Bu adam benim babam!

Ahmet Mercan'ın oğlu İbrahim Mercan'dan babasını anlatmasını istedik, anlattı.

Bu adam benim babam!

Babamı hatırlayabildiğim en küçük olduğum zamanlardan başlayacağım. Babamla küçükken evde top oynadığımız zamanlar babam halının diğer ucunda kalede bekler, ben ise topu elimle yere koyar, topa vurur ve genellikle dışarı atardım ama top kaleye hizalı bir şekilde gittiği zaman babam yakalayamamış gibi yapardı. Öyle tatlı sevinirdik ki ikimiz de, “gooool” diye bağırırdık. Gol yemesine rağmen babam da sevinirdi. Herhalde benim futbolla ilgileneceğim umuduyla. Sadece futbol oynamazdık, güreş de yapardık. Tabii burada da babam yine yere yatardı ve onu itebileceğim en güçlü şekilde ittiğim zaman ters dönerdi. Şimdi gerçekten güreştiğimiz zaman bir kere oynadıktan sonra “yoruldum yoruldum” diyerek kaçıyor. Nerdeee o eski güreşler, o eski pehlivanlar.

Ahmet Mercan, İbrahim Mercan
(+)

Meşaleli eylemimiz

Babamın Marmara FM'deki radyo programı “Mercan Kayalıkları”na perşembe günleri gider ve babamı dinlerdim. Çoğu zaman şiir okurken bana bakar, tebessüm ederdi. Ben de karşılık verirdim tabii. Bir gün programdan önce, “gel seni de programa çıkarayım” dedi. Hemen “olur” dedim. O gün de babamla olan çok iyi hatırladığım ve en iyi geçirdiğim perşembe günü akşamlarındandı.

Babam günün çoğunda kitap okur. Akşamları saat sekizden sonra televizyon izlerdi. Şimdilerde babam küçükken olduğu gibi futbol oynamadığımdan yakınıyor. “Allah Allah sevmek zorunda mıyım” diyorum; “o zaman maç izlememize engel olma” diyor.

Ahmet Mercan, İbrahim Mercan
(+)

Kalk oğlum, ümmet dua bekliyor

Mazlumder anılarımız da az değildir babamla. Mitinglerde meşaleyle birinin montunu hafif bir şekilde yakmamdan sonra bir daha meşaleli eylemde meşale tutmamıştım. Babamın Mazlumder’den arkadaşı Aydın Durmuş Ağabey rahmetli olduğunda eve üzgün bir şekilde gelip ağladığını görmüştüm. Hem şaşırıyor hem de babam adına üzülüyordum. Çünkü babamın ağladığını ilk o zaman görmüştüm ve ondan sonra ağladığını pek hatırlamıyorum. Duygusal adamdır babam ama bunu hüzünlenerek gösterir.

Ahmet Mercan, İbrahim Mercan
(+)

Ben yuvaya giderken babam bana bir skeç yazmıştı. Skeci oynarken heyecanlandığımdan ve unuttuğumdan olsa gerek birinci sınıfta yeniden yazmıştı. Çok sevinmiştim.

Babam bana dini çok tatlı bir şekilde anlatırdı. Hâlâ da öyle. “Benim oğlum büyüyecek, namaz kılacak” diyordu. Namaza başlamamdan sonra babam beni sabah namazına öyle güzel kaldırıyordu ki yataktan uçarak kalkıyordum. “Kalk oğlum, kalk! Ümmet dua bekliyor!” diyordu. Bu aralar ise zorlandığımı söylüyorum. O zaman sen de beni eskisi gibi kaldır baba.

Ahmet Mercan, İbrahim Mercan
(+)

Çevresindeki Boyasız Yüzler’i yazdı

Babam kitap okuduktan sonra beğenirse bana verir, okumamı söyler. Öyle hızlı kitap okur ki bir gecede yüz seksen sayfalık kitabı bitirir. Başucu kitapları diye isimlendirdiği kitapları ise her zaman masasının üzerindedir. Kocaman kocaman sözlüklerini ise çok sever. Bilmediği kelime azdır. Ama bilmediklerini de araştırır. Yakın zamanlarda çocuklara verdiği bir seminerinde babamı dinledim. Normalde susmayacak olan çocukları bir espri ile kendini dinler hale getirdi. Şaşırdım ve içimden babam çok başarılı dedim. Anlattıkları ve anlatış biçimi çocukları hiç sıkmamıştı çünkü.

Babamın birçok arkadaşı var. Bazen beni de onlarla tanıştırır. Sevdiği arkadaşlarının bazılarını anlatan bir kitap yazmıştı: Boyasız Yüzler. Arkadaşları da onu çok sever. Kısacası çevresi geniştir babamın.

Ahmet Mercan, İbrahim Mercan
(+)

Sohbetleri ne güzeldir

Babam sadece kitap yazmamış. Önceleri de bant tiyatroları ve sonradan bestelenmiş şiirler yazmış. Hayal meyal hatırladığım kadarıyla sanki bu bant tiyatrolarından birkaç tanesini 4-5 yaşlarında dinlemiştim. Şiirlerini ise Ömer Karaoğlu seslendirir. Ömer Karaoğlu’nun birçok şarkısının sözleri babamındır. Konserde babamın sözünü yazdığı şarkısını okuyacağı zaman, “sözleri Ahmet Mercan tarafından yazıldı” der. Sohbetleri de çok güzeldir babamın arkadaşlarıyla. Oturur, önemli bir mesele hakkında birbirlerini bilgilendirir veya tartışırlar. Lapseki'de Temel Hazıroğlu, oğlu, ben ve babam cuma namazına gittikten sonra caminin avlusunda oturur konuşurduk. Biz oğlu Kasım’la daha çok gezerdik ama babam ve arkadaşları sohbet ederlerdi.

Bu babamların meseleleri, dertleri hiç bitmez. Babamı ve bitmeyen, İslam kokan dertlerini seviyorum.

Baba işte böyle bir adam…

 

İbrahim Mercan babasını anlattı

Güncelleme Tarihi: 13 Ekim 2010, 17:06
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
süleyman çelik
süleyman çelik - 10 yıl Önce

Sevgili İbrahim; evet senin baban, gerçekten güzel bir insan... Adam gibi adamdır...

banner19

banner26