banner17

Bu bir direniş mektebidir!

Bir dergi çıkarılıyor Sakarya'da! Direniş mektebinden beslenen liseli gençlerle. Keşke bu mektep isimleri daha bir dikkate değer bulsa, keşke...

Bu bir direniş mektebidir!

Yıl 2003…  Soğuk bir kış günü, sımsıcak kalpleriyle koşuşturan bir grup genç, arşınlıyorlar şehri. Ama öyle boş ve amaçsız değil; yeni doğan çocuğunu eline alan bir anne misali, biraz sancılı, biraz coşkun, fazlasıyla mutlu… Ellerinde fotokopi kâğıtları, yüreklerinde titrek bir heyecan, dudaklarından dökülen ise hayatın hareketsiz hallerine inatla yükselen umut tamlaması: “Diriliş Saati”.Diriliş

Rotasını direnişe odaklanmış olanların, ‘vakit tamam’ dedikleri anı resmediyor ‘Diriliş Saati’. Öyle bir diriliş ki paslanmış tüm erdemlerin yeniden vücut bulmasına olanak sağlayacak. Hayatın en kirli sokaklarında, bembeyaz/saf/dupduru fıtratlarla ‘hatırlama/hatırlatma’nın sükûn halini kalplerde halk edecek olan Yaradan’a teslim edecek bizleri. Kokuşmuş her şeyden beri olduğumuzu deklare ettiğimiz eylemlere şahitlik edecek.

Bir arayış çabası bizimkisi

Sakarya merkezli faaliyet gösteren bir dergi ‘Diriliş Saati’… Kuruluş aşamasında bizzat bulunduğum; dolayısıyla en yalın ifadeyle ‘ilk göz ağrım’ olan mektebim/şehrim benim… Sadece bir dergi çalışması değil; aynı zamanda hayata anlamlar yükleme çabasında olan gençlerin ilk gayretlerini resmediyor bu çalışma. Dolayısıyla, hacmi ve yeterliliği ile değil; taşıdığı anlam ile yapıyorum değerlendirmemi.

Geçtiğimiz günlerde Abdurrahman Arslan Üstad ile yaptığımız bir söyleşi esnasında, konu ‘çocuk yetiştirme’ mevzuuna gelmişti ve üstad, günümüzün popüler argümanlarından olan ‘çocuk belirli bir yaşa gelince, değerlerimiz hususunda kendi kendine şuur kazanmalı; o zamana kadar pek müdahale edilmemeli’ görüşünü şiddetle eleştirerek, küçüklükten itibaren ailelerin çocuklarını nasıl yönlendirmeleri gerektiğine vurgu yapıyordu. Bu anekdotu burada paylaşmamın nedeni, Diriliş Saati dergisinin kuruluş kadrosunda bulunan arkadaşların hepsinin, ailelerinin duyarlılığı neticesinde henüz 7-8 yaşından itibaren belirli hassasiyetlerini, tabir-i caizse ‘ailelerinin Müslümanlıklarını saklamaması’ üzere kazanmış olmalarıdır.

İşte, saklamayış, çekinmeyiş üzere hassasiyetlerini muhafaza eden bu gençlerin, liseli çağa geldiklerinde hayatı anlamlandırma çabalarından ortaya çıkan bir üründür bu çalışma. Lise ortamlarının ne derece dejenere edici olduğu hepinizce malumdur. İnsan, lise çağında biraz daha büyüdüğünün bilinciyle, sahip olduğu değerlerle içinde bulunduğu ortamlar arasındaki çatışma halinin sorgulamasını yapar sürekli olarak. İşte böyle bir sorgulama neticesinde; tercihlerini okulları bırakarak ‘açık öğretim lisesi’nde okumaktan yana kullanan gençlerin ortaya çıkardığı bir çalışmadır Diriliş Saati dergisi. Okulları dışarıdan bitirme kararı doğrultusunda büyüklerimizin desteği ile alternatif bir eğitim çalışması içerisine girdiğimizde; fıtratı temiz olan ama okul ortamlarında kendi kimliklerini kaybeden binlerce gencimize ulaşmanın gerekliliğine kanaat getirdik. Uzun çaplı değerlendirmeler/sorgulamalar neticesinde; kendimizi yetiştirmek açısından bir okul vazifesi görecek, toplumun içerisinde genç kardeşlerimize mesajımızı taşıma niteliğinde bir araç olmasını (ama asla bir amaç değil) öngördüğümüz bir ‘dergi’ çalışması için kolları sıvamayı uygun bulduk. Ve ilk çalışmalarımıza, üniversite yıllarında dergicilik noktasında ciddi tecrübeler edinmiş olan muhterem Beytullah Emrah Önce Ağabeyimizle birlikte başladık.

DirilişGençlerin dilinden gençlere dair…

Henüz 16-17 yaşındaki gençler, bilgi birikimleri ile kendi yaşıtlarına nasıl bir tebliğ yapabilirlerdi ki? İşte en can alıcı soru buydu. Derginin kuruluş aşamasında yaptığımız haftalık toplantılarda, ileride sorun olma potansiyeli taşıyan tüm konular ele alınıyordu. İşte o konuların başında da ‘neden ve nasıl bir dergi?’ sorusu geliyordu. Nitekim gençlerin dilinden gençlere ulaşan dergi formatı yeni olmadığı gibi; bu tarz dergiler çoğunlukla ilk yılların ardından gelen heyecan sönümü neticesinde kapanma aşamasına gelmişlerdi. Bunların hepsinin farkında olarak yola çıkılmalıydı; öyle de oldu.

O yaşlarda ‘dünyayı birbirine bile katabiliriz’ tarzında ütopik ama potansiyel dolu iç kıpırdanmaları yaşayan bu gençlere, doğru bir şekilde rehberlik eden ağabeyleri çok önemli bir ilkeyi öğrettiler: Bir ihtiyaç hali olarak istikrar dahilinde yazmak…

Bir okul, bir şehir olarak dergi

Kanaatimce günümüz gençlerinin en büyük açmazlarından bir tanesi entelektüelleşme sürecidir. Çok okumanın, güzel yazmanın popüler olduğu modern dünyada, maalesef kimi zaman/hatta çoğu zaman ‘yazı’yı amaçsallaştırma yoluna başvurabiliyoruz. Bir bakıyorsunuz, yazılar, içerik ve samimiyetine değil; edebî yönden kalitesine bakılarak değerlendirilir oluvermiş. Kaleminizin güçlü olması belki gerçekten önemlidir; ama kaleminizin neye hizmet edeceğini hesap etmek de en az o kadar önemlidir.

Diriliş Saati dergisi, yazarları/katkıda bulunanlar açısından, kendilerini yetiştirdikleri bir okul olarak görülmektedir. İlk çıkış noktasında, şu ilke sürekli olarak gözetilmiştir/gözetilmeye devam edilmektedir: Yazdığımız yazılar öncelikli olarak bizlere hitap etmiyorsa, kendimizi değiştirmeye/bilinçlenmeye yönelik adımlar attırmıyorsa bizlere; o vakit başkalarına asla yararı olmayacaktır. Zira insanların kalbinde bereketi halk edecek olan Rabbimiz, bizim hangi samimiyet ile adım attığımıza bakacaktır.

Bu sebeple; Diriliş Saati dergisinin kalemleri ‘çok estetik yazı yazmak’ kıstası üzerinden oluşturulmamıştır. ‘Dergi şehri’nde yaşayan; yaşadığı şehirde birilerine bir şeyler anlatırken, kendine de anlatacak şeyleri olan; ihlas üzere kurulu bir hayatı, nefsini terbiye etme üzerine şekillendirirken, eylemsel boyutu hiçbir zaman es geçmeyen bir genç karakterine ulaşma çabası içerisinde olan kalemlerden oluşmaktadır dergi kadrosu.Diriliş

Sosyal ve kültürel bir dergi olarak Diriliş Saati

Derginin kuruluş aşaması ile geldiği nokta arasında ciddi bir gelişme olmakla birlikte, içerik noktasında çok bariz bir değişiklik olmadığını söylemek yanlış olmaz. Bu da bilinçli bir tercihtir aslında. Zira kısıtlı bir kadro ile yapılmak istenen nice şeyler olmasına karşın; belli başlı noktalara temas etmek daha faydalı olacaktır.

Diriliş Saati, dergi içerisinde ‘dosya konuları’na elinden gelen ciddiyetle yaklaşmaya çalışıyor. Her ne kadar yazar seçimindeki kıstaslar dolayısıyla kimi zaman okuyucu tarafından yeterli bulunmayan dosya konuları gündeme getirilse bile, dosya konularında şöyle bir çıkış noktası oluyor: “Bizim kendi gündemimizde sorun olarak gördüğümüz/ yapmaya güç yetiremediğimiz/ atladığımız hangi konular var?” Bu noktadan yola çıkarak işlenen konular, bir yandan yazara bir şeyler katma noktasında yardımcı olurken, diğer yandan okuyucu açısından da ‘yazmış olmak için yazılmış’ bir metin ile karşılaşmamasına vesile oluyor.

Gündem yazıları derginin vazgeçilmiş sayfalarından… Müslümanların gündemini iyi tutup, bizim olmayan gündemlerden ziyade, bizim olan ama göz ardı edilen gündemleri konuşmayı esas alan dergi kadrosu; her sayıda Müslüman coğrafyanın sorunlarını gündemleştiren haber-yorum metinleri, makaleler ve tercüme yazılar ile okuyucunun karşısına çıkıyor. Entelektüelleşen gençliğin en büyük açmazlarından birini, Müslüman dünya ile olan irtibatı yeterince sağlayamaması olarak gören dergi yazarları, bu mevzuları gündemleştirerek, bilinmedik mekânlardan haberdar olmamızı sağlıyorlar.

Öte yandan, dosya konularına ilaveten, biyografi yazıları, kitap tanıtım sayfaları, denemeler, röportajlar, ilmihal, hadis-tefsir yazıları, şiir ve bulmaca sayfaları ile karşılaşıyoruz Diriliş Saati sayfalarında. Bugüne kadar Atasoy Müftüoğlu, Abdullah Yıldız, Ramazan Kayan, Mustafa İslamoğlu, Emir Eş gibi önemli ilim adamları ile yapılan röportajlar, derginin konuya ne denli ciddiyetle eğildiğini göstermek açısından artı bir değer olacaktır.

DirilişMüslüman gençler çözülmeler mi yaşıyor?

İki ayda bir çıkan Diriliş Saati dergisi, yeni sayısını Ekim ayında okuyucuya sunacak. Bu seferki konu başlığı ise: “Rahatlığın ve Rehavet Ortamının Müslüman Gençler Üzerindeki Olumsuz Etkisi”. Daha önce de ifade ettiğim üzere, dergi yazarları dosya konularını seçerken ilk etapta kendi sorunlarına yöneliyorlar ve böylece üstten bakan bir dille eleştirilerde bulunmak suretiyle pervasıca birilerine saldırmıyorlar. Okuyucuların bu gözle bir değerlendirme yapmaları, belki kendilerinde var olan; ama hiç fark etmedikleri bir zafiyeti keşfetmelerine olanak sağlayabilir.

Dergiyi temin etmek isteyenler, ‘nerede bulabiliriz’ diye soracaklardır. Yine dergi politikası çerçevesinde, kendi çıktığı ilde doğru düzgün herkese ulaşmadan başka şehirlerde yeni okuyucular bulmanın sağlıklı olmadığına kanaat getiren dergi kadrosu, İstanbul’da birkaç kitapevine dergiyi ulaştırmakla birlikte, genel itibariyle okuyucularının talebi doğrultusunda farklı şehirlere posta yoluyla gönderiyor dergilerini. İrtibat sağlamak açısından “dirilissaati@hotmail.com” adresi, gerekli görüşmelere cevap bulmada siz değerli okuyuculara yardımcı olacaktır.

Dergi sayfalarından şehrin sokaklarına

Diriliş Saati ismiyle veya yazarlarıyla sadece kâğıtların üzerinde karşılaşmazsınız. Hayatı bir bütün olarak yaşamayı kendilerine şiar edindikleri için, kimi zaman bir miting alanında slogan atarken, kimi zaman bir stant etrafında bildiri dağıtırken, kimi zaman bir konferans programı düzenlerken, kimi zaman da Kudüs şehitleri için ‘helva dağıtırken’ görebilirsiniz.

Hayatı salt yazıdan ibaret görmeyi kibrin bir başka çeşidi olarak değerlendiren Diriliş Saati ekibi, geçen yıldan bu yana ‘Gençlerin Sorunları’ kapsamında broşürler hazırlayarak dağıtıyor. ‘Televizyonu Kapatmak’, ‘Doğru Arkadaşı Seçmek’ gibi 5-6 konu başlığı altında, güzel bir tasarım eşliğinde, sokaktan geçen sıradan bir gence dahi hitap edebilecek bir dili olan bu broşürler, birçok kişinin takdirini toplamış durumda.

Neticede hızla değişen dünyanın ‘pislik’ saçan sokaklarında bu topluma götürecek bir mesajı olduğuna inan bu gençler, yazdıklarının pratik anlamda karşılık bulacak çalışmalar ile beslenmesine her şeyden daha fazla önem veriyorlar. Aksi halde, böyle bir şeyin hesabını Allah katında verememe sorumluluğu korkutuyor onları. Bu çerçevede, dergiyi aracı kılarak, yepyeni gençlere ulaşarak; onlarla farklı başlıklar altında haftalık sohbetler yapmayı kendileri için motor güç gören bu ekip, ‘az laf, çok iş’ düsturunu her zaman gündeminde tutmaya çalışıyor. Rabbim muvaffakiyet versin inşallah.

Şimdi sıra hayat imtihanı ile yüzleşmede

Şimdilerde bu şehrin/bu mektebin yazarları, üniversiteden ilk mezunlarını verdi. Hayata dair ilk adımları atarken, büyüyen imtihanların farkındalar onlar. Bir yandan arkalarında henüz lise çağında olan körpecik gençler bırakmanın derdi ve heyecanı içerisinde olan dergi kadrosu, bir yandan da bu zamana kadar dile getirdikleri ile ‘pratik’ manada yüzleşecekleri ‘hayat sahnesi’ne adım atmış bulunuyorlar.

Biliyorlar ki; ‘sınanmamış ahlak, ahlak değildir.’ Biliyorlar ki her ne zorlukla karşılaşılırsa karşılaşılsın; yapılan hatalar davaya değil, insana aittir. O yüzden, “Ah! Eskiden şöyle ağabeyler vardı” tarzında söylemlere maruz kalmanın, bu mektebin takipçilerini ne denli hayal kırıklığına uğratacağının farkındalar. Tabii ki ilk önce Rabbleri katında verecekleri imtihanın…

Evrensel bir mesaja sahip olan İslam’ın hayatın her an ve noktasında geçerli olduğu bilinciyle, dua bekliyor bu kardeşleriniz sizden. Dua edin Rabbimize ki bu gençler, ‘Allah’ım ayaklarımızı sabit kıl’ duasının tecellisi olarak mücadelelerine yılmadan/yıkılmadan/eğilip-bükülmeden doğru bir zeminde devam edebilsinler.

Böyle işte ey okuyucu; Anadolu’nun kuytu köşelerinde samimiyet ve ihlas hamuruyla yoğrulmuş yüreklerini sizin ellerinize bırakmaya gönüllü nice verimli çalışma bulunuyor. Onları motive etmek de; eritip yok etmek de bizimle ilgili aslında… Ama her şeyden önce ihlas ve Allah korkusu…

 

İsmail Duman ümmetin tüm dirilen gençlerine selam ediyor

GYY'nin notu: Bu dergideki gençlerin birinin bile haber metnimizde isminin geçmemesini hem haberimizin eksiği hem de söz konusu dergiyi çıkaranların/destekleyenlerin eksiği olduğunu düşünüyoruz!

Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2010, 15:14
YORUM EKLE
YORUMLAR
fkgk
fkgk - 8 yıl Önce

ömer noyan,yunus emre tozal,cüneyt özdemir,halime tiryaki,sevda hendekçi,süleyman çakır,sümeyye göçer,sena duman...

__________
__________ - 8 yıl Önce

Muhammed Duman, Süleyman Aktürk, İsmail Akkurt, Cüneyt Özdemir, Taha Öztürk, Abdülkadir Avcı, Ali Fethi Gürler, Sena Duman, Halime Tiryaki, Şanı Kızgın, Esma Şanlı, Merve Şentürk...

yasir ağa
yasir ağa - 8 yıl Önce

akyazılı cü

yasir ağa
yasir ağa - 8 yıl Önce

yasir ağadan dirilişin erlerine selam olsun
dua ile...

sümeyra filistin
sümeyra filistin - 8 yıl Önce

tevafuken okudum bu yazıyı.inşallah bizlerde bulunduğumuz ilde bir dergi çıkaracağız. maddi imakanlardan dolayı zımbalanmış fotokobi kağıtları olacak. bize göre dergi mekteb dir medresedir bu amaçla bizde böyle bir yola girdik. diriliş saati kadrosu bizden daha tecrubelidir, bilgilerinden ve deneyimlerinden faydalanmak isteriz

banner8

banner19

banner20