banner17

Bizim tarihimiz insanlığın tarihidir

Tarihi sürekli canlı tutan simalar vardır hani. Onlarla karşılaştığınızda tarih aşığı olduğunuzu anlarsınız. İşte İbrahim Tığlı öyle biri..

Bizim tarihimiz insanlığın tarihidir

Tarihi sürekli canlı tutan simalar vardır hani. Onlarla karşılaştığınızda tarih aşığı olduğunuzu anlarsınız. İşte İbrahim Tığlı öyle biri.

Tarih bir aile geleneği olur mu?

Ailesinde hep tarihçiler olan biri İbrahim Tığlı. Kuzenleri ve yeğenleri birer tarih tutkunu. Lise yıllarında felsefe okumak istiyorken Üniversite sınavından bir gün önce aile geleneği bozulmadı ve o da “Tarih” dedi, tarihi seçti.

Edward Said'le değişen tarih bilinciEdwar Said, Filistinlilerle birlikte İsrail askerlerine taş atıyor

Marmara Üniversitesi Tarih Fakültesi’nde son sınıf öğrencisiyken tarihin ne denli önemli olduğunu Edward Said’in Oryantalizm kitabıyla idrak etmiş. “Tarihin daha çok Avrupa merkezli okutulduğunu, öğretildiğini, öyle bir bakış açısının verildiğini düşünürken Edward Said’in kitabı Avrupa’nın dışında bir tarihe bakmak gerektiğini fark ettirdi.” diyor İbrahim Tığlı.

Tarih'in malzemesi insan ise eğer insana dair herşeyi içermeli

Geçmişi yani iz bırakan insanlığı anlamak için tarihin tek başına yeterli olmayacağını düşündü ve sonraki akademik çalışmalarını sosyoloji alanında devam ettirdi. Sosyal bağlamda ve kültürel düzeyde tarihe bakılması benim için bir şart, oldu diyen Tığlı kendisine sorular yönelttiğinizde daha çok “anladım” ve “fark ettim” kelimelerini kullanıyor cevaplarında.

Bunun sebebi ise kendi deyişiyle: Tarihten genel yargılarla söz edemezsiniz. Geçmiş olsa dahi tarih sürekli değişir. Çünkü yeni bilgiler ve yeni bakışlar size nasıl bakmanız gerektiğine dair ipuçları verir. Bizim üniversitelerde gördüğümüz tarih siyasi bağlamda, yöneticiler tarihi.. sanki bizim tarihimizde bireyler tek başlarına yoktu. Onları yöneten idareciler vardı sadece..” Sosyolojiyle devam etmesi de bu bağlamda tarihin hinterlandına ulaşmak.

İbrahim Tığlı ilerlediği tarih yolculuğunda sosyolojinin de eksik bir yaklaşım olduğunu fark etmiş. Siyasi gelişmelerin de tarihin hamurunu yoğurduğunu ve hamura değil de hamuru yoğuran ellere bakmak gerektiğini idrak etmiş. Yolculuğun bundan sonraki adımı Uluslararası ilişkiler olmuş.

Afrika hem son durağı hem de başlangıç noktası oldu

Uluslararası ilişkiler alanındaki araştırmaları şehir şehir, diyar diyar, ülke ülke genişlerken son limanı Afrika olmuş.

Kendisi şöyle diyor: “Afrika limanında durdum. Afrika’nın sunduğu geniş vitrin son durağım oldu. Afrika’nın tarihi yok. Orada tarih var fakat Afrika üniversitelerinde bile çoğu konu okutulmuyor. Bana bu Avrupa’ya rağmen bir tarih bakışının nereden başlaması gerektiğini öğretti. Milli tarih düşüncesi tarihe vurulmuş en büyük darbe olarak aklımda yer etti. Tarih sınırlandırılamaz. Zaman kısıtlanamaz. Bir kişiyi veya bir milleti bir hücreye hapis etseniz bile vakit geçecektir zaman akacaktır.

Her zaman mazlumlar ve zalimler, sömürülenler ve sömürenler, öldürenler ve ölenler, hükmedenler ve hâkimiyet altına girenler oldu. Tarih aslında hiçbir zaman başkalarının veya ötekilerin tarihi değildir. Bizim tarihimizdir, insanlığın tarihidir.”

İnsanı insandan ayıramazsınız

Tarih’in çıkış noktası da bıraktığı izler de söz konusu olduğu toprakta ve o toprağa ayak basan insanda işaretlidir. Konu insan olunca ise kişinin kendisini tüm insanlıktan ayırarak değerlendirmek dünya döndükçe var olan ve var olacak olan olayları ve olguları yanlış değerlendirmek olacaktır fikrini benimseyen İbrahim Tığlı şu günlerde Dünya Bülteni Haber Portalı altında Tarih Dosyası’nın danışmanlığını yürütüyor. Tarih bana göre hiç bu kadar güncel olmamıştı.

 

 

Cüneyt Çelik faydalı bir iş tüm insanlığa hayır getirir, dedi

Tarih Dosyası

Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2010, 20:39
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20