat birliklerinin ve genellikle hakim olan tutumların, işleyen bir bütün teşkil edecek şekilde birbirlerini tamamlama durumudur” şeklinde tarif eder. Kurtkan, bu belirlemeyi yaparken, kültürün yapısı ve buna bağlı olarak sosyalleşen bireylerin oluşturduğu şahsiyet tipinin özelliklerini dikkate almıştır. Kurtkan, kültürün toplumu bütünleştirme derecesi ve bu bütünlük içindeki bireylerin birbirine yakınlık derecesi dikkate alınarak toplum tiplerinin yine de şu isimlendirmeler altında sınıflandırılabileceğini belirtir: 1- Tesadüfi Bütünleşme, 2- Zora (baskıya) dayalı bütünleşme, 3- Fonksiyonel Bütünleşme ve 4- Anlam Bütünleşmesi.

Parçalanmayan ve bütünleştiren tek ideoloji, milli kültür bütünlüğüdür

Kurtkan, ikinci olarak toplumu Toplumsal Yapı Şekillenmelerine Göre Toplum Tipleri başlığı altında ele almıştır. Özkul, sosyoloji tarihinde Sosyal Şekiller Okulu olarak bilinen ve öncülüğünü F. Tönnies, E. Demolins gibi sosyologların yaptığı cemiyet tiplemeleri ve analizlerinin önemli bir yeri olduğunu, Kurtkan’ın toplumla ilgili analizlerinden birinin de bu sosyologların kullandığı kavramlar üzerine temellendiğini belirtir. Kurtkan bu kavramları, esas anlamını oluşturan birey-toplum ilişkilerini dikkate alarak cemaatin ve cemiyetin bazı özelliklerinin birleşmesiyle mükemmel bir cemiyet tipinin ortaya çıkacağı yönünde, yeniden açıklamaya tabi tutar.

Tönnies ve Demolins’in açıklamalarında cemaati karakterize eden “biz” duygusu, kolektif şuur ve otoritedir. Cemiyet ise “ben” (çıkar) duygusu, birey ve özgürlük ağırlıklıdır. Kurtkan bunun her toplum için her şartta geçerli olamayacağını düşünür. Kurtkan’a göre bugünün az gelişmiş toplumlarında, Tönnies’in belirlediği cemaat tiplerinden biri olan ideolojik cemaatlere sıklıkla rastlanabilmekte, ideolojik cemaatler şehir ve sanayi topluluğunun sağladığı medeni atmosfer içinde oldukları halde, kendilerini kapalı ve iptidai bir hayata mahkum etmektedirler. Kurtkan, diğer taraftan iktisaden gelişmiş modern-ulus devletleri kastederek XX. asrın milliyetçilik asrı olduğunu ve milliyet duygusunun adeta cemaatteki “biz” duygusu gibi cemiyeti bir arada tuttuğu görüşündedir: “Milliyet bağı, cemaatvari nitelik taşıyan biz duygusundan başka bir şey değildir. Fakat millet dediğimiz büyük ‘kültür cemaati’ nerede gerçekten mevcutsa, nerede bir topluluğun üyeleri bütün farklılıklarına rağmen milli bir bütünün üyesi olduklarının şuuruna sahiplerse, orada bu büyük cemaatin kendi içindeki mekanik cemiyet organizasyonu, dağılmadan durabilmektedir.” Kurtkan’a göre ideoloji cemaatleri, en büyük grup olan toplumun milliyet bağından türeyen “biz” şuurunu, tali “biz” duygusu taşıyan küçük gruplara bölerek parçalar. Parçalanmayan ve bütünleştiren tek ideoloji milli kültür bütünlüğüdür. Bu bütünlüğe sahip olan hususiyetçi (ferdiyetçi) ülkelerde menfaat birlikleri içindeki “ben” şuuru ve bunun dayandığı cemiyet organizasyonuna ait rollerin rahatlıkla ifası ancak, belirli müştereklerde “biz” diyebilen fertlerin kurduğu cemiyetlerde mümkündür.

Metin Özkul, makalesinde Kurtkan’ın yazıları, kitapları, katkıda bulunduğu kitaplar, çevirileri, Kurtkan’la ilgili olarak yapılan tezler hakkında da bilgi verir ve sonuç olarak, “Amiran Kurtkan Bilgiseve,n arkasında bıraktığı kitap ve makalelerden oluşan yüzlerce eserle Türk sosyoloji tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Öyle sanıyoruz ki, Türkiye’deki yüzeysel siyaset ve ideolojik saplantılar onun fikirlerinin okunmasını ve anlaşılmasını kısıtlamıştır. Fakat o, Türk toplumu açısından hiçbir zaman eskimeyecek bir toplum teorisini ortaya koymuştur” değerlendirmesinde bulunur.

Türk ilim hayatına, sosyoloji ilmine önemli katkıları bulunan Amiran Kurtkan’ı hayırla yad ediyoruz.

 

Metin Uygun

Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2018, 12:19
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6