Bizim Allah'ımız var derdi ne güzel

Tahir Büyükkörükçü ilmin ve eylemin cismanileşmiş halidir.

Bizim Allah'ımız var derdi ne güzel

Bu sabah vefat eden Allah dostu Tahir Büyükkörükçü Hocamızı Ayşegül Genç 2 yıl önce yazmış, şifa bulması için dualarınızı istemişti. Şimdi o yazıyı sizlere sunuyor, Güzel Hocamıza fatihalarınızı bekliyoruz. 

Vaaz kasetleri ile büyüdük

Dedem her Cuma otobüse biner ve evlerine hayli uzak olmasına rağmen Kapu Camii’ne onun vaazını  dinlemeye giderdi. Çok etkiliyor derdi. Hem kızıyor hem seviyor… Hem coşturuyor hem kendimize döndürüyor…  Bütün yaz tatilimi dedemlerin evinde geçirdiğim için anneannemin dolabında, kilerinde bakılmadık yer, deşilmedik sepet bırakmazdım. En çok da kaset ve kitapların olduğu kutuyu getirir ortalığa döker karıştırırdım. Anneannem okuma yazma bilmezdi ama tonla kitabı vardı. Gelenlere rastgele bir sayfa açtırır ve okuturdu. Sonra da “ya ya onlar öyle yaşamış bizler ne olacağız” derdi. Kasetlerin her biri “çekme kaset”ti. Üzerlerinde bozuk bir el yazısıyla yazılmış -muhtemelen dedem yazmış- isimler olurdu. “Abdullah Büyük hoca”, “Tahir hoca” gibi… Sonra birini teybe koyar ve dinlerdik.  Anneanneme bir nevi dj lik yapardım.  En çok Tahir hocayı severdi. Biz de en çok onu dinlerdik. (yıllar sonra abim kasetin birinin üzerine Ebru Gündeş kaydetmişti de epey dayak yemişti)

İşte ilk o kasetlerden dinledim Tahir hocamızı. Bir vaizden ziyade bir baba gibi nasihat eder, bazen  hiddetlenir, bazen de “bizim Allah’ımız var” der coşardı. 

 

8402Hayatı hakkında

1925 Konya doğumlu…   İlkokulu mahalle okulunda okur. Konya'da Karma Ortaokulu olarak bilinen meşhur okula devam eder. Üçüncü sınıfta okuduğu sıralar, bir gün Kapu Camiine gider. Cami kürsüsünde bir hoca efendi çok etkili bir üslûpla cemaate vaaz etmektedir. Vaazdan öylesine etkilenir ki, içinden 'ben de böyle ilim sahibi ve güzel konuşan bir vaiz olsam' diye geçirir. Daha sonra bu okulu bırakarak bu vaizden dersler almaya başlar.

1940 yılında siyasi baskılara ve yasakçı tutumuna rağmen kitaplarını gömleğinin içinde saklayarak hocasından icazet alıncaya kadar tek başına kararlı bir şekilde eğitimini tamamlar. Konya'nın Meşhur hoca efendilerinden Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu Hocadan Hadis ilmini öğrenir. Ebû Said Muhammed Hâdimi hazretlerinin Berika adlı eserini de, Kurucu Hoca'dan okur. Bu arada, o günün hafızlık merkezi olan Bulgur Tekkesinde hafızlık çalışmalarına devam eder. Fırsat buldukça da Hacı Hâki Efendiden Farsça dersleri alır. 

Vaaz Kürsüsü- Meclis Kürsüsü- Cezaevi

Hayran olduğu Mahmud Sami Ramazanoğlu hazretlerinden de manevi ders alan Tahir Büyükkörükçü,  kararlı ve titiz bir derviştir artık.  Asker dönüşü, eski garaj civarındaki Boncuk Camiinde imamlığa başlar diğer yandan da yarım kalan hafızlığını tamamlar. Çeşitli camilerde verdiği vaazlara ilgi her geçen gün artar. Zamanın Diyanet İşleri Başkanı Ahmed Hamdi Akseki bir vesile ile Konya'ya gelir ve Tahir Hoca'nın vaazını dinler, çok beğenir. Prosedür gereği yapılan bir imtihanla Tahir Hoca Konya merkez vaizliğine tayin edilir: Yıl 1951.

1960 İhtilaline kadar ateşli ve etkili vaazlarına devam eden Tahir Hoca, İhtilalin sıkıntılı  günlerinde dahi vaaz vermeye korkmadan devam eder. iki yıl sonra mahkemeye verilerek vaizlik vesikası elinden alınır ve sekiz ay konuşturulmaz. 1964 yılında Burdur'a sürgün edilir. Hocaya ceza verdiğini sananlar burdur halkına ödül vermiştir aslında… 
 
1965'teki siyasi değişiklik sonrası, Konya'ya müftü olarak döner. Yedi yıla yakın devam eden müftülük döneminden sonra kendi arzusu ile tekrar kısa bir süre vaizlik yapar ve 1973 yılında emekliye ayrılır.  
 
Siyasetten hiç hoşlanmadığı halde büyüklerinin isteği ile 1977 yılında Milli Selamet Partisinden Konya milletvekili olarak Meclise girer. 12 Eylül darbesinde tutuklanır; 'İslâmî esaslara dönülmesini ve İslâmî devlet kurulmasını istediği' iddiasıyla Askeri Mahkemece yargılanır; 11 ay cezaevinde kalır; beş yıl devam eden mahkemelerden sonra 1985'te berat eder. Cezaevinden çıkınca tekrar Kapu Camii ne döner ve vaazları 1999 yılına kadar devam eder..

 

İsmet İnönü’nün korkulu rüyası

1965'de Burdur'da iken Denizli'de başlayan salon konuşmaları 1960-70'li yıllarda bütün Türkiye'ye yayılmıştır. Adana, Ceyhan, Kayseri, Malatya, Sivas, Diyarbakır, Erzurum, Nevşehir, Karaman, Niğde, Samsun, Eskişehir, Isparta, Ankara, Maraş, Bursa... Konuşmaları yurtta büyük coşku oluşturmuştur. 1968'deki meşhur İzmir Alsancak Spor Salonu konuşması, o günün siyasilerinin fevkalade dikkatini çekmiş ve İsmet İnönü bir meclis konuşmasında Tahir Büyükkörükçü'den söz ederek şöyle demiştir: hükümeti destekleyen 3 sac ayak var. Birisi, Said Nursi, birisi Konya Müftüsü birisi de Gazali...”

 

Nasıl bir insandı

*Misafirperverdir... Başta Mahmud Sami Ramazanoğlu Efendi hazretleri olmak üzere, Lâdikli Hacı Ahmed Efendi, Hacı Veyis Zade Mustafa Efendi, Muhammed Harrani Hazretleri, Musa Topbaş Efendi, Muhammed Zahid Kotku Efendi, Mekkeli Üstad Muhammed Alevi Maliki, Yahyalılı Hacı Hasan Efendi, üstad Ali Ulvi Kurucu, Havlucu Ahmed Efendi, Konyalı Dişçi Mehmed Efendi gibi nice büyükler, Necip Fazıl gibi nice üstadlar evlerini teşrif etmişlerdir. Hali hazırda yaşayan bir çok zevat da evlerinde misafir olmuştur.  

*Allah dostlarına dost, düşmanlarına karşı düşmandır.

*. Mevlana hayranıdır ve binlerce Mesnevi beytini vaazlarında ezbere okur. Mehmed Akif'i çok sever; üstad Necip Fazıl'la çok muhkem dostlukları vardır. Ali Ulvi Kurucu ile sohbetlerine doyum olmaz. 
*fıkıh ve tasavvufta çok titizdir. İmam-ı Azam hazretlerini çok sever ve Hanefi fıkhı konusunda lakaydiliğe asla taviz vermez.

*Tasavvufta ise ölçüsü  Şeriat'tır. Tasavvufa asla dil uzattırmaz ama Şer-i Şerif'e uymayan hallere de asla itibar etmez.

*Hayır yapmada önde olmayı  sever. Yakınlarına ve çevresine,'Nerede bir hayır işi varsa, sizin de mutlaka payınız, katkınız olsun' diye tavsiye eder. Hafızlığını tamamlayanları umreye göndererek ödüllendirir. Haftalık sohbetlerinde mutlaka para toplanır ve bir ihtiyaç sahibine yardım edilir.

Tahir Büyükkörükçü*Onun en büyük derdi İslam'ın ve müslümanların yüzünün gülmesidir.'Çok çile çektik. Bir iyi gün görelim, İslâm adına bir oh diyelim de öyle ölelim' der. Müslümanlarının yüzünün gülmesi için İmam Hatip Okullarına özel bir önem verir; 'evladım olsa hepsini İmam-Hatip'ten geçiririm' der. 

Basılmış eserleri

Hakiki Vechesiyle Mevlana ve Mesnevi,

Mevlana ve Mesnevi Gözüyle Peygamber Efendimiz,

Müslüman Peygamberini Tanımalısın,

İslam'da Edeb,

Mübarek Ramazan ve Oruç. 

Onu yazdım çünkü 

O uzun zamandır çok hasta...  "Kapu camisinin aziz cemaati..." diye başlayıp Koca Akif’ten bahseden   Mesneviden geçen , Hafız ile bitiren, kaçkınların yola dönmesine vesile olan,  ilim adına mücadele eden ve inananların kalbinde taht kuran hocamız çok yorgun…

Her ne kadar kürsülere çıkamıyor ve sohbet edemiyor olsa da radyolar Kon-TV ve Ribat FM, konuşmalarını bantlardan naklen veriyor. Hala yaşlı kadınlar onun vaaz kasetlerini kıymetli bir elmas bilip saklıyor… O hastalıkla mücadele ediyor olsa da bugün onun yetiştirdiği talebeler dolaşıyor şehirleri, ülkeleri. Ebu Cehillere, Ebu Leheblere inat. Yüzlerce tebliğci, yüzlerce hatip, hoca, vaiz, gece gündüz demeden devam ediyor bayrak yarışına... Azrail ile yan yana hapishane kıyafetleri hazır şekilde vaaz veren bir mücahide ne kadar teşekkür etsek, sağlığına kavuşması için ne kadar dua etsek azdır…

Siz de bu vesile ile dua buyurunuz…

Video sohbeti için: http://www.dunyabizim.com/video.php?id=52

 

Ayşegül Genç duaya çağırdı

agt.ayse at gmail.com

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2018, 15:07
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
cihad
cihad - 10 yıl Önce

Elinize sağlık, yazı içinde bir çok gizli öğüt barındırıyor.
Ah! o babanneler, dedeler...

Hoca'nın elini öpmek nasip oldu. Vaazlarını da o günlerde dinleyemesekte şimdi dinleme imkanına sahibiz.

Abdurrahman Mıhcıoğlu
Abdurrahman Mıhcıoğlu - 10 yıl Önce

Hocaefendi hakkında ne kadar hürmetkar ve medihkar kelam edilse azdır... Onun, bir "Aşk Eri Mevlana" deyişi vardır ki, gönülleri titretir, akabinde gelen beyit zaten sizi bu alemden alır başka alemlere götürür...
Allah ömrümüzden ömrüne ömür katsın inşallah, iyi insanlar iyi atlara binip gidiyorlar, kalanlara vâ esefa mı demek düşecek acep? kim bilir...

mehmet
mehmet - 10 yıl Önce

Bu haberi okuyunca hiçbir şey yapmadığımızı anladım..Örnek alınacak bir insan ve bu insanın hayatı Ayşegül Gencin kaleminden çok iyi özetlenmiş.sayın Hocamıza Rabbimden Şifalar diler,Hizmetleri için Teşekkür ederiz.Allah Razı Olsun...

Mehmet Bahadıroğlu
Mehmet Bahadıroğlu - 10 yıl Önce

Nur yüzlü tahir hocamızı bende konyada ziyaret etme fırsatını 9 yaşındayken bulmuştum. Benim gözümde o zamanlar sıradan bi tonton dede idi. Ancak her geçen gün kıymetini dahada fazla hissediyoruz. Heleki islam aleminin sünnet ailesinden alimlere susadığı bu dönemlerde. Allah hizmetlerini makbul etsin. Allah şifalar versin.

kamil defter
kamil defter - 10 yıl Önce

Tahir Hoca, Erbakan Hoca ve Lütfi Doğan Hoca Kirazlıdere tutukevinde aynı hücredeydi, 12 Eylül'de... Yıllarca aynı davaya baş koymuş muhteremlerdi.

hafize kayıtmaz
hafize kayıtmaz - 9 yıl Önce

Allah uzun sağlıklı ömürler versin kendisine sohbetleri insana çok kapı açıyor.Allah razı olsun.
Ayrıca dünya bizim de böyle güzel bi insanın haberinin yer almasından çok mutlu oldum teşekkürler

MUSACYLN
MUSACYLN - 9 yıl Önce

rabbim iki cihanda da sizden razı olsun Mübarek insan...

hüseyin
hüseyin - 8 yıl Önce

Allah rahmet etsin mekanın cennet eylesin. hocamızı bende tv de dinledim cuma günleri cıkar kontv de cuma nazında vaız verirdi. cok güzel konuşurdu sade anlaşılır hoş bir sohbeti vardı. cuma günü bizim için bir bayram olurdu onun sohbetini dinledikten sonra camiye giderdik.


banner19